SÜTAŞ’ı Yıpratırken

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

          Tamam Sütaş?ı namaz bahanesiyle yıprattığımızın farkında olmayabiliriz. Ama bu işin suistimal edildiğini de gözden uzak tutmamak gerek.

            Namazın kazası var ama insanlığın, adamlığın kazası yok.

            Ben yedi yıl önce alenen abdest alan bir galerici hırbonun ayağını önümde yüz havlusuyla kurularken yeminlerle sattığı arabadan yediğim kazığın acısını hala içimden atamadım.

            Esed?in adamı filan değildi ha! Bizden biriydi.

            Namazı böyle kılanlar da var.

            Hem atalar boşa mı demiş; ibadet de kabahat te gizli, diye?

            Bu Allah?tan korkmaz da haala Aksaray?da galericiler sitesinde boy göstermekte.

            Milli ve dini kavramları kullanarak doktorluk, öğretmenlik ya da avukatlık gibi mesleklerde malı götürenlerin ismini açıklamam maalesef grup gücüne dayanan bu tiplerin lehine çalılan demokratik teamüller gereği mümkün değil.

            O halde ben de özgür değilim.

            Bu takiyeyi, bu münafıklığı açıklayamamak ne acı bir esaret!

            Bana özgürlüğümü kim bağışlayacak, söyler misiniz? Ben ve benim gibi milyonlarca kürek mahkumunun özgürlüğünün hiç mi kıymeti harbiyesi yok?

            En sıradan konuşmalarımızı ve en basit şakalarımızı bile bin dört yüz yıl evvelin Arap geleneklerine göre parantezleyen konu komşu, akraba, meslektaş ve arkadaşlarımı yazmaya kalksam bu sayfa yetmez.

            Hele kolaylaştırması gereken bir inanç uğruna beni ölümle tehdit edenleri hiç demeyeyim isterseniz? Dünya tarihi hep onların gürültülerine hoşgörülü olduktan sonra?

            Demek ki ben de özgür değilim. Ve bu müebbet mahkumiyet, takiye siperlerinde çürütmekte beni.

            Doğdum doğalı ben, ben olamadım. Vallahi de Billahi de böyle? Robot gibi güdüldükten sonra insanı yüceltmenin manası ve faydası ne?

            Bir devirde Avrupa?da dünyanın yuvarlak olduğunu iddia etme cüretini gösterenlerin maruz bırakıldığı muamelelerle matbaa gavur icadı diyerek memleketi çağın yüz yıl gerisinde bırakanları unutursak boy boy ibadethanelerimiz olur ama fabrikalarımız sovyet fabrikaları gibi kısırlaşır.

            Sütaş?ı yıpratmak pahasına yıkıcı eleştirlerde bulunurken lütfen bunu da düşünün derim. Gerekirse bu köşeden yazmayı dahi bırakabilirim.

            Geçen sene Bişkek?te yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Bir kutlama sırasında Manas Üniversitesi?nin bahçesinde gezinirken beş altı kişinin konuşmalarına şahit oldum. Dayanamayıp olaya maydanoz oldum.

            Adamlar pek dertliymiş. Eskiyi karıştırırken bir zamanlar gümüş yüzüklülerin üniversitelere alınmayışına verip veriştiriyorlardı. Neymiş efendim, insan haklarına aykırıymış. Aadletsizmiş. Kul hakkı ihlaliymiş.

            İyi de dedim. Aynı şey bugün hem de aynı üniversiteler tarafından aynen yapılmaya devam ediliyor. Ama bu sefer bir farkla? Günümüzde gümüş yüzüklü ve badem bıyıklı olmayanlar kabul edilmiyor.

            Suçu mu eleştiriyorsunuz; suç işleyenin ideoloji ya da inancını mı?

            Cevap bile veremediler koca adamlar. Ne yaptılar biliyor musunuz?

            Eğer olayın kendisi suçsa, gümüş yüzüklüler de Allah?tan korkmadan bu suçu işlemekteler. Şahsi menfaatlerini tatmin etmek maksadıyla? Beyefendiler daha fazla dayanamadılar hakikatle yüzyüze gelmeye, birer ikişer kaçtılar. Çünkü kendilerini ve toplumu kandırdıklarını en iyi kendilerini bildikleri için gerçekle yüzyüze gelmekten korkuyorlardı.

            Bunları anlatamamak da beni boğuyor ve özgürlüğümü kısıtlıyor. Bunun hiç mi önemi yok?

            Onun için gelin bunun orta yolunu bulalım. Öğle yemeği molalarında namaz kılacak bir yer tahsis etsin fabrika. Ama ötesini de siz istemeyin. Aksi takdirde büyük bir ekonomik imkandan mahrum kalırız.

            Avrupa, Amerika ve Rusya nano teknolojik düzeye ve uzay teknolojisine bu kafayla ulaşmadı. Bu mantıkla düşünmediği için de Allah onlara dünyayı yönetecek gücü nasip etti.

            Ne dersin, Allah?ın takdirine rıza göstermek gerek değil mi?

              

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sabah Bülteni 27 Ekim 2026 sabah Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!