Kim, yasal silah kullanıyor ki’

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

         Suriye’de geçen hafta kimyasal silah kullanıldı. Olayla ilgili tek doğru belge, bilgi ve haber bu kadarla sınırlı. Dahası ve ötesi yok.

         Elinde güç olan her iktidar, doğru sandığı için doğru kabul ettiği inanç temelli ideolojisini koruma ve kollamak adına ve iktidarını tehlikede gördüğü esnada orantısız güç kullanma eğilimindedir.

         Süreç, demokratik tepkisini ortaya koymaya çalışanların tazyikli su ve biber gazı marifetiyle polis gücüyle engellenmesinden başlar. Bu gidişin sonu yoktur. Güç odağı, kendisini tehlikeli gördüğü ya da muhaliflerin gücünü yenebileceğini sandığı kadar orantısız güç kullanır. Bu, bütün iktidarların, seçilmiş ya da kendini seçtirmiş bütün iktidarların en tabii tepkisi kabul edilmelidir.

         Ama efendim benimki çok doğru, pek doğru ve dahi tek doğru diyebilirsiniz.

Beşer’in nezdinde bütün Şiiler de suniler gibi kendi inandıklarını en doğru ve tek doğru sanmaktalar. Hatta Miammar’da Budistler, Hindistan’da Hindular ve Kudüs’te Yahudiler kendi inandıklarının tek ve mutlak doğru olduğunu sanmaktalar. Herhangi bir ideoloji ya da inanç doğru olduğundan değil; doğru sanıldığı için doğrudur. Aksi söz konusu olsaydı; dünyadaki bütün doğrulara inanmamız gerekirdi.

Sizin ya da bizim gibi inanırlar, inandıkça doğru sanmaktalar doğru sandıkça, inanmaktalar… Bu kısırdöngü handikabında sistemleşen inançlar ideolojik misyona terfi ederek zamanla kişi ve toplumların emperyal çıkarlarını emzirmeye başladığı anda; başkalarını da kendi inandıkları için onları doğru sandıklarıyla kanlı ya da kansız bir şekilde şereflendirmeye çalışmaktalar. İnanç ve ideolojik her türden savaş ve mücadelenin kısaca analizi bundan ibarettir.

Tabi gördükleri tepkinin dozu arttıkça da Hidayet Operasyonlarının boyutları da artmaktadır. Tarihteki bilaistisna bütün kan dökmeler ve katliamlar bu aşamadan sonra sergilenmektedir.

Tarihteki bütün toplu kan dökmeler bir taraftan bakıldığında katliam gibi görünürken; inanırları tarafından bakıldığında zorla ve kan dökerek dahi olsa onların, yani sapkınların dünya ve ahretlerini kurtarma operasyonudur ve son derece masumanedir. Hatta kendi inanç dairelerinde kutsal ödüllere layık görülürler.

Ve biz de onları yani bizim gibi düşünmeyenleri, yine onların da bize yaptıkları gibi, dahi bizim gibi inanmayanları hidayete davet ediyoruz velev ki zorla bile olsa. Biz onların yani sapkınlık içinde olanların ahretlerini kurtarmak istiyoruz.

         Kendi ahretinizi kurtardınız da başkalarının ahreti kaldı.

         Hem kimse kimseden ahretinin kurtarılmasını talep etmiyor ki…

         Dahası ahret de kurtarılması yönündeki operasyon da o operasyona destek veren inançlar da bütün tarafları birbiriyle aynı kabul etmek kayıt ve şartıyla tamamen göreceli fikir ve inanç farklılıklarından başka bir şey değiller. Şiisi sunisi, Budisti Yahudisi arasındaki fark sadece söylemlerin vokalistik şeklidir. Yoksa anlam yönünde en ufak bir ayrım bulunamaz.

         Sizin sapkın kabul ettiğiniz görüş ve inançları da sizin gibi kurtuluş reçetesi gören inanırları var. İnançlar da siyasi partilere benzer. İnsanlar inanmak istedikleri için inanırlar. Toplusal dolduruşa getirildikleri için inanırlar. Tüm dünyada küçük yaşta inanç eğitimi verilmesinin temel sebebi budur. Yetişkin insan belli bir yaşa geldiğinde kendini karşı konulamaz bir Öğrenilmiş Çaresizlik içinde bulur ve zamanla aklının mücadele kuvvet ve kudreti kırılarak Tükenmiş Sendromuna yakalanır. Bu hastalık onu düşünmeden yaşamaya yani sürü psikolojisine mahkum eder.

          Bu durum en azından Suriye ve Mısır olaylarında birbirlerini canilik ve barbarlıkla suçlayan kör inanırların neden telesekreter gibi aynı sloganlarla birbirlerine yüklendiklerini yeterince açıklamaktadır. Tabi bunu anlamak içi aklı nadasa bırakmamak, sürü psikolojisinden kurtularak aklı olduğu iddia edilen insan gibi davranmak gerekmekte…

         Ne yazık ki futbolu bile taraftık çerçevesinde inanırlığa çevirmeyi başaran ve sürü dışında yaşama kuvvet ve kudretinden mahrum insanlarda ben bu yeteneği göremiyorum.

 

         Bir şeye inanmadan duramayan ve aklını kullanmaktan korkan hatta köşe bucak kaçan insanoğlu, sen kendinde bu ışığı görebiliyor musun?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 26 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!