NATO ÜYELİĞİMİZİ TARTIŞABİLİRİZ

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

      Taksim?de sahnelenmeye çalışılan gezi Parkı provokasyonu Türkiye?nin uluslar arası arenada pozisyonunun koordinatlarını yeni baştan tespit etmesini elzem hale getirmiştir. Hatta bununla yetinmeyip kültürel değer yargılarımıza kadar neyimiz varsa geri sarmanın zamanı geldi geçiyor.

         Ayıdan post Rus?tan dost olmaz atalar sözü değiştirilemese bile ekleme yapılabilir. Mesela ayıdan post Amerika?dan dost olmaz şeklinde bir haşiye eklenebilir.

         NATO?ya girerek Amerika?nın müttefiki oluşumuz zaten baştan yanlıştı. Beyaz elbiseli adam, kara elbiseli adam oyununa geldik. Rusya?nın kucağına düşmektense Amerika?yı tercih edişimiz bundandır.

         Bizimki ormanda yolunu kaybetmiş. Uzun süre aylak aylak gezdikten sonra Hans?a rastlamış. Fakat Hans?ın niyeti pek iç açıcı değilmiş. Bizimki bakmış post pahallı, tabanları yağlayıp kaçmaya başlamış. Kaça kaça bir kiliseye rastlamış. Demiş içerideki papaz efendi en azından insaflı çıkar da bana yardım eder. Can havliyle girip durumu kestirmeden anlatıvermiş. Papaz efendi bir güzel dinledikten sonra ağzından baklayı çıkarmış: ? Zaten hep Hans kovalar ben benzetirim!?

NATO?ya girişimizin manası ancak bu kadar veciz bir şekilde dramatize edilebilir. Rusya kovaladı; Amerika?ya sığındık. İkisinin de birbirinden zerre miskal farkı yok. Yalnız belki Ruslar biraz daha insaflılar. Rusya bir ülkenin başına iş açtığında en azından bir şeker verip gönlünü alıyor. Amerika ise baştan verdiği şekeri keyfini gördükten sonra geri alarak o kadarcık bile nezaket göstermiyor.

         Aslında Türk?ün yapısı itibariyle kimseye bağlı olması düşünülemez. Çünkü Türk demek bağımsızlık demektir. Türk demek özgürlük demektir. Türk demek egemenlik demektir.

         Ancak Almanya?nın oyunuyla girdiği I. Dünya Savaşı?nda bütün imkân ve kabiliyetlerini kaybeden ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile toparlanmaya çalışan Türkler için Doğu Kapılarına dayanan Sovyet Rusya?ya karşı NATO?ya bağlanmaktan başka bir çare o zaman için kalmamış olabilir. Artık dünya siyasi konjonktürü eskiye göre hatırı sayılı ölçüde değişmiş bulunuyor. Türkiye de emeklemeye çalışan bir ülke değil. Bilakis bugünün Türkiyesi dünyanın G8?e aday bir ülkedir.

         Dünya sadece Rusya ve Amerika?dan oluşmuyor. Dünya liderliğine oynayan ve batıya açılmaya çalışan Hindistan ve Çin?e bu vesile ile yanaşabiliriz. Ha Hindistan ve Çin?in dini inançlarını bahane ederek bu fikre sıcak bakmazsanız; hak din kardeşiniz Amerika ve Rusya ile bir yastıkta kocayın demekten başka sözüm olmaz. Bu mesele üzerinde hiç polemiğe de girmem.

         Eğer olaylara illa ki bir inanç ya da ideoloji penceresinden bakmaya devam ederseniz NATO gibi daha nice şer odaklarının içine düşmekten kendinizi kurtaramazsınız. Eğer hak dinlerden birindeki Amerika?yı, Gezi Parkı eylemleriyle Türkiye?nin bölünmez bütünlüğünü açıkça tehlikeye atan Amerika?yı Hindistan ve Çin?e karşı savunmakta ısrar ediyorsanız aklınızdan şüphe ederim ancak.

         Hepsini geçtim aktif bir istihbarata sahip olmadığımız Orta Asya?daki Türk unsurlara ve Osmanlı?nın çekildiği İslam dünyasına lider olamayışımızdan da belli olmuyor mu? Bu kutsal topraklarda Avrupalı, Amerikalı ve Rus sömürge şefleri fink atmakta. Türkiye bu paylaşımın neresinde dersiniz? Ben en azından Orta Asya?da Türkiye?nin diğer unsurları nötralize edemediğini tecrübe ederek görebiliyorum.

         Ayrıca bu tür saldırılara karşı ayakta durabilmek için Abdülhamit dönemi bir İstihbarat teşkilatına en kısa zamanda sahip olmalıyız. Ne yazık ki genç Türkiye?nin en büyük eksikliği dört dörtlük bir istihbarat teşkilatına sahip olamamasıdır.

         Ülkemize kasteden düşmanlarımızın topraklarında benzeri provokasyonları yapabilecek güç ve kudrette bir istihbarat teşkilatını alelacele kurmalıyız. Elimizdeki yaramıyor mu derseniz; ben, eylemlerine bakın öyle karar verin derim. Ayinesi iştir kişinin?

         Bugün itibariyle Afrika?nın büyük bir kısmı, Güney Amerika ve Orta Asya?da batı âleminin ciddi mana sömürgeleri bulunmaktadır. Buralarda aktif bir istihbarat çalışması yapmış olsaydık; sömürgelerin en azından bir kısmında emperyalist batıya karşı isyanlar baş gösterirdi.

         Batı âlemi bizim ülkemizde DHKP-C?yi kuruyor. Yıllarca ASALA?yı ardından da PKK?yı başımıza musallat ediyor. Bizse sadece ev sahibi olarak savunma pozisyonunda kalıyoruz. Gerekirse biz de düşman ülkelerde Abdülhamit Han?ın yaptığı gibi aktif çalışmalar yaparak çatışmayı deplasmana yayabilirdik. Meseleye bu açıdan bakınca ne kadar başarısız olduğumuz ortaya çıkmıyor mu?

 

         Son olarak bir Hadisi Şerifle sözlerimi bitirmek istiyorum. ? Düşmanın silahı ile silahlanın!?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!