Beytüşşebab?da teröristler ağır silahlarla ilçeyi basıyorlar. Hem de memleketin teyakkuz halinde? On askerimiz göz göre göre şehit oluyor. Hem de memleket diken üstündeyken?
Teröristler ellerini kollarını ve dahi umum yerlerini sallaya sallaya geziyorlar. Vekil kılıklı heriflerle hasbıhal ediyorlar. Hem de memlekette eller tetikteyken.
Hatta bazıları vekil filan da kaçırıp dağlarda, taşlarda turistik gezi düzenliyorlar.
Ama ne hikmetse memleketin istihbaratı duymuyor, görmüyor, bilmiyor.
Haydi onu geçtim. Gazetecileri, düşünürleri, askerleri okyanus ötesi teknolojisiyle takip edip; özel hayatlarını dahi mıncıklayan ve basına servis edip; Özel Yetkililere jurnalleyen Telekulak gücünün haberi bile yok.
Ey Telekulak, telekulak. Buradaysan masaya üç kere vur. Şey pardon sahi neredesin sen?
Ergenekon denen bir suç varsa, ben onu gücün istenmeyen ama doğal bir sonucu olarak görüyorum. Gücün suçu doğurması maalesef nano düzeyde tarif edilemeyen kirli bir maddeden yaratılan evrenimizin doğal bir gereğidir.
Bu kirli evrende her kim güçlüyse mutlaka ama mutlaka suç işler. Bunu gerçekleştirmek amacıyla güttüğü ve sömürdüğü pasif çoğunluğun uyanıp direnç göstermemesi için kendice Hidayet Vesilesi olarak gördüğü bir ideoloji, inanç ya da etnik parçalanmayı bahane eder. Hatta işi abartıp hiçbir mana hikmeti olmayan sportif kamplaşmaları bile pasif çoğunluğu iyonize ederek sözde on sekiz bin alemin en akıllı varlığının sömürüden orgazm düzeyinde keyif almasına sebep olur.
Dünya üzerinde değişik ideoloji, inanç ve etnik farklılıkları bahane ederek bu kadar çok insan öldürülmesinin; hatta her iyonik kamplaşmanın kendi içerisinde bu cinayetleri caiz olarak görmesinin temel sebebi de budur.
Sovyet zamanında Sovyet ideolojisini eleştirenler önce akıl hastanesinde tedaviye gönderilirmiş. Eğer vatandaş Sovyet Hidayetine inanmaz da Sovyet Sıratı Müstakimine girmezse etkisiz hale getirlirmiş. Aynı şey Şii Hidayeti için İran?da yapılmakta olup tarihte adı geçen en gaddar devletlerden biri olan Emevi döneminde de yaşanmıştır. Orta Asya?da zamanın derinliklerinde yüz binlerce masum, Emevi Sunni Hidayetine uymadığı için etkisiz hale getirilmişti.
Yani efendilerErgenekon denen içi boşaltılmış, Truva kavrama benim verdiğim anlam bu. İşinize gelirse?
Gelelim meselemize. Generallerin, yazarların ve düşünürlerin yatak odalarını bile deşifre etmekten utanmayan okyanus ötesinin Telekulak manyetizmasının ağır silahlarla askerlerimize yönelen terör eylemlerini kasten duymadığını, görmediğini ve bilmediğini sanıyorum.
Ha bu fikrimden dolayı beni fişlemeye çalışıp yorulmayın. Ben sizin ak dediğinize kara diyen biriyim. Ve yolunuzdan asla gitmeyecek biriyim.
Ve ben Sayın Baykal?la başlayan kaset taarruzunun Arap Baharının Anadolu ayağı olduğuna iman ediyorum. Yine ben bu dinleme, deşifre, teşhir ve dezenformasyon faaliyetlerinin asıl gayesinin Türk Demokrasisindeki muhalefet erkini yok etmek gayesini taşıdığına da inanıyorum.
Yasak mı?
Ayrıca sorularla helak olmaktan sonsuz zevk alıyorum.
Günah mı?
Ha aklıma gelmişken sormadan geçemeyeceğim. Yüzlerce insanı Darbeci diye içeri aldıktan sonra yıllardır hükme bağlamak için isnat edilen suça delil arayan Adalet Avcılarına sesleniyorum.
Teröristlerle kucaklaşan vekil görüntülü eşhası neden içeri almıyorsunuz? Üstelik içeri tıktıktan sonra aylarca suç unsuru aramak ve suçun sübutu için uğraşmak zorundea kalmayacaksınız?
Bir de Okyanus Ötesine seslenmek istiyorum. Elinizdeki üstün dinleme ve gözleme gücünü neden teröristleri deşifre etme noktasında kullanmıyorsunuz?
Ya biliyor musunuz soru sormaya bayılıyorum.
Ve Kesin İnanırların neden sorulardan öcü görmüş gibi kortuklarını anlayabiliyorum. Yürekleri yetmediği gibi, savunulacak tarafları olmadığının da farkındalar.
