Türkiye’yi Beter Özledim Ya

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cihan-ara cihan içindedür arayı bilmezler

            Ol mahiler ki derya içredür deryayı bilmezler

            Sanki koca şair Hayali benim gibi vatanını özleyenler için söylemiş bu güzel beyti…

            Mana itibariyle tan on ikiden isabet!

            Gerçekten anavatan Türkiye’nin, iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla canım ülkemin kıymetini bilememişiz. Gidince Naim Süleymanoğlu gibi toprağını öpesim geldi.

            Boşuna bülbülü altın kafese koyunca vatanım dememiş. Var bir bildiği garibim bülbül-i şeydanın…

            Müebbet mahkûmların kadın hasreti gibi, gebe kadınların can eriğe aş ermesi gibi ve de Sakarya depremi şiddetinde özledim memleketi. Uzaydan değil sınır ötesinden bile muhteşem görünen bir memleketi kim özlemez ki?

            Nelerini özlemedim ki? Neleri özlenmez ki?

            Ellerim cebimde cicili bicili camekânından içeride ne satıldığı anlaşılan dükkânlara girip çıkmayı… Tükürülmemiş kaldırımlarda dolaşmayı… Köşe başlarında polisin beklediği, polisin güven verdiği caddeleri süsleyen parklarda keyfe lüks günlük gazete okumayı…

            Şimdi bunlar hayalden öte rüya gibi geliyor bana.

            Dahası var. Beş yıldızlı otel kıvamında teknolojiyi anlık takip eden hastanelerinde dertleşe dertleşe muayene olmayı, fidan gibi hemşirelerine merhaba dedikten sonra rüşvet vermeden alanında uzman doktorlara muayene olmayı özledim. Abartılmış teşhislerden uzak, gereksiz ilaçlardan muaf reçetelerle güler yüzlü eczanelere selam verip çaylarını içerek alınan sudan ucuz ilaçlarla tedavi olmayı özledim.

            İhtişamda birbiriyle yarışan marketlerde peynir reyonundan peynir, zeytin reyonundan pul koleksiyonu kadar geniş bir portföye sahip zeytin çeşitlerinden seçmeyi; seçerken de ikram kabilinden tadarak almayı özledim.

            Yolda yürürken gelene geçene selam vermeyi, geceleri aydınlık yollarda, ıslak kaldırımlarda mis gibi Anadolu havasını esrar gibi içime çekerek korkusuzca gezebilmeyi özledim. Polisi görünce içime huzur dolmasını, askeri görünce gururla göğsümün kabarmasını özledim.

            Karnaval atmosferindeki alış veriş merkezlerinden süslü püslü paketlerde sıcak sıcak gülümseyen bisküvileri seyretmeyi bile özledim. Alacağım ürünlerin helal mi haramı, son kullanma tarihi geçmiş mi geçmemiş mi, hijyenik mi değil mi düşünmeden alışveriş yapabilmeyi özledim.

            Sabahları günlük gazete almayı, mürekkep kokusunu doya doya içime çekmeyi özledim.

            Kışın bir botu iki aydan fazla kullanabilmeyi, hatta kredi kartıyla üç ayı ödemesiz dokuz ay taksitle daha ucuza alabilmeyi bile…

            Mevsimine göre Yafa veya Washington portakalı ya da King mandalinayı kilosunu bir liraya poşet dolusu almayı, meyveye doymayı, poşetinde de ayrıca para ödememeyi özledim.

            İnternet üzerinden kredi kartıyla otobüs bileti almayı, birbirinden lüks şehirlerarası otobüslere Brunei Kralı gibi kurulup istediğim zaman internete girmeyi, istediğim zaman televizyon seyretmeyi ya da müzik dinlemeyi özledim. Hayali sevgili gibi kokan otobüslerde muavinden nezaketle su istemeyi özledim.

            Boylu poslu dolmuşlara binmeyi, dolmuşta boynumu bükmeden dimdik yolculuk yapmayı, kırmızı ışığa yakalanmadan seyahat etmeyi, menzile erince ‘müsait yerde  inecek var!’ demeyi özledim.

            Nijer’e dört yüz elli  kilometre duble yol yapan, Libya’ya iç savaş sırasında üç yüz milyon doları gözünü kırpmadan veren, Bosna’yı boydan boya onaran, geçmişte Irak’tan ve Bulgaristan’dan gelen, halihazırda da Suriye’den ülkemize sığınan yüz binlerce  mülteciye kucak açan Türkiye’yi özledim. Uzaya üçüncü uydusunu gönderen, kendi uçağını, gemisini, tankını ve topunu yapmakla yetinmeyip milli füze ve beton delen bombasını üreten, nükleer santralini ve uçak gemisini ihale eden muhteşem Türkiye’yi özledim.

            Kendimi zaman makinesiyle oynarken yanlışlıkla geçmişe gitmiş gibi hissediyorum.

            Zamanında ned de herkes gibi Türkiye’nin kıymetini bilememişim. Ama gerçekten Türkiye tüm dünyada kalitenin ve dostluğun yegâne timsali olmuş durumda. Böyle bir vatan özlenmez de ne özlenir?

            Beter özledim Anayurdumu! Beter özledim. Burnumda tütüyor. Şafak sayıyorum.

Siz de özleyin. Hem de sevgilinin koynunda sevgiliyi özler gibi özleyin. 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 23 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!