Pazardaki Spekülasyon

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

                Yurt dışından takip ediyorum ülkemi. Buradan bakınca hakikaten durum içler acısı.

            Bu halimizle agresif bir genç gibiyiz. Ya da diyabeti sinirine vuran kronik bir hasta gibi…

            Tahmin ettiğiniz gibi fiyatları el yakan ama buna rağmen halkın yine de en ucuz alış veriş yapabilmek umuduyla yollarına revan olmak zorunda olduğu pazarlardaki haksız ticaret ortamından bahsetmek istiyorum.

            Maalesef en ufak bir spekülasyon ya da coğrafi şartlardaki en sıradan bir olumsuzluk dahi anında rant aracı olarak değerlendirilmektedir.

            Bu oportünist bir yaklaşımdır. Bu fırsatçı bir hareket tarzıdır. Bu kendi insanını ve toplumunu sömürü eylemidir.

            Asgari yaşam elemanlarından olan gıda ürünlerinden acımadan haksız kazanç elde etmeye devam edersek; Sarkozi’nin ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Öyle değil mi spekülatörler, simsarlar, sansarlar, komisyoncular?

            Bu iğrenç, acımasız ve etik değerlerle çelişen fırsatçı entrika ve operasyonun herhangi bir karesinde ya da aşamasında öyle ya da böyle yer alanların insanlıkla alakaları olmayacağı gibi bu tip gafillerin mutlaka mensubu olmak zorunda hissettikleri düşünce, inanç ve ideolojilerinin doğru ve gerçek olduğunu da hiç sanmıyorum.

            Bundan dolayı gelin sömürü sisteminin herhangi bir yerinde yer almamak için lütfen kutsanmış söylemlerle çevremize birtakım inanç, görüş ve ideolojileri empoze etmekten vazgeçelim.

            Çünkü bu empoze sürecinde ideolojik ve inançsal elektrikle yüklenen birey ve topluluklar, çok kolay sömürülebilmektedir. Bir şeye taraf olanların sömürülme eşikleri düşer.

            O zaman kendimizi bir inanç, görüş, politika ve ideoloji mensubu olarak görmeyi ve kendimizin dahi çıkarlarımız noktasında iplemediğimiz bu sanal vizyonu zorla çevremize empoze etmeyi derhal bırakalım.

            Yoksa daha çok sömürülürüz. Pazar sömürüsü bunlardan sadece biri…

            Neticede Ramazan başta olmak üzere kış şartlarını bahane eden sebze meyve komisyoncuları yani aracı ara kabloları hemen bunu fırsat bilerek basıyorlar zammı.

            Bu halleriyle Beşer Esed ile aynı kefede olduklarının onlar farkında olmasalar da biz farkındayız arkadaş!

            Sebze meyve fiyatlarının fahiş derecede yükselmesine sebep olan aracılar Beşer Esed ile aynı günahı işlemektedirler.

            Beşer Esed zulmünü silah ile yaparken, sebze meyve komisyoncuları bizim insanımıza, hani lafa geldi mi vatan millet Sakarya edebiyatı, muhafazakârlık ya da demokratlık maskesiyle kandırdıkları bizim halkımıza Kerbela yöntemiyle açlıkla yapmakta.

            Bunlara verilecek en güzel ceza sebze ve meyveyi pahalı olduğu hafta ne pahasına olursa olsun almamaktır. Bir hafta sebze meyve yememeyle kimse ölmez. Zaten hava soğuk, bir hafta almayın bakın bakalım; insafsızlar, Allah’tan korkmaz vicdansızlar malları ellerinde patlayınca ne yapacaklar?

            Üreticiden tüketiciye kadar bir ürünün seyahati sırasında beş altı komisyoncunun elinden geçmesi dolayısıyla etiketin kötü yola düşmesi meselesine hükümetin en kısa zamanda çözüm bulması gerek.

            Ama parlamento bir aydır kendi personelinin özlük haklarının iyileşmesiyle meşgul. Bilmem fark edebilirler mi halkın feryadını!..

            İlaç ve reçetelerden alınan haksız ve anlamsız komisyonlar, sebze ve meyve komisyoncularının ihanete varan spekülasyonları bana göre Sarkozi’nin gafından ve hatasından daha önemli. En azından şu anda vatandaş için en önemli problemdir.

            Bırakın Sarkozi’nin yakasını vatandaşa meyve sebzeyi yasaklayan, haram eden komisyonculara bakın siz! Bırakın Osmanlı Ermeni ilişkilerini! Vatandaşın belini büken ekonomik krizle ilgilenin yahu!

            Bırakın Esed’in peşini hayat pahalılığı yaratan ve birbirlerine pas atarak kesesini dolduran insafsız ve acımasız aracılar Esed’den bin kere daha kötü.

            Komisyon terörünü düzenleyecek düzenleme neden Meclisten çıkarılamıyor? Demek ki benim dediğim doğru arkadaş.

Ben diyorum ki sermaye yani kapitalist kudret, dünyanın hiçbir yerinde demokrasinin kurallarına uygun bir şekilde işlemesine izin vermez.

Bunu şike yasasının anında jet hızıyla meclisten geçirilmesi için ilan edilen seferberlik ortamında çok yakından müşahede edebildik.

Komisyoncuların da ellerinde gerçekten çok büyük bir ekonomik güç var. Reklam gelirlerine muhtaç ve bu gelir için reyting şikesinde gördüğümüz gibi her türlü hile ve entrikayı çevirmekten çekinmeyen basın ve medya bu kapitalist gücün maddi imkânlarına ihtiyaç duymaktadır. Politikacılar da kapitalizm için tün değerlerinden vazgeçebilen basın ve medyanın tanıtım ve desteğine muhtaçtır.

Bu durumda haksız kazanç elde eden ve bu halleriyle Sarkozi ve Esed’e rahmet okutan komisyoncuların soygunlarının önlenmesi nasıl mümkün olabilir?

Elbette ki olamaz.

Ama millet açlıktan kırılıyor. Yiyecek içecek ve ilaçtaki bu vurgun binde bir de olsa milletin gözünü açabilir. Gerçi millet eskiden olduğu gibi siyasi partiler tarafından siyasi sloganlarla hipnotize edildiği için uyanması nerdeyse imkânsız. Çünkü milletimiz için insanların etnik kökeni, inanç yapısı, politik ve ideolojik tercihi o kadar önemli ki bu noktadaki fanatizm maalesef gözlerini kör etmekle yetinmeyip basiretlerini de köreltmiştir.

Bu durumda milletin uyanmasını ummakla bir ölünün dirilmesini beklemek arasında bana göre çok büyük bir fark yok.

Ne dersiniz millet uyanabilir mi ideolojik gaflet uykusundan?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 25 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!