İyi Niyetli Tecavüzcü

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İyi niyetli tecavüzcü olur mu demeyin. Olur, niye olmasın ki. Hatta iyi niyetli işkenceci de olur; iyi niyetli dolandırıcı da…

Bu soruyu 04.10.2010 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki bir manşete dayanarak soruyorum.

İyi huylu kanser oluyor da iyi huylu tecavüzcü neden olmasın. Bu mantık bu bakış açısının aştığı bir yolsa, bu yoldan giderek rahatlıkla bu sonuca ulaşabilirsiniz. Hele ki bana dokunmayan yılanın malikânesine uğradıysanız, bu sonuca ulaşmanız olmazsa olmaz bir zorunluluk olacaktır.

Mardin’de tam yirmi sekiz kişi, yirmi sekiz devrim muhafızı, çağdaş ve ilerici büyük insan (!) on üç yaşındaki bir kız çocuğuna defalarca tecavüz ediyor. Ancak mahkemeden akla zarar bir karar çıkıyor ve bazı sayın tecavüzcülerin iyi hallerini dikkate alarak ceza indirimine gidiliyor.

Bana neden hiçbir şeye inanmadığımı soruyorlar. Nasıl ve neye inanabilirim söyler misiniz? Adalete inanamazsanız başka hiçbir şeye inanamazsınız. Ve bunun adı adalet olamaz.

Yazık, Sayın Suçlular kim bilir belki baskı altında yapmışlardır tecavüzlerini. Hamdolsun madure, bir yakınımız değil. Suçlu Sayınların mahkemedeki süt dökmüş halleri görenin vicdanını nasıl sızlatmasın?

Bir kere görenin kelimesine itiraz ediyorum. Bir yakını,  tecavüze uğramadığı için hiçbir hâkim yargıladığı bir olayı tam manasıyla yüreğinin derinliklerinde hissedemez. Dolayısıyla kararlarını empatik bir bakış açısıyla alması neredeyse imkânsızlaşır.

Alacağı ücret için savunma yapan ve ücretin büyüklüğü ölçüsünde tarafsızlığını kaybetme risk ve ihtimali artan avukatlara söyleyecek sözüm bile olamaz. Alacakları ücretin kendilerine bağışlayacağı sahte cennet hayatı, gerekirse ve hatta varsa bir avukatın savunduğu ya da savunurken gördüğümüz prensiplerini çiğnemesi için sebepten öte bahane olabilir.

Mahkeme sayın tecavüzcü hazretlerinin iyi hallerini dikkate alarak, iyi niyetli olduğu kanaatine varıyor ve ceza indirimine gidiyor.

Hâkimler, savcılar ve avukatlar kendi yakınlarına yan bakılsa bu kadar hümanist davranabilir ve bu kadar ucuz cezalar verebilirler miydi?

Bu nasıl bir vicdandır?

Ama şunu da hemen belirtmek istiyorum. Kimseye bireysel olarak kızmıyorum. Çünkü insanların hepsi hemen hemen aynı şartlarda, aynı etkenler altında aynı davranışları sergilerler.

Yargılama olayında da durum diğerlerinden farklı olamaz.

Ateş düştüğü yeri yakar demiş atalar.

Yirmisekiz kişi savunmasız ve reşit olmayan bir kız çocuğuna tecavüz etmiş olabilir.

Bu Allah katında da kul katında da affı mümkün olmayan büyük bir suçtur. Eğer bu tür menfur olayların sonunun gelmesi gerçekten ve yürekten isteniyorsa, bu tür suçlarda iyi hal diye bir durumun uygulanmaması gerekir.

Adi ve vahşi suçlara iyi hal uygulandığı sürece inanmamaktan şehevi zevk almaya devam edeceğim. Ötenaziyi özleyeceğim.

Aksi bir durumun dünya üzerinde doğmuş doğacak milyarlarca insanın, vatandaşın ve halkın hukukunu taciz etmek anlamı taşıyacağı için böyle bir ortamda adaletten bahsetmenin ne kadar anlamsız olacağını tahmin edemeyecek kadar basireti kapalı olanlarla işim olamaz benim.

Netice itibariyle tecavüzcünün iyi hallisi de ne demek? Tecavüz etmeden önce yedirip içirmişler…

Sonra süsleyerek püsleyerek mi menfur eylemlerini gerçekleştirmişler?

Yapmayın ağalar! Etmeyin ağalar!

Bir madureye defalarca tecavüz dilecek, tecavüzcülerden bazıları iyi halli olacak. Olacak iş mi bu şimdi?

Yoksa birileri tecavüz ederken iyi niyetli olanların canı mı çekti de bu menfur eylemi gerçekleştirdiler?

Oğlan çocuğudur. Bir yeri şişmesin diye mi iyi halli tecavüzcüye bu fırsatı verdiler.

 O zaman bu suçta ağır tahrik var demektir. Ceza indirimi bile uygulanabilir.

Elbette böyle saçma bir mantık olamaz.

Mesele daha iyi anlaşılsın diye kelime oyunu yapıyorum.

Başka türlü iyi halli kelimesini açıklayacak bir mantık bulamıyorum. Hukukçular yardım edin lütfen!

Açıklayın şu sırrı, cahil kardeşinize.

Cezalar işlenmeden suçun önüne geçebilmek ve masumu şerlinin şerrinden muhafaza etmek için verilir.

Suçlunun mahkemedeki tutum ve davranışlarını kastediyorsanız, bu tamamen timsah gözyaşıdır. Başına geleceklerin farkına varan tecavüzcünün iyi hal numarasıyla kendini en az zararla kurtarmaya için yaptığı takiyyedir.  

Bu durumda zokayı yutmamak gerek.

Bunun için de empatik düşünebilmek gerekir. Adalet dağıtıcıları hukuki işlemlerini gerçekleştirirken ve neticede karar verirken empatik düşünebilmek zorundadırlar.

Kendi çocuklarının, kendi candan öte sevdiklerinin zarar görmesi halinde verecekleri cezanın aynısını, başkalarının canları ve sevdikleri sözkonusu olduğunda da verebilmelidirler.

Yoksa bundan öte adaletin olacağına inanmıyorum.

İşte adalet budur. Hukuk budur. Eşitlik budur. Gerisi havanda su dövmektir. Gerisi elekle su taşımaktır.

Bunun böyle olduğunu siz dahi bizatihi kendi gözlerinizle ve kulaklarınızla ispatlayabilirsiniz.

Katil, cani ya da tecavüzcü senin bir sevdiğine aynı fenalığı yapsa, olaya aynı mantıkla mı yaklaşırsın?

Hepsi bu işte, gerisine gerek yok.

Bu adalet değildir.

Ve bu hatayı sadece evrenimizdeki tek günahkâr yaratık olan Âdemoğlu, yani insan yapabilir. Hiçbir canlı bu kadar günahkâr olamaz…

Bilinen evrenimizde ihtiyacı olmadığı halde kendi türünü katleden, kendi tabiriyle üç kuruşluk dünyalık uğruna harcayan ve türüne tecavüz eden tek bir canlı var mıdır?

 Yoktur.

               2002’de Hakkâri’de 13 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz eden yirmi altı erkeğin yargılaması sona erdi. Yirmi altı kişi en alt düzeyde ceza aldılar. Bir yıl ile dört yıl arasında cezalara çarptırıldılar. Çünkü kız suçlu bulundu. Kendisi ile birlikte olmak isteyenlere karşı koymadığı için…

               Ne diyelim yaşasın adalet!

               Yaşasın ötenazi hakkı! Yapacak bir şey yok. Yaşamak istemiyorum.

               Acaba bu dünyada kul hakkına yani hakkımıza tecavüz edenler de sürü zihniyetiyle karşı koymadığımız için indirimden yararlanacaklar mı?

               Mardin’deki 13 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edenlere yerel mahkemece verilen af gibi cezalar üst mahkeme Yargıtay tarafından da onanmış. Kamu vicdanını yaralayan karar hakkında söyleyecek bir söz bulamıyorum.

               Hukukun çürüklüğü karşısında yaşamanın hiçbir anlamı kalmıyor. Nasıl olsa Yargıtay üyeleri yaptıkları büyük hatayı anlayıp istifa etmeyecekler. O zaman ben dünyadan istifa ediyorum.

               Bu dünyada yaşamak istemiyorum. Ötenazi istiyorum.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!