Yeni bir dolandırıcılık sektörü gelişti son günlerde. Bunu iletişim Suçları kapsamında değerlendirmek mümkün.
Aslında bunu başka türlü ifade etmek de mümkün…
Milleti keriz zannedenler için bazı gözü açık kaçıklar, bu yolu bulmuşlar. Yüzde bir başarı sağlasa bile gerçekten güzel bir yol.
Haram mı haram ama bizim milletin beleşe düşkünlüğünü bilenler; kazanabilecekleri meblağı tahmin edince kolayca harama sapabiliyorlar.
Kardeşim seksen milyonluk bir ülkeyiz ve belki dünyada lüksü en çok seven bir milletiz. Parayla erkek olmak; parayla adam olmak bizde… Tarihte birçok Türk Devleti lüks tutkusu ve iktidar hırsı yüzünden göz göre göre yıkılmıştır. Üstelik bundan dolayı ders alma zahmetine girenimiz bile yok.
Afrika’da açlıktan kaburgaları sayılanlara rağmen lüks kullanmak zorundasınız. Aksi takdirde toplum dışına itilirsiniz.
Adem’in Cennet’ten Zorunlu Hizmet atamasının sebebi maddeye tamahı değil miydi? Elma ya da buğday sembolüne takılmamak ve altında yatan manayı anlamaya çalışmak gerek.
Ne diyorduk? İletişim suçları kapsamında yeni bir suç sektörü ortaya çıktı. Ama inanın bunu bizim gafletimize güvenerek ve dayanarak yapıyorlar.
Neden beni kandıramıyorlar.
Çünkü ben hediye kazansam ebeleriyle hemen iletişime geçerim. İşbu durum sanırım hiç hoşlarına gitmez.
Bazı vatandaşlarımız kendilerinde hediye çıkma kerameti görerek verilen numarayı arama hatasına düşüyorlar. Karşılarına sesiyle nefesini kesecek güzel mi güzel (olduğunu sandığım) bir bayan çıkıyor.
Hangi Türk erkeğinin böyle bir durumda içinin yağı kesilmez?
Tarihe intikal eden eserleri okursanız milletçe kadına olan tamahımızın nasıl eleştirildiğine şahit olabilirsiniz. Mesela Avrupa’da yoldan geçen bir kadın, sözle ya da gözle rahatsız ediliyorsa; bu kişi kimdir dersiniz?
Tanıyorsunuz değil mi? Hem de pekiyi tanıyorsunuz.
İşte tatlı kadın sesinin cazibesine dayanamayan ama yakın çevrede, konu komşu gözetiminde namus abidesi kesilen erkeğimiz, birinci adımda hiç düşünmeden daha doğrusu düşünemeden kredi kartı bilgilerini veriyor.
Sonra aklı başına gelince basıyor yaygarayı. Nerede bu devlet!
Devlet ne yapsın sen iki yüz liralık hediyeye tamah ettikten ve kadın sesi duyunca yelkenleri suya indirdikten sonra?
Hem erkek olsa ne değişecek? Beş yüz liralık hediye birden düşünme yeteneğimizi köreltiyor. Beleş mezar bulsak yok demeyiz.
Beni neden kandıramıyorlar?
Üç yıl evvel bendeniz idareciyken bir bayan dadandı okula. İzmir’de bir şirketten arıyormuş ve okullara paket program satmak istiyormuş. Komşu okulların adlarını referans olarak kullanmak istedi. İnanmadım. Müthiş fiyat iskontolarına gitti. Kanmadım.
Zaman istedi. Verdim başımdan savmak için. Unutturamadım. Gene aradı. Sonunda canım iyice sıkıldı. Bakın bayan dedim. Ben Abaza değilim. Tatlı sesinizle beni kandıramazsınız.
Bu programı almayacağım. Velev ki İzmir’e gelsem ve siz bana çay ısmarlasanız; hatta yemek ısmarlasanız dahi… Israr ederseniz gerisini de söyleyebilirim.
Enişte bu, durup dururken kimseyi öpmez; yani aramaz. Mutlaka vardır bir art niyeti. Onun için uyanık olacaksınız. Gaflete düşmeyeceksiniz. Kimse kimseye Allah rızası için kolay kolay iyilik yapmaz.
Kendimizden pay biçelim bir kere. Bugüne kadar hangi yaralı parmağa işedik ki; başkasının kara gözümüze, kara kaşımıza hürmeten iyilik yapabileceğini düşünebiliyoruz? İnsan ne kadar büyüse de içindeki çocuksu kandırılma isteği bir türlü sona ermiyor.
Bunu biliyorsunuz ama ne hikmetse sizi hiç tanımayan birisinin size maddi iyilik yapabileceğine inanıyorsunuz.
Sadece bu noktada değil ki; bunun gibi öyle çeşitli alanlarda kandırılıyorsunuz ki.. Birini anlatmaya çalışayım.
Bir firma ya da market müşterisine hediye vereceğini vaat ediyor diyelim. Ben oradan alışverişi hemen keserim. Çünkü hediyenin çıkma ihtimali alan müşteri sayısı arttığı ölçüde azalacaktır. Bunda hemfikir miyiz?
Ayrıca market vereceği hediyenin bedelini öncelikle vergiden düşerek devlete ödetir. Bu günaha alet olmak istiyorsanız; üç kuruşluk hediye veren marketlerin raflarına at sineği gibi üşüşebilirsiniz.
İkincisi market enişteniz olsa bile vereceğini vaat ettiği ürünlerin bedelini satışa sunduğu ürünlere sezdirmeden giydirir.
Market gerçekten insanlara iyilik yapmak istiyorsa bir iki kişiye hediye vereceğim diye pahalı satmaya vatandaşı alet etmezdi. Ürünlerini akla ve mantığa uygun kar marjı ile satan bir market insanlığa en büyük iyiliği yapmış demektir.
Ama vatandaş da bence böyle bir satıcıya pirim vermez ki…
Neticede efendiler, özellikle telefonla aramak suretiyle size hediye çıktığını söyleyen art niyetli kişi ya da kişilere kesinlikle inanmayın! Yoksa son pişmanlık fayda etmez. Ayrıca akıllı olduğunu iddia eden için son pişmanlık diye bir seçenek olamaz.
Hediye yoluyla kandırmak isteyenlere de selam söylüyorum. Şimdilik yurt dışındayım. Ama temmuzda izne geleceğim. Beni de arayın da az biraz eğlenelim. Canımın sıkıntısı biraz gitsin sayenizde.
Meraba firmamızdan, marketimizden beleş kazandınız lütfen en kısa zamanda ebemizi arayınız.
Tamam valla bana uyar.
Bekleyin o zaman. Geliyoruuuuuuuuuum!
