Farklı Açıdan Alkolizm

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

        Bir kere şunu baştan kabul edelim alkol ve sigara insanlığın baş düşmanlarındandır. Tiryakisi olmak başka şey; gerçeği kabul etme yüceliği başka şey. Zevkler ve renkler tartışılmaz tabyasına sığınmanın dahi bir anlamı yok. Tezek böceğinin tezekten zevk alması, tezeği nasıl tartışılmaz kılmazsa; aynı şekilde birileri alkolü ve sigarayı seviyor diye onlar da tartışılmaz kapsamına alınamaz. Bu ancak kısa devre bir mantığın ürünü olabilir.
      Bir de ben içtiğimizin yanında içmeyi bilmeyişimize de yanıyorum. Bendeniz Orta Asya’da, elinde alkol şişesi gezen Ruslarla aynı yolları paylaşmak zorunda olan birisi olarak içmenin de bir adabı olduğu ifade etmek istiyorum. İngiliz’i, Alman’ı, Rus’u yani bizim yanlış tabirimizle elin gavuru adam gibi içiyor arkadaş. Sarhoşken adam günlük işini bile yaparken bizimkiler içince sapıtıyor.
    Tabi bunun altında birtakım nedenler var. Belki bunların en önemlisi bastırılmış duygular. Mahalle baskısı. İdeolojik ve mistik bir millet olduğumuz için çıkarlarımızın zedelenmemesi için sürekli takiye modunda yaşamak zorunda oluşumuz bizi insanlıktan çıkarıyor.
    Geçen sene bir vatandaşın ağzından şu sözü işittim.
    Ben bile benim orucu kabul etmem.
    Neden diye sorunca ne cevap verdi dersiniz?
    Hanımın zoruyla tutuyorum da ondan.
    Resmi ideolojik dayatmalar da aynı şekilde tepki görmekte tabi…
    Yıllarca birbirimizi ideolojik yönden, siyasi yönden hep baskı altına almadık mı? 1980 öncesi yaşananlar bunun açık bir göstergesi değil mi? Komünistlerin faşistlerden ya da küfre saptıkları iddia edilenlerin hidayet yolunda olduklarını sananlardan gündelik hayatta ve rutin işler noktasında farkları ne? İkisi de ticarette yakaladığını götürmüyor mu? İkisi de makam mevki kadastro işlemlerinde hak hukuku ayaklar altına almıyor mu?
    Dünya farklı mı sanki bu noktada?
    Somali’de devlet otoritesinin yıkılarak bugün itibariyle yedi buçuk milyon insanın açlıktan sürüm sürüm sürünmesine sebep olan Hidayet Tüccarı Şebab adlı terör örgütü değil mi? Afganistan’da nihayetlenen ve Orta Asya’da ayyuka çıkan milyonlarca insanın ölmesine sebep olan Sovyet ideolojisi değil miydi? Şebab hidayet satarken, Sovyet demokrasi ve özgürlük pazarlarken yemedi mi bu haltları? Aynı şekilde Şii Hidayeti pazarlayan Beşer Esed halkının kanına ekmek doğramıyor mu? Ya da Amerika demokrasi adına Afganistan ve Irak’ta estetik katliamlar yapmıyor mu?
    Konuyu fazla uzatmayalım. Sanırım meram anlaşılmıştır.
    Üreten bir toplum değiliz. Son zamanlarda bu kalıbı kırma noktasında kayda değer atılımlar yaptığımızı göz ardı etmiyorum tabi.
    Karşımızdakinin kişisel haklarına saygı noktasında çok ciddi eksiklerimiz var. Bu noktada henüz yüz yıl öncesiyle aynı durumdayız. Okumaya günde sadece iki saniye ayırdığımız için zihinsel olgunluğa eriştiğimiz iddia edilemez. Bu yüzden çok kolay gaza gelen bir milletiz. Aklımıza yatan politik ya da mistik inanç ve görüşleri yargılama zahmetine kapılmadan kısa zamanda radikalleşiyoruz.
Mutlak Doğru haline getirdiğimiz değer yargılarımızı çevremizdeki herkesin mutlaka ama mutlaka benimsemesini istiyoruz.  Bu da doğal olarak insanı insan olarak değil de bizim değerlerimizi zorla dikte etmek zorunda olan robotlar olarak görmemize sebep oluyor. 12 Eylül öncesi silahlı dayatmaların altında yatan sebep bu olgunlaşmamış ruh halimizden başka bir şey olamaz.
Bugün de değişen bir şey yok. Kitaplar yasaklanmakta. İnsanlarımız bulundukları ortamda kendi Mutlak Doğrularına göre dışa kapalı ve saldırgan gruplar oluşturmakta. Her türlü kadrolaşma bu mantıkla yapılmakta.
    Bilimin kapısı kabul edilmesi gereken üniversitelerimiz ve vatandaşa hizmet maksadını taşıyan devlet kadrolarımızdaki yandaş kadrolaşmalar dünden zerre kadar farklılık arz etmemektedir.
    Bu da insanların içine kapanmasına ve münafık moduna bürünmesine yol açmaktadır. İnsanlarımız elindekileri kaybetmemek için münafık olarak yaşamak durumundayken; daha fazlasını isteyenler ise takiye ile gerçek kişiliğinden uzak yaşamak zorunda kalmaktalar.
 İkiyüzlülüğün yaşamak için tek çıkar yol olduğu bir dünyada iç bunalımları aşmanın bir yolunu aramaktadır insan.
    Otuz yıl önce de bu böyleydi; bugün dahi böyledir. Ve bilaistisna bütün görüş ve inançlar için de böyledir. Özgür düşünmeye ve kimsenin yörüngesine girmeden insan gibi ve adam gibi yaşamaya çalışmaya imkân ve ihtimal yoktur. Ben kendimden bunu açıkça görebiliyorum. Bunda diretmenin bedeli çoğu zaman altından kalkılamayacak kadar ağır olmaktadır.
       Kırk beş yıldır içinde bulunduğum değişik toplumların yakıcı, yıkıcı ve insanlıktan çıkarıcı, hatta baştan çıkarıcı psikolojik ve sosyolojik baskıları altında takiye ve münafıklık yoluna sapmadan yaşamaya çalışmanın faturasını ödemekteyim. Neticede kimseye yaranamamak bunun en ağır faturası olmuştur. Pişman olduğum için söylemiyorum ama bir gerçeğin altını çizmem gerektiğinin bilincindeyim.
Böyle bir ortamda yaşayan insanlar kendilerini rahatlatmak adına her türlü tali yollara sapmak zorunda kalırlar. Futbol fanatizmi, inanç ve ideolojik radikalizm, alkolizm, kumar ve zina bunlardan aklıma gelen birkaçı sadece…
İnsanın kirli içyüzünün farkına varanlar ya kendilerini alkole vurmaktalar ya da hayvan sevgisiyle evrenin en kirli yaratığı olan insandan, hatta kendilerinden bile kaçmayı tercih etmekteler.
Ben de yıllarca insanlardan uzak yaşamaktayım.
     İnsan kendi gerçeğinden kaçmak istemektedir. Alkol bu imkânı sağladığı ölçüde gündemden düşmeyecektir. İnsanlığın baş düşmanı alkol bu yönüyle insana yardım etmektedir.
      Polis ve asker gücüyle ve kanun zoruyla içindeki kirli enerjisi bir nebze olsun bastırılabilen ve evrenin organize suç işleyen ve bunu da çaktırmadan mahalli mistik Mutlak Doğrularla kutsayan tek varlığı olan insan kendini anlayana kadar alkolün saltanatı devam edecektir.
   
 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 23 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!