Enteresan bir yöntem. Mesele aslında kampanya başlatmak filan değil. Mesele evreni tüm kültür öğeleri ile birlikte egemenliği altına alan ve emperyalizmin uç noktada temsilcisi erkelerin umurunda olacak mı meselesi…
Tabiatıyla böyle bir şüpheye dayanarak şiddete hayır kampanyalarının iptal edilmesi düşünülemez. Erkek egemen dünyanın kadını yadsıyan uygulamalarını durdurabilmek adına herkes elinden geldiği kadar bu meseleye müdahil olmalıdır.
Ama bu arada en azından entelektüel kesimin bu konuda yaptığı ve yapacağı mücadeleler etkili ve uzun ömürlü olmalıdır. Eli kalem tutanlar, bilgisi, görgüsü ve işgal ettiği mevkii itibariyle topluma yön verenler, yol gösterenler bu işkenceye, bu yanlış ve sakat tutuma karşı daha ciddi eylem ve söylemler geliştirmek zorundadırlar.
Neticede kadına kendi vücudunun tapu ve tasarruf hak ve imkânlarını bile kutsal barikatlarla haram eden erkek egemenliğinin bizatihi evrensel genetiğin karşı konulamaz bir sonucu olan emperyalist ve fırsatçı içgüdü ve eğilimlerden kaynaklandığını kabul ederek işe başlamak gerekir.
Avcı toplayıcı göçebe kültürden yerleşik hayata terfi eden insan bu değişime önce hayvanları ve bitkileri evcilleştirerek başlamış. Ardından önce yeryüzü akabinde yeraltı kaynaklarını tapu ve tasarrufu altına aldığı dünyayı kendi emellerine ram etmeyi başarmıştır.
Hatta bugün bile dünyanın bazı bölgelerinde devam eden kölelik kurumu bu gözü dönmüş emperyalist iştihanın kadında bile karar kılamamasının dışavurumundan başka ne olabilir?
İlk çağlardan kalma mitolojilerde bile rastlayabildiğimiz bütün evrenin insan için olduğu anlayışı da erkek egemenliğinin başlangıç dönemlerinden itibaren inanıla gelen bir kültür öğesi olarak insan toplumlarının hafızasına kazınmıştır. Bu kültürel şartlanma erkeğin bütün emperyalist eylemlerinin önünü açmakla kalmamış, erkek kaynaklı ve erkeğin çıkarlarını kotaran her türlü gasp ve tecavüzün kutsanarak gelecek kuşaklara miras olarak aktarılmasına da sebep olmuştur.
Akla hayale gelmedik organize suçlara imza atan insan denen varlığın, ( aslında erkeğin ) sınırları rakamlarla ifade edilemeyecek kadar geniş ve hacmi matematik ilmine sığmayacak derecede sonsuz olan evrenin en mükemmeli olması gerçekten son derece manidardır. Nasıl olsa kadınlar da dâhil olmak üzere sözde on sekiz bin alemlik evrenimizde itiraz edebilecek herhangi bir canlı bulunmamaktadır. O halde bütün canlılar insana ( yani bin kere maalesef ki, kadını ikinci sınıfa öteleyen kutsal erkeğe) hizmet etmek için nefes almaktadır.
Bu kısır döngüden kurtulmak, bu etrafı kutsal barikatlarla çevrili şartlanmayı aşabilmek neredeyse imkânsız… Erkeğe şiddet bu şartlanmadan almaktadır desteğini.
Kendi vücuduna bile hâkim olması haram edilen ve sakat birtakım ahlaki değerler ve dejenere edilmekten kokuşmuş namus saplantısıyla sosyal hayatta söz hakkı tanınmayan kadına bu kutsal mücadelesinde başarılar diliyorum.
Kadını kendi malı gibi gören ve onu sakat bir namus anlayışıyla köleleştiren soğan erkeğine de akıl fikir temenni ediyorum. Ve diyorum ki namus cinayeti işleyen erkekler bunu namuslu oldukları için yapmıyorlar.
Bir kısmı işledikleri ve şeytanın üzerine atmakla vicdan azabından kurtulamadıkları günahlarını kamufle etmek için yapıyor. Bir kısmı da ezilmiş, kokuşmuş, tükenmiş kişiliklerini ve dikkate alınmayan düşük adamlıklarını kotarmak için… Erkek hiç kusura bakmasın, bu böyle…
