Bir Üniversite Arıyorum

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ben üniversiteyi bitireli neredeyse yirmi iki yıl oluyor. Yazan, çizen ve okuyan azınlık arasında olmama ve çevremin bu yöndeki baskılarına rağmen bir üniversiteye girme kararı veremedim. Çünkü hiç içime sinmedi. Bugün itibariyle aynı baskılar yurtdışı görevimde de devam etmektedir.

Yüksek lisans yapmamın ve bir üniversiteye girmemin güzel olacağı yönündeki istek ve temenniler gerçekten söylem itibariyle insanın ruhunu okşuyor. Ama insanların bilmek ve anlamak istemediği bir gerçek de var ortada. Benim dünya genetiğine muhalif yaratılmış olmam gerçeği…

Yönetici ya da öğretim üyesi olmak için bile olsa bir görüş, inanç ya da ideolojiye yelken kıramıyorum. Yalandan da olsa kimsenin huyuna gitmek için kıvıramıyorum.

Ayrıca üniversitelere olan güven ve ümidimi üniversite yıllarında kaybettiğimi söylemeden geçmek istemiyorum. Belki biraz fazla şüpheci ve hatta karamsar görünebilirim.

Ama insanların söylemleriyle eylemlerinin açık ara çelişmesi ve bu çelişkiye rağmen aynı insanların inanç ve ideoloji türbesi haline getirdikleri vicdanlarında en ufak bir sızının oluşmaması karşısında bilakis karamsar olmamanın; savunmayı alışkanlık haline getirdiğimiz kutsal söylemlere ihanet olacağı kanaatindeyim.  

Üniversite yıllarında doğru dürüst derslere uğramadığı, ders notlarını benim gibi düzenli not tutan arkadaşlardan aldığı halde kendi yandaşı üniversite tabyalarına tutunarak doçent ya da profesör olan arkadaşları görünce insanın sadece elma çalmakla yetinmediği ve İblisi haklı çıkarmaktan haz duyan bir yaratık olduğu noktasındaki görüş ve kanaatim kesinlik kazanmaktadır.

Aramızdaki tek fark onların davalarının olmasıydı. Benimse hiçbir davam olamadı. Özellikle üniversite yıllarının verdiği havailikle bir davam olsun diye çok uğraştım ama insanların yüzlerinde taşıdıkları maskelerin altında yatan gerçek ifadeyi görünce hiçbir davada ısrar edemedim. Olmadı.

Zaman içinde değişik davalara intisap ettim. Bunun o zaman için faydalarını da gördüm. Ne kadar çalışırsam çalışayım bir türlü adam gibi not alamadığım derslerden dava adamı kimliğiyle hiç çalışmadan güzel notlar almaya başladım.                                          

Ama buna rağmen devam ettiremedim. Olmadı. Değişik davalara sahip hocaların sınavlarında iyi not almak için çalışmak yerine sağcı, solcu, dinci ya da milliyetçi söylemlerle kâğıt doldurmak ve bu yöntemle ders geçmek midemi bulandırmıştı. Hatta daha da ötesi inanç dünyamı sahra toplarıyla bir daha onarılmamak üzere yerle bir etmişti.

O gün bugündür nihilistim. Taraf olduğum tek taraf, tarafsızlık oldu.

Zaten bir daha onarmayı da hiç düşünmedim. Çünkü anladım ki insan sayısına paralel olarak artış gösteren bütün davalar, sebep itibariyle sadece çıkarları tatmin vesilesi olduğu için kesinlikle doğruluk ve gerçeklikten ışık yıllarınca uzaktılar. Ve o davaların doğruları, sadece çıkarlar çatıştığı için bir diğer davanın yanlışlarıyla aynı şeyi ifade ediyordu. Onun için de hiçbir davanın görecelilikten öte bir gerçekliği ve doğruluğu yoktu ve olamazdı.

Doğrunun doğru, yanlışın yanlış olmadığı bir dünyanın farkına vardım.

Bugün itibariyle bana herhangi bir görüş, inanç, düşünce ve ideolojinin hâkim olmadığı bir üniversite gösterebilir misiniz? Şöyle kadroların önceden tapu ve kadastro edilmediği bir öğretim üyesi seçme sınavı var mı? Varsa hiç tereddüt etmeden kırkından sonra üniversite âlemine adımımı atacağım.

Bu arada üniversite öğrencilerinin neden sürekli birbirleriyle sürtüşme içinde olduğu belli olmaktadır. Bir şey öğrenmek yerine, bir şeylere inanmanın gerekli olduğunu bilen ve koyun gibi bir grubun üyesi ve bir liderin kölesi olmanın başarının tek şartı olduğuna inandırılan bir üniversite öğrencisi tipinden başka ne beklenir?

 Zaten dershane okul arasında kaldığı için muhakeme yeteneğini genç yaşta yitiren bu insanların kendi zihinlerindeki sığlığı ve mantıklarındaki şaseyi görebilmelerinin imkân ve ihtimali yoktur.

Son olarak bilimsel eser verimi açısından üniversitelerimizin dünya üniversiteleri ile kıyaslandığında hangi sırada yer aldığını; ekmek yediği kurumun düzelmesi için kafa yorma zahmetine katlanan bir öğretim üyesi gardaşımız kamuya açıklama inceliği gösterebilir mi?

Buyurun üniversite camiası, siz sorularıma cevap verin.

Sonuçlarla benim iddialarım arasındaki bağlantıyı okuyucularım doğal olarak kuracaklardır.

 

 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Öğle Bülteni 27 Ekim 2026 öğle Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!