Dünyanın herhangi bir ülkesinde CIA?nın teşvik ve tahrik ettiği silahlı gruplar sokağa dökülse ne yaparsınız?
Mesela Atina?da, mesela Diyarbakır?da, mesela Paris?te ya da mesela Moskova?da…
Orantısız güç kullanır mısınız? İktidarda olduğu için kendini meşru sanan her iktidar bu yöntemi kendince haklı ve meşru sayar mı saymaz mı? Şu muammayı taraf tutmadan bir çözebilsek, mesele bitmiş demektir.
Dünyada kendini meşru sanmayan tek iktidar var mı? Hele ki iktidarın Hidayet Vesilesi bir ideolojisi varsa, Mutlak Meşrudur.
Gelelim meselemize?
Sebep mi? Sebebe ne gerek? Kurt kuzuyu yemek için ya da CIA Hazretleri BOP Projesini gerçekleştirebilmek için sebebe ihtiyaç duymaz ki?
Kutsal BOP Projesi kapsamındaki Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinin halkları nasıl olduysa birden elli yıllık iktidarlarından memnun olmadıklarını silahlı direnişlerle ifade etmeye başladılar.
Sizce ne kadar inandırıcı?
Bu halklar kendi hür iradeleriyle mi böyle bir karara vardılar dersiniz? Hiç sanmam. Yıllarca en ufak bir direniş kıpırtısı göstermeyen Afrika ve Orta Doğu halklarının şimşek çakar gibi birden sokağa dökülmeleri bana akıl ve mantık dışı gibi geliyor.
Sanki birileri düğmeye basıyor ve halklar yayından fırlamış ok gibi sokağa dökülüveriyor.
Düğmeye basan neden CIA olmasın?
Halk ayaklanmalarının yaşandığı devletlerin masa başında kurulan fason devletler olduğunu herkes biliyor. Ayrıca bu ülkelerin iktidar güçlerinin Birinci Dünya Savaşı?nın galip devletleri tarafından atanmış kukla liderler olduğunu da biliyoruz. Ama bilmek yetmiyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası egemen devletlerin kendi aralarında yaptıkları tek taraflı anlaşmalar neticesinde geçici olarak başa geçirilen sözde kukla devlet başkanlarının saçma sapan ayaklanmalarla alaşağı edilmesi aklıma yatmıyor. İşte bütün mesele bu?
O halde olayları değerlendirirken meseleye özgürlük mücadelesi açısından bakmamak gerekir kanısındayım.
Ayrıca devlet olarak vefa konusuna hassasiyet göstermemiz gerektiği kanısındayım. Daha dün Kıbrıs Savaşı?nda ordusunu ülkemizin emrine tahsis eden Kaddafi?yi arkadan vurmak, hangi menfaat için olursa olsun bize yakışmaz. Bizi geçin tarih kitaplarında kötülemeyi adet edindiğimiz Yunanlılara bile yakışmaz. Hatta Dünya Savaşı?nda bizi arkadan vurduklarını iddia ettiğimiz Ermenilere bile yakışmaz.
Ama biz yaptııııııııııııııııııııık!
Kırgızca sorayım mı gerisini? Emne üçün yaptık dersiniz?
Libya petrolleri için olmasın sakın?
Peki bir koyup üç alabildik mi? Yoksa üç koyup bir bile alamadık mı?
Değdi mi şimdi güvenirliğimizi kaybettiğimize?
Şimdi aynı senaryoyu geçen yıl Diplomatik Flört ettiğimiz Suriye?nin kuyusunu kazarak sahneliyoruz.
Güven, başta petrol olmak üzere tüm dünya nimetlerinden önemli bence. Ama beni dinleyen kim?
Acaba diyorum bizim yurtta sulh dünyada sulh politikasından uzaklaşmamızın gerisinde Atatürkçü düşünceyi tasfiye etmeye çalışan o yüce ve dahi kutsal kudret mi var?
Bilmiyorum.
Sadece yanlış yaptığımızı düşünüyorum.
Ve bundan dolayı bir büyük savaşın ortasında kalmak ve bu savaşta güvensizler tarafında anılmak istemiyorum.
Böyle bir açmaza düşersem yapabileceğim tek şey hakkımı helal etmemek.
Kimsenin umurunda değil mi?
Günah savarları mı var?
Ben de biliyorum.
Men Dakka duka efendiler.
