Apo’la Görüşülür Ama Esed’le Asla

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

         Bu işte, bir iş var efendiler. Benim aklıma yatmayan bir şeyler…

         Deniyor ki devletin çıkarları söz konusu olduğunda Apo ile bile gerekirse görüşülebilir. Elbette bu bir devlet politikası olabilir. İnsanlar gibi devletler de özgürdür. İstediğiyle görüşebilirler. Kıskandığımız filan sanılmasın. Ama neden mesele gazetecilerin hayatlarının kurtarılması bile olsa Esed’le görüşülemez.

         İşte bütün mesele bu!

         Kim izah edecek bu ifritten suali?

         Sanki dünyanın tek kötüsü Esed!

         Apo’nun halen başında olduğu terör örgütü geçen otuz yıl zarfında her kesimden yaklaşık kırk bin insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olmuş. İyi de basına akseden resmi olmayan rakamlara göre Esed rejimi de geçen yirmi aylık direniş süresince yaklaşık kırk bin insanı hayattan koparmış.

         Gerekirse Apo’yla bile görüşülebilirken Esed’le görüşmenin ihanet sayılmasındaki mantık ne?

         Yoksa Esed kırk bin bir kişiyi öldürerek Apo’yu geride bıraktığı için mi görüşülemezler listesine girdi?

         Vay Esed vay! Demek bu kadar kötüymüş ha?

         Şakası bir yana bu mantık akla uygun bir mantık değil. Kan döken herkes aynı kategoride yer almalıdır.

         Hangi rejim kendini tehlikede hissettiği zaman şiddete başvurmaz? Bana bir tek devlet gösterebilir misiniz?

         Ama efendim benim yolum tek ve vazgeçilemez gerçeği ifade etmektedir. Dolayısıyla bu sisteme karşı gelenlerle topyekûn mücadele etmek zulüm değil; bilakis aklın yoludur diyebilirsiniz.

         Belki Esed de aynı mantığı güdüyor olabilir. Hatta belkiden öte, kendi sistemini ve o sisteme rengini veren rejimini en doğru yol olarak görmektedir. Hangi lider kendi konumunu borçlu olduğu ve çıkarlarını emzirdiği ideolojisini bundan farklı görmektedir?

         Seçimle gelenlerin bile koltuklarını kaybetmemek adına ne alicengiz oyunları çevirdiklerini bilmeyen mi var.

         Dar çerçevede demokrasi ve insan hakları sembollerini dillerinden düşürmeyen parti başkanlarının iktidarları adına gözlerini kırpmadan en yakınlarını bile harcamaları politikanın etik kitabının birinci düsturu değil mi?  Kan dökülmediği için pek dikkate alınmasa da insan haklarının gaspı noktası beşeri medeniyetin en önemli günahlarından biri olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir.

         Hangi çağda ve hangi coğrafyada olduğu fark etmez. Bütün devletler iktidar erkine sahip ergenekonik güçler tarafından kullanılmaktadır. Bu bağlamda sisteme angaje olmak suretiyle çıkarlarını doya doya ve kana kana emziren kişi ya da gruplar; işlerine gelmedi mi devlet gücünü acımasız bir şekilde hem de kendi vatandaşlarına karşı uygulama eğilimine sahiptirler.

         Tarih bunun canlı ve kanlı binlerce örneği ile doludur. Esed bu örneklerden sadece biridir. Eş şebap Somali’yi, El Kaide Afganistan ve Pakistan’ı, PKK Anadolu’yu ya da İRA İngiltere’yi kana bularken bunu nasıl bir Hidayet ve Kurtuluş reçetesi olarak görüyorsa; aynı şekilde Eset ve temsil ettiği BAAS rejimi de kendini en mükemmelin temsilcisi olarak görmektedir. Kan dökmeyi kendi vatandaşlarının kurtuluşu için bir acı reçete olarak değerlendirmelerinin sebebi budur.

         Bugün birkaç saat önce Pakistan’da Taliban tarafından bir Şii camisine konulan bombanın patlamasına şahit olduk. İlk gelen bilgilere göre otuz beş kişi hayatını kaybetti. Neden? Taliban mensubu olduğu örgütünün vahşi çıkarlarını emzirdiği ideolojisi adına sözde insanlığı hidayete erdirmek istiyor da ondan…

         Bu durumda Esed’e veryansın edenler, mesele Eş Şebap, Taliban ya da El Kaide olunca neden aynı tepkiyi göstermezler?

         Olmaz efendiler olmaz. Ve dahi olamaz. Meselelere kendinizce ama sadece size göre haklı gördüğünüz; hatta sandığınız ideolojinizin penceresinden baktığınız müddetçe Kan Çorbası kaynar durur. Esed gibiler bu çorbayı karıştırırken siz de tuzunu salçasını eklemeye devam edersiniz.

         Tarihteki istisnasız bütün sosyolojik oluşumlar ve tabi devletler, hâkim gücün çıkarlarını emziren rejimlerinin tehlikeye girdiğini hissettikleri an bu yola başvurmuşlardır. Bundan sonra da aynısını yapmaktan çekineceklerini sanmayın.

         Esed’i savunmadığım gibi ideolojisi olduğu için sevmem asla ama asla mümkün değil. Çünkü ideoloji ve mistik inançlarını savaş bahanesi yapan insanları birbirinin aynısı canavarlar olarak görmekteyim.

         Esed de bana göre Hitler gibi, Stalin gibi, Miloseviç gibi, Bin Laden gibi, Apo ya da Saddam gibi delinin biri. Ama sadece onlardan biri…

         Benim dayanamadığım dünya liderlerinin ve devletlerinin kendi ideolojik ve mistik kellerine bakmadan Esed’i eleştirmeleri. Hepsi bu kadar…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sabah Bülteni 30 Ekim 2026 sabah Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!