Son günlerde Ak Parti´de yaşananlar kendisini bu büyük millet için hizmete adamış olan insanların yeri geldiğinde gözünü kırpmadan bu dünyada ulaşılabilecek en yüksek makamları bile elinin tersiyle itebileceğini tekrar göstermiştir.
Adını Türk siyasi tarihine altın harflerle yazdırmayı başarmış olan Ak Parti hareketinde millete hizmet için gecesini gündüzüne katan insanların ne kadar erdemli, ne kadar özverili ve yeri geldiğinde ne kadar alçakgönüllü olduğu görebiliyoruz.
Ak Parti sahip olduğu ve vazgeçilmez olarak kabul ettiği prensipler nedeniyle bu ülke insanın gönlüne girmiş bir hareket olarak yoluna devam etmektedir.
Okumuş olduğumuz çeşitli kaynaklarda Türkiye´nin en güçlü insanının, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olduğu söyleniyor. Bu görüşün çok doğru bir tespit olduğu da ortada?
Cumhurbaşkanımızın bu kadar güçlü olmasının sebebi arkasında büyük devletlerin ya da zengin kişilerin olması değildir. Cumhurbaşkanımız bu gücü direk milletin gönlünden almıştır. Bu milletin gönlünde ise Cumhurbaşkanımızın sınırsız bir kredisi vardır. Bu kredi o kadar büyüktür ki, Cumhurbaşkanımızın verdiği kararlarda ya da hayata geçirmeye çalıştığı projelerde bu halk her zaman onun destekçisi ve yoldaşı olmuştur, olacaktır.
Ak Parti hareketinin ruhunu, özünü, şahsiyetini kuşkusuz bu hareketin lideri Recep Tayyip Erdoğan oluşturmuştur. Ak Parti´nin geçmişte yaşamış olduğu Gezi Ayaklanması, 17-25 Aralık Darbe Girişimi gibi ahlaksızlıkların başarısız olması Recep Tayyip Erdoğan sayesinde olmuştur.
O günleri hatırladığımızda, gerek gezi sürecinde gerekse 17-25 Aralık sürecinde Cumhurbaşkanımız hariç herkes dilini kesip kaderine razı olmuş bir şekilde olan biteni izlerken, bu milletin kahramanı olmayı başarmış Erdoğan, sahneye çıkarak bu hareketin ve davanın tarihten silinmesine neden olacak olayları engellemiştir.
Ak Parti hareketine liderlik edenler için, makam ve mevkilerin önemli olmadığı geçmişte sıkça görülmüştür. İlk örnek 2003 yılında bu hareketin içinden çıkan ve dönemin başbakanı olan Abdullah Gül´ün Başbakanlık Makamını, bu hareketin lideri Recep Tayyip Erdoğan´a bırakmasıdır.
Bir başka örnek ise, bu dünyada ulaşılabilecek en yüksek makam olan Cumhurbaşkanlığı makamını, Ak Parti hareketinin lideri olan Recep Tayyip Erdoğan, 2007 yılında gözünü kırpmadan Abdullah Gül´e bırakmıştır.
Yukarıda yazdıklarımızı bu hareketin davasını, özünü, ruhunu anlamayanlar ya da tam olarak idrak edemeyenler anlayamaz. Zaten anlayamadıkları içinde milletin gönlüne girmeyi hiçbir zaman başaramayacaklar.
Şu bir gerçek ki, Ak Parti hareketinde, bu DAVA AHLAKI olduğu sürece; ülkemize ve milletimize hizmet etmek için gecesini gündüzüne katan insanları birbirine düşürerek siyasi rant elde edeceğini sanan aklı evveller, hiçbir zaman başarılı OLAMAYACAKLARDIR ve Ak Partinin siyasi zafer kazanmasına engel olamayacaklardır.
sakirkocak@gmail.com
