Amerika´nın Kudüs´ü İsrail´in başkenti olarak tanıması gündeme bomba gibi düştü. Sosyal Medya Mücahitleri hemen üzerlerine düşen görevi yerine getirerek konunun yanlışlığıyla alakalı milyonlarca paylaşımda bulundu.
Paylaşım yaparak ortaya tepkinin koyulması güzel olmasına güzel de, isterseniz bu ve buna benzeyen olaylar neden hep Müslümanların başına geliyor, Müslümanlar neden hep yeniliyor, hırpalanılıyor, öldürülüyor bunları bir düşünelim?
Hazırsanız başlayım?
Kul Hakkı´nın dinimizde önemli bir yeri var değil mi? Ancak etrafımıza baktığımızda büyüğünden küçüğüne, esnafından memuruna, patronundan işçisine, siyasetçisinden gazetecisine ne kadar kişi varsa, kul hakkı hiçbir anlam ifade etmiyor. Esnafa gidiyorsun seni kazıklama derdinde; memura gidiyorsun işini savsaklama derdinde; işçiye gidiyorsun kaytarma derdinde; siyasetçiye gidiyorsun kişisel ikbal peşinde; gazeteciye gidiyorsun menfaat peşinde? Kul hakkı kimsenin umurunda değil herkes birbirini kazıklamak için uğraşıyor.
Durum o kadar vahim ki, rektör yardımcılarından biri ekrana çıkıyor, ?bu ülkeyi kurtaracak olanlar cahil halktır, okumuşların çoğu vatan hainidir? diyor. Bu açıklama alkışlanıyor, itibar görüyor. Cahillik övülüyor; okumak, düşünmek, aydınlanmak yerin dibine sokuluyor.
Facebook´tan bazı kendi bilmezler kutsallarımız aleyhine bir şeyler yazıyor; kendisini İslamiyet´in savunucu olarak gören kişiler de ona karşı ana, avrat, bacı, kardeş ağzından ne gelirse, sinkaflı küfürler savuruyor. Allah Cc, Kur´an-ı Kerim, Hz. Muhammed gibi inandıklarımızın yanına utanmadan küfürler, hakaretler yakıştırabiliyor?
Torpil, iltimas, rüşvet, haksız kazan herkes tarafından normal karşılanıyor. Adam müdür olmak istiyor atmadığı takla, çalmadığı kapı kalmıyor. Torpil makamları da bunları müdür yaparken kasıl kasıl kasılıyor. Çevresine yaptığı torpilleri ballandıra ballandıra anlatıyor. Yüzü kızarmıyor. Ortamlara gerdiğinde sanki çok normal işler yapmış gibi herkesin suratına bakıyor. İşin ilginç yanı ise, kimse çıkıp da?, sen torpilcisin insanların kul hakkına girdin, senin ciğerin peş para etmez? demiyor. İnsanlar bu durumu o kadar içselleştirmiş ne yazık ki?
Siyasetçi/Makam sahibi, milletin derdiyle dertlenmek yerine kendinin gurur, keyif, istekleriyle mutlu oluyor. Yandaşı/yakını/köylüsü diye bir kişiyi bir yere getiriyor; getirdiği kişi o yerin düzenini bozuyor, kul hakkına giriyor, işleri berbat ediyor. Hatta öyle ki; çalışkan, dürüst insanları görünce onların huzurunu bozuyor, ayağını kaydırıyor. Makama gelen kişi, suç işliyor, şikayet ediliyor; görevden uzaklaştırma cezası alıyor. Ancak güçlü, kibirli, sözü geçen siyasetçi tarafından korunup kollanıyor. Benden olsun çamurdan olsun, deniliyor. Ancak o çamurlar o kadar leş haline geliyor ki, sizden olan elmasları size karşı küstürüyor. Bu anlattığım olaylara bizzat ben Aksaray´da şahit oldum. Bütün Türkiye´yi de varın siz düşünün?
Adam aklı sıra siyaset yapıyor ve benim davam İslam Davası diyor. Ancak bakıyorsun, ağzından sürekli küfür çıkıyor. Kadınların namusuna söylenmeyecek lafları söylüyor. Kendi düşüncesine aykırı konuşan herkesi utanmadan vatan haini ilan ediyor. Sürekli en iyi makamlara talip oluyor. Torpil peşinde koşuyor. Her türlü haltı yiyor; ondan ben RECEP TAYYİP ERDOĞAN sevdalısıyım, diyor ve bakıyorsun bu adam Ak Parti içinde muteber bir dava adamı oluyor. Nöbet tutuyor, toplantılara gidiyor. Kimse de bu adama sen kötü niyetlisin, canın cehenneme, düş yakamızdan demiyor. Kimsenin aklına öyle bir şey gelmiyor ki, çünkü herkes içselleştirmiş?
Daha yazacak çok şey var da ancak inanın bunları yazmak bana çok ağır geliyor. Yaşananları görüyorum, neyin ne; kimin kim olduğunu biliyorum ancak yapabileceğim bir şey olmayınca kendimi paralıyorum. Huzurlu olmak içinse, polyannacılık oynama çalışıyorum. Ancak bu durum sadece beni rahatlatıyor; İslam dünyası ise kanla, gözyaşıyla, savaşla yerle bir olmaya devam ediyor.
Son cümle çok ağır olacak ama yazmadan geçemeyeceğim, eğer yukarıda saydığım hastalıklarımızı tedavi edemezsek ?ki gerçekten tedavisi zor geliyor bana açıkçası- bugün Kudüs´e yapılanlar, yarın Mekke ve Medine´ye yapılacak sonrasında ise sıra İstanbul´a gelecek ne yazık ki?
sakirkocak@gmail.com
