ANADOLU’NUN GURBETTE AÇAN ÇİÇEKLERİ

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

                                                                                                                                             ŞABAN KUMCU

                “Bence hayatta gaye ne yazarlık ne sanatkarlık ne de buluş sahibi olmaktır. En büyük hüner iyi insan olabilmektir.” Samiha Ayverdi

            Yurt dışında yaşayan Türk varlığımızı anlatırken, her türlü zorluklara rağmen okuyan, araştıran, sanat, edebiyat, teknoloji ve bilim yolunda zirvelere yükselen, pırıltılı beyinlerden bahsetmiştim. Bu başarılarıngerçekleşmesini sağlayan üç temel unsuru, şöyle sıralayabiliriz: Evladı için büyükfedakarlıklara katlanan aileler, yaşanılan ülkenin ilk ve orta öğretiminde, ince gözenekli süzgeçlerden geçmeyi başarmış, çalışkan ve zeki çocuklarasahip çıkangelişmiş eğitim sistemi,azim, kararlılık ve üstün bir gayretle yeteneklerini ortaya çıkaran genç beyinlerdir.

            Prof. Uğur Şahin,aile birleşimi yoluyla, dört yaşında, annesiyle birlikte İskenderun’dan, Almanya’ya gelmiş bir gurbetçi çocuğudur. Babası Köln’de Ford fabrikasında çalışmaktadır.Gurbette başarı hikayeleri, başarısızlık hikayeleri gibi, öncelikle yaşanılan ülkenin dilini bilmek veya bilmemekle doğrudan ilişkilidir.Göçün ilk yıllarında Almanya’ya gelen her gurbetçi aile gibi, Uğur Şahin’inanneside Almanca bilmiyor,evlerindeysesürekli Türkçe konuşuluyordu.Gurbetçi çocuklarının ilk öğretim döneminde yaşadığı uyum problemini Uğur Şahin’de yaşamış; Almancası yeterli olmadığı için, derslerindebaşarılı olamamıştır.

            Öğretmenler kurulu onu Hauptschule’ye yönlendirmiştir. Bu okul bir çeşit sanat okuludur.Hauptschule’yibitirenler, azmederlerse iyi bir meslek sahibi olabilirler ancak,yüksek okul okumaları çok zordur. Kısa yoldan iş hayatına atılan bu gençler,bir meslek kazanmışlarsa iyi bir işte, değilse; buldukları herhangi bir işte çalışırlardı. Ne var ki, bu okullarda okuyan Türk çocuklarının yeterli dil bilmemeleri,onların iyi bir meslek sahibi olmalarına daima engel olmuş, bu durum yıllarca devam etmiştir.

            Ancak, Uğur Şahin’inailesinin bir Alman komşusu vardır.Küçük Uğur’u ve ailesini iyi tanıyor, onun zeki ve çalışkan bir öğrenci olduğunu biliyordu. Alman komşu, Uğur Şahin’inGymnasium’ a gidememesini içine sindirememiştir. Durumu yerinde tartışmak için, öğretmenler kurulunun karşısına dikilir ve bu karara itiraz eder.“Bu öğrencinin iyi dil bilmemesinden dolayı aldığı notlar gerçeği yansıtmıyor, Uğur çok zeki bir çocuktur, önü açılmalı, Hauptschule yerine Gymnasium’a gitmelidir” der.Okul yönetimiitirazı kabul etmez.Alman komşu ısrarcıdır.Uzun bir mücadeleden sonra; buisteğini öğretmenler kuruluna kabul ettirir.  Prof. Dr. Uğur Şahin’in kaderi, bu dost komşu sayesinde böylece değişmiş olur.

            Gymnasium’da okurken daha o yaşlarda, bilimsel araştırmalara ve deneylere büyük ilgi duyan Uğur Şahin, bir gün, Alman Televizyonu’nda kanser üzerine hazırlanan “Ölümsüzlük Öldürücüdür” proğramını izlemiş ve çok etkilenmiştir. Bu ilgi, on dokuzuncu yüzyılda, modern bağışıklık sistemini bulan ve kansere karşı ilk kez kemoterapiyi geliştiren Paul Ehrich’i kendisine örnek almasıyla sonuçlanmış, Köln Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydını yaptırmıştır. Daha yirmi yaşında öğrenciyken bir laboratuvarda çalışmaya başlayan Prof. Uğur Şahin, o günleri, “akşam dörde kadar bütün gün derslerimiz vardı. Diğer öğrenciler eve giderken, ben çalışmak için laboratuvara gider, bazen sabah dörde kadar çalışırdım” diye anlatır. 

            Prof. Dr. Uğur Şahin’in eşi, Prof. Özlem Türeci deİstanbul’danAlmanya’ya gelen bir Türk doktorunun kızıdır. Mainz Üniversitesi’nde kanser immünoterapisinde bir öncü olarak tanınmaktadır.Uğur Şahin ve Özlem Türeci 2002”de evlendiklerinde, düğün törenlerine saatler kala halalaboratuvarda çalıştıklarını, ardından evlendirme dairesine gittiklerini anlatırlar.“Kararlılık ve Cesaret”onlardan yansıyan iki ana prensiptir. Bununla beraber hiçbir başarı tesadüf değildir.Kanser araştırmaları için,2008 yılında kurdukları “BioNTech”şirketiyle,KORONA VİRÜS salgını sonrası,“IŞIK HIZI”projesiyle, Covid 19 aşısını bulmak için kollarını sıvarlar.

            BioNTech firması halen, seksenden fazla bilim adamı ve altmış ülkedenbin üç yüz çalışanıyla, gece gündüz araştırmalarına devam etmektedir.Bu projede çalışanların yarısından fazlası kadındır.Altmış yıl önce, Avrupa’ya çalışmak için gönderdiğimiz ve unuttuğumuz gurbetçilerimizin çocukları, bugün insanlığın umudu olmuşlardır. Bu iki bilim insanı hakkında yazılacak çok şey vardır elbette…Ne yazık ki Almanya’da yaşayan milyonlarca gurbetçi Türk çocuğunu,her platformda, savunacak, dirayetli, kararlı ve vicdanlı birer Alman komşusu yoktur…

            Bugün dünya basını bu iki Türk doktordan bahsetmekte;AlmanTelevizyonları neredeyse her gün onlarla söyleşiler yapmaktadırlar. Aynı Alman Medyası ve yetkililer bir gün;“Milyonlarca göçmen çocuğunu daha iyi eğitseydik, sadece yeterli dil bilmedikleri için,ruhlarını zedelemeseydik, sahip çıkıp, önlerini açabilseydik ve onları keşfedebilseydik”diyebilecekler midir…? Zararın neresinden dönülürse kardır diyerek, yabancı öğrencilerin eğitimine yeniden bir göz atabilecekler midir…?BioNTech” in hisselerinin Porsche veDeutscheBank’dan daha değerli, Alman milli havayolu şirketi Lufthansa’dan da dört kat daha fazla kıymete sahip olduğu, bu günlerde…

            Almanya gibi, Amerika’da da Korona aşısını bulan bilim adamları, Amerika’ya sonradan yerleşen göçmenler arasından çıkmıştır. Hiç şüpheniz olmasınki, Avrupa’da ve Almanya’da yıllar süren, “eğitimde ötekileştirmenin” acımasız çarkları, gurbetçi çocuklarının geleceklerini yok etmeseydi, yüzbinlerce pırıltılı zekâ havaalanlarında temizlikçiolmayacaktı.Uğur Şahin örneğinde olduğu gibi, topluma ve insanlığa faydalı birçokmeslekte hizmet verebileceklerdi. Hepimizin en çok ihtiyacı olan, hoşgörü toplumu oluşacak, birbirini anlayan, birbirine saygı gösteren ve birlikte yaşamanın hazzını duyan, huzurlu toplumlardan bahsedebilecektik…

            Anadolu’nun gurbette açan çiçeklerinin bir diğer örneği de Prof. Gökhan Hotamışlıgil’dir.Ankara Tıp Fakültesi’nden sonra Harvard’dadoktorasını yapmış, Genetik ve Karmaşık Hastalıklar Bölüm Başkanı, Harvard-MıtBroad Enstitüsü,Jospin Diyabet Merkezi’nde çalışmalar yapmaktadır. Halen tedavisi bulunmayan, dünyada beş yüz milyon insanın hayatını etkileyen Tip 1 ve Tip 2 diyabet ve karaciğer yağlanması gibi hastalıkları durdurabilecek “Lipokin” adlı hormonu keşfetmiştir. 2017 yılında, Sabri Ülker Vakfı, yirmi dört milyon dolarlık bağışla Hotamışlıgil yönetiminde “Gıda Genetik ve Metabolizma Araştırmaları Merkezi kurulmuştur. Çok sayıda bilim ödülü almış olan Hotamışlıgil,şeker hastalığının ilacının yakın zamanda bulunacağını söylemektedir.

            Prof. Aziz Sancar, İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra, DNA tamirinin mekanik çalışmaları ile ilgili yaptığı çalışmalarla, iki çalışma arkadaşıyla birlikte2015 yılında Kimya dalında Nobel tıp ödülünü almıştır. Artık dünyanın birçok ülkesinde, bilimden sanata,turizmden ticarete, tarımdan sanayiye, değişik alanlarda, başarılı olmuş insanımız vardır. Korona salgını döneminde gezdiğim Avrupa ülkelerinde, Avrupalı liderlerin, Türkiye aleyhinde karar alırken, “şimdi olumsuz karar alma zamanı değil, iki Türk bilim adamı Covid 19 aşısı bulmuşken, bu hareketimizi kamuoyuna anlatamayız” diyebilmektedirler… BaşarılıTürk doktorları, devlet hastanelerinde, tıp fakültelerinde hastalarına hizmet verirlerken; hukukçu, mühendis, yönetici, sanayici olarak dayaşadıkları topluma yön vermeye devam etmektedirler.

            Bir başarı hikayesi deHollanda’da yaşayanAtılay Uslu ve Yıldıray Karaer’dir. Emirdağ ve İzmir doğumlu iki genç iş adamıdır.1997’de Corendon Hava Yolları Şirketini kurup,Hollanda ve Belçika merkezli tur operatörlüğü yapmaya başlayan bu iki Türk genci,yıllar içinde sahip oldukları yirmi üçuçakla, yüz kırk beş noktaya turist taşımış, Hollanda’da milli havayolu şirketi KLM’den (Hollanda Kraliyet Hava Yolları) sonra,en büyük ikinci hava yolu şirketinin sahibi olmuşlardır. Turist taşıdıkları otellerin kendilerine zorluklar çıkarmasıonları otel satın almaya mecbur etmiş,Türkiye’de, İspanya’da ve Hollanda’da oteller satın almışlardır.

            2019 yılında, havayolu şirketini ve uçaklarını devredip, sadece otelcilik yapma planlarını gerçekleştirmişler, bu devir işlemi, Korona salgını öncesine denk geldiği için isabetli bir karar verdikleri ortaya çıkmıştır. Bir gün, Benelüks ülkelerinin en büyük oteli olan, “CorendonVillage Hotel Amsterdam” adlı otellerinde sohbet ederlerken, KLM’de son uçuşunu yapan, dev BOEİNG 747 uçağını satın alıp, “Mission 747” projesiyle, otelin bahçesine getirmeye karar veren iki genç iş adamı, Hollanda’da bir rekor kırmışlardır. Uçağın Corendon renkleriyle geçtiği on sekiz tarla, sayısız kanal ve Amsterdam’ın en işlek otoyolu A9 boyunca verdiği etkileyici görüntü, dünya basınında geniş yer almış, beş bin basın mensubu canlı yayında, bu taşınmayı naklen yayınlamışlardır.Amsterdam’da o gün,adeta hayat durmuş, tüm ülke bu başarıyı ayakta alkışlamıştır. 

            Altmış yıllık göç hayatımızda, her türlü engellere, zorluklara rağmen, büyük mücadeleler sonunda yetişenpırıltılı gençlerimiz, bu öncüler;arkalarından gelecek milyonlarca Türk insanına örnek olacaklardır. Bugün adını zirvelere yazdıran bu beyinler; bilinmelidir ki, gittikleri ülkelerdeçok büyük zorluklarla karşılaştılar.Yabancı oldukları bir çevrede okudular. Okullarında başarılı olabilmek için diğerlerinden iki defa daha fazla çalışmak zorunda kaldılar. Kendi ülkesi dışında; her şeye rağmen ayakta durup kendiniispatlayan, merdivenlerin basamaklarını tek tek çıkarak, zirvelere isimlerini yazdıran gurbetçilerimizbugün; yaşadıkları toplumlarla beraber, insanlığa da hizmet etmektedirler…Farklı bir kültürün içinde, kişilik kazanmak ve bir statü elde etmek çok zordur. Bu başarıların ne kadar zor elde edildiğini anlamak için, gurbetçi hikayelerine bir göz atmak yeterli olacaktır…

            Gurbette açan çiçeklerimiz, ait oldukları kültür ve inanç değerleriyle, asırlardır kendilerini anlamak istemeyen toplumlara ve yöneticilerine, iyiliği, güzelliği ve paylaşmayı öğretmeye devam edeceklerdir. Yunus Emre’nin;

                                   Gelin tanış olalım,işi kolay kılalım

                                   Sevelim sevilelim,dünya kimseye kalmaz.

            Çağrısıyla seslenmektedirler.Yeterki iyilik kazansın…Tarihin büyük ırmağında, çalışkanlık, erdemle birleşince, bütün üstün değerler ve onun insanlığa huzur veren güzellikleri, etraflarını gül bahçesine çevireceklerdir. Evliya Çelebi, Macaristan’ın Budinşehrinin Gül Tepesi’nde yatmakta olan GülBaba’yı anlatırken “Merzifon’ dangelerek tuttu vatan / Şah Süleyman zamanı Gül Baba” diye yazar.” TDV İslam Ansiklopedisi.   Beş yüz yıl önce, hakikatin ışığınıBudin Ovası’nda yakan Gül Baba’nın türbesi, dünyanın her tarafından gelen turistlerle beraber, yerli halk tarafından da en çok ziyaret edilen yerler arasındadır…Bilim yolunda atılan bu adımlar, yaşadığımız bu yüzyılda ve gelecek yüzyıllarda tarihealtınharflerle yazılacak, milletimiz, dünya tarihindeki yerini alacaktır.

                       

Prof.Dr. Özlem Türeci                                                             Prof.Dr. Uğur Şahin

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil

Video; “Çılgın Türkler Boeing 747”yi Otobandan Otele Getirdi”

www.youtube.com / https//youtu. be/ifnihRFfBeg

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 25 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!