Geçtiğimiz gece, Aksaray’ın yetiştirdiği kıymetli isimlerden, önceki dönem belediye başkan yardımcılarımızdan değerli dostum Yılmaz İlhan kardeşim bana bir video gönderdi. Mesajı kısaydı ama gönlümde uzun uzun yankılandı:
“Selamün aleyküm ağabeyciğim. Bu hoca ne güzel konuşmuş.”
Videoyu açıp dinlediğimde, anlatılan sözlerin insanın yüreğine dokunan bir hakikati dile getirdiğini gördüm. Hazreti Ali Efendimize atfedilen şu söz, dostluğun ve arkadaşlığın adeta özetiydi:
“Sizin kendisine gösterdiğiniz saygıyı, ilgiyi ve fedakârlığı size göstermeyen insanlarla bir daha arkadaş olmayın.”
Ne kadar derin, ne kadar ibretlik bir nasihat…
Elbette Müslüman kardeşiyiz. Selam veririz, duasını ederiz, hastalanınca ziyaretine gideriz, cenazesinde omuz veririz. Bunlar dinimizin ve insanlığımızın gereğidir. Ama dostluk bambaşka bir makamdır. Dostluk, karşılıklı emek ister, sadakat ister, vefa ister, samimiyet ister.
İnsanın ömrü boyunca kazandığı en büyük servet ne makamdır ne de servettir. En büyük servet, dara düştüğünde elini omzuna koyan, sevincini kendi sevinci bilen, başarını kıskanmayan, gözünün içine bakarak “Ben senin yanındayım.” diyebilen dostlardır.
Ne acıdır ki günümüzde menfaat bitince dostluk da bitiyor. Makam bitince selam kesiliyor. İş düşünce telefonlar susuyor. Oysa gerçek dostluk, çıkarın olmadığı yerde başlar.
Ben de videoyu dinledikten sonra kıymetli dostum Yılmaz İlhan Başkanımıza şu cevabı verdim:
“Harika demiş başkanım… Hazreti Ali bu sözüyle arkadaşlığı adeta perçinlemiş.”
Bu söz sadece bir cevap değildi. Gönlümden kopan samimi bir duaydı.
Çünkü ben Yılmaz İlhan Başkan’ın dostluğundan, arkadaşlığından her zaman şeref duydum. Yılmaz; Geçmişte bizi gazeteci olarak görmeyen, kendini gazeteci sanan, hatta kendini vazgeçilmezlerden gören bazılarına karşı , internet gazetecilerini muhatap alan ve destek olan tek belediye başkan yardımcısı olmuştur. Onun samimiyetine, mütevazılığına, insan sevgisine ve memleket sevdasına yıllardır şahidim.
Şu sözlerimi yazılarımda sık sık vurgularım;
Bazı insanlar vardır; bulundukları makamla büyümezler. Onlar makamı büyütürler.
Bazı insanlar vardır; alkış beklemeden hizmet ederler.
Bazı insanlar vardır; gösteriş için değil, Allah rızası için koştururlar.
İşte Yılmaz İlhan Başkan da benim nazarımda böyle insanlardan biridir.
Yılmaz İlhan; Başta güzel Türkiye’mize, ardından canım Aksaray’ımıza hiçbir karşılık beklemeden hizmet eden, memleketini kendi ailesi gibi gören gönül insanlarından biridir.
Aksaray, tarih boyunca yiğit insanların şehri olmuştur. Somuncu Baba’nın duasını alan bu bereketli topraklarda vefa hiçbir zaman ölmemiştir. Kapısını çalanı boş çevirmeyen, misafirini baş tacı eden, dostunu yarı yolda bırakmayan insanların şehridir Aksaray.
Bizim kültürümüzde dost, sadece iyi gün arkadaşı değildir. Dost; düğünde omuz omuza halay çektiğin kadar, cenazede aynı acıyı paylaştığın kişidir. Dost; makamdayken alkışlayan değil, düştüğünde elinden tutandır. Dost; seni yüzüne karşı uyaran ama arkandan da seni savunandır.
Hazreti Mevlânâ’nın dediği gibi:
“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.”
İşte gerçek dostluk da tam olarak budur.
Bugün dönüp hayatımıza baktığımızda yüzlerce tanıdığımız olabilir. Telefon rehberimiz binlerce isimle dolu olabilir. Ama insanın gerçek serveti, zor gününde arayıp “Nasılsın kardeşim?” diyecek üç beş dostunun olmasıdır.
Rabbim; dostluğu menfaatten uzak yaşayan, sevgiyi pazarlık konusu yapmayan, vefayı hayatının merkezine koyan insanların sayısını artırsın.
Rabbim, memleketine sevdalı, insanına gönülden bağlı, karşılık beklemeden hizmet eden güzel insanların ömrünü bereketli, sağlıklarını daim eylesin.
Ve bizlere de böyle dostların kıymetini bilmeyi nasip etsin.
Çünkü ömür geçiyor…
Makamlar değişiyor…
Servetler tükeniyor…
Ama vefa, sadakat ve gerçek dostluk, insan öldükten sonra bile arkasından hayırla anılmasını sağlayan en büyük miras olarak kalıyor.
Allah, dostluğu samimiyetle yaşayanların sayısını artırsın. Aksaray’ımızı da vefanın, kardeşliğin ve gönül insanlarının şehri olarak daim eylesin. Âmin.
