İnsan yaratılışı gereği yalnız yaşaması mümkün değildir.Yaşamımızın her noktasında muhakkak birilerine ihtiyacımız olurken birilerinin de bize ihtiyacı olmaktadır.Çocukluk ,gençlik,olgunluk ve ihtiyarlık gibi zamanın her anında değişik isimler altında diğer insanlarla beraber yaşamak zorunda kalırız.Buna aile ,arkadaşlar,komşular,sosyal çevre ve dostlar diye biliriz…
İnsanlar, çevresinde tanıdığı kimselerden bazılarını kendisine yakın bularak, ilişkiyi özelleştirme ve özel duygularını paylaşma ihtiyacı duyarlar. Arkadaşlarımız arasından beğendiğimiz ve ikili ilişkileri samimiyet ölçülerine göre geliştirdiğimiz kimselere de dost deriz.Günümüz de toplumun güven duygularını yıkıp bencillik gibi bir hastalığın temelini oluşturan’’ ben ‘’olayı ne yazık ki değerleri yok etmektedir.Bu yüzden ne arkadaşlık ,ne aile,ne dostluk ,ne kardeşlik nede sevgi saygı kalmıştır.
Dostluk, aralarında inanç, duygu, düşünce ve gaye benzerliği olan ve birbirini içtenlikle seven iki veya daha fazla insanın, herhangi bir menfaat gözetmeden, samimiyet prensibi üzerine kurduğu bir yardımlaşma kurumu ve samîmî ilişkiler tarzıdır.
Dostlar, duygu ve düşünceyi, sevinci ve hüznü paylaşırlar. Dost, dostunun başarısına kendi başarısı gibi sevinir ve onu kutlar. Acısını kendi acısı gibi kabul eder. Dostunun uğradığı maddî bir sıkıntıyı da kendi sıkıntısı gibi sayar ve onun sıkıntısını gidermek için gereken her türlü fedakârlığı yapar. Yaratılışıitibariyle aciz ve davranışları sebebiyle kusurlu olan insan, ancak dostlarının takviyesi, desteği ve samimi uyarılarıyla mükemmele doğru yol alır. Peygamberimiz (s.a.s.) iyi bir dostun faydasını ve kötü arkadaşın zararını şöyle bir örnekle açıklamıştır:
"İyi bir arkadaş,misk satıcısına benzer. Sana miskini sürmese bile kokusunu hissedersin. Kötü arkadaş da körükçü gibidir. Sana körüğün isi dokunmasa bile dumanı isabet eder."
Günü birlik yaşar hale geldiğimiz şu ortamda,dünyalık menfaatlerimizin esiri olarak yanlışa gönüllü gitmekteyiz.Buda bizi bencil,egoist,hasetçi bir hale sokarken yanında fitne,gıybet,haksızlık,yalan gibi diğer kötülükleri de beraberinde getiriyor.Farkında mıyız bilmiyorum ama şu üç günlük dünyada bu kadar yanlışı yüklenmek doğru değil,kimse kimseyi kandıramaz ancak kanan aldanan kendisidir.Haydi gelin şu dünyadaki kısa zamanda hoş bir seda bırakarak gitmeyi düşünelim.
Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki;
“Bir kulun kalbinde iman ile hased bir arada bulunmaz.” “Ateşin odunu yakıp bitirmesi gibi, hased de iyilikleri yok eder.” Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki; “Hiçbiriniz kendisi için arzu ettiğini kardeşi için arzu etmedikçe iman etmiş olmaz” “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.”
DOST
Hüznümde başımı, omzuna yaslamayıbilen,
Ağlayınca mendil ile gözyaşımısilen,
Her halimde benimle ağlayan, benimle gülen,
Dosttur bana candan, zarar gelmez ondan.
Hastalığımda ziyaret edip yanımda yatan,
Sevincimi paylaşıp, düğünümde halay tutan,
Samimi bakışları altında gülücükler saçan,
Dosttur bana candan,zarar gelmez ondan.
Düşürmek için çelme takıp, kuyular kazmayan,
Beyninde sinsice kötülük planıçizmeyen,
Hasetlik, fesatlık, fitne içinde yüzmeyen,
Dosttur bana candan, zarar gelmez ondan.
Dünya menfaati uğruna sevmeyiz birbirimizi.
Duada ölümüzü, selamlarız dirimizi
Yürüsek de ileri ,unutmayız gerimizi
Dosttur bana candan, zarar gelmez ondan
Bu denli dost için, açıktır kalbimiz kapımız.
Samimiyizdir açık söyleriz budur yapımız.
Yanlışımızda uyarır, doğruluktur hapımız.
Dosttur bana candan, zarar gelmez ondan.
