Kendini kendine benzetemeyenleri halk adama benzetmeye çalışıyor.Bir varmış bir yokmuş zamanın birinde bir çorbacı varmış.Bir gün çorbacının dükkânına bir ressam çorba içmek için uğramış. Hem çorbasını içmiş hem de ressam olduğunu tanıyanlarla muhabbet etmiş.Bu sırada ısrarla çorbacı kendi resminin çizilmesini istemiş, cüzi bir rakamda mutabık kalınmış, ressam reklam olur amacıyla kar etmese de çorbacının söylediği rakamı kabul etmiş ve ressam oradan ayrılarak gitmiş. Daha sonra ressam iki hafta gibi bir süre çalışıp, tabloyu dükkâna getirip bırakmış. Tabloyu gören halk onun çorbacı olduğunu bilerek beğenmiş, birkaç gün sonra parasını almaya gelen ressam çorbacıyı sormuş. Çorbacı işçilerine ressama tabloyu geri iade etmelerini ve tabloyu beğenmediğini söylemiş, ressamda ses çıkartmamış parayı vermemeye çalışan koca esnafa sadece ‘’Kendini kendine benzetemeyenleri halk adama benzetmeye çalışıyor.’’ demiş ve emeğinin karşılığını alamayan ressam çorbacıyı Allaha havale etmiş.Ne yazık ki çorbacı; ressama, sanata, emeğe ve insana saygı göstermemiştir
Toplumsal güvenin oluşması için; hak, adalet ve ehliyete riayet şarttır. İslam Dini, sosyal hayatı sağlıklı bir temele oturtmak için kul hakkına büyük ehemmiyet vermiştir. Zira hakka riayet edilmeyen toplumda yaşamak ızdırap haline gelir. Zira suçlu hak sahibiyle helâlleşmediği sürece Allah’ın affından yararlanamaz. Bir Müslüman için Allah’ın mağfiretinden mahrum kalmaktan daha büyük bir ceza olabilir mi?Bir hadis-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:"Üç zümre vardır ki, kıyamet gününde onlarla hesaplaşacağım! Beni şahit tutarak söz verdikten sonra sözünde durmayanlar, hür insanı satarak bedelini yiyenler ve işçi çalıştırıp ondan yararlandığı halde ücretini vermeyenler". Hz. Peygamber de işçinin ücretinin teri kurumadan (zamanında) ödenmesini emreder
İslam hak ve adaleti bütün insan ilişkilerinin ilkesi olarak görür. Emeğin karşılığını zamanın ve örfün icaplarına göre mâkul bir ücretin zamanında ödenmesini ve diğer maddî ve mânevî haklarına riayet edilmesini istemektedir. Yüzyıllar boyu devam etmiş olan insanlar arasındaki iyi ilişkilere, hak ve hukuka saygıya, hoşgörüye her zaman olduğu gibi bugün daha çok ihtiyacınız vardır. Birbirimizi kandırmayalım, aldatmayalım. Bir tebessümü insanlara çok görüp kapılar arkasına saklanmayalım, ticaret hayatımızda üç kuruş kar edelim derken ahretimizi zindan etmeyelim. Dürüst olan diğer esnafların da adını kirletmeyelim.Çorbacı olalım ama çorbacı gibi olmayalım
