Bir vatan, millet sevgisi var ki bende sorma gitsin! Babam öyle yetiştirdi, ondan mı böyle oldum. Yoksa o çok sevdiğim hocalarımın etkisi mi? (M.AKİF SÜTÇÜ, VEHBİ BAŞER, HÜSEYİN TÜRK..) Yoksa babamın gözüne gireyim diye küçük yaşta okuduğum tarih kitapları mı? Sevgimin sebebini bile sorgular oldum. Çünkü bende ki bu sevgi bana bir noktada zarar veriyor. Nasıl mı?
Daha çok acı çekiyorum. Daha çok sorguluyorum. Ve kendimi hep sorumlu ve suçlu görüyorum. Bazen öyle noktaya geliyorum ki gücümün yetmediği şeylerde bile kendimi suçluyorum.
Uzun süreli bir siyasi görüşü, bir düşünceyi benimseyemiyorum. Bir kalıba giremiyorum. Lakin kalıba girsem belki de bu acılarım bitecek?
?İyiye gidiyor? diyorlar. İnanmak istiyorum. Hatta inandığım bile oluyor. Sonra öyle bir şey öğreniyorum ki!
Oyun içinde oyunlar oynanıyor. Bazısını anlıyorum, bazısını anlayamıyorum. Anladığımda da, anlayamadığımda da acı çekiyorum. Subaylar tutuklanıyor. Bir kesim ?oh oh iyi oluyor? derken bir kesim ?hizmetin ödülü bu mu?? sorusunu soruyor. Teröristler mecliste, subaylar hapiste, askerler toprakta? İçim acıyor.
Suçlu kim? Kim doğruyu söylüyor?
Ve neden sürekli şehit haberleri duyuyorum.
pkkya ?çapulcu? deyip, yıllardır bitirememekte neyin nesi? Koskoca anlı şanlı Türk ordusunun bu sorunu bir haftada çözebileceğini biliyoruz. Da! niye çözülmüyor? Artık farklı şeyler söyleniyor öcalan aslında İmralı da değil, aslında şu şöyle değil, aslında ölü diye bildiğiniz şu ölmüş değil, aslında diri diye bildiğiniz şu diri değil. Aslında şundan öldü dediğimiz o? Aslında ondan ölmüş değil. Sizin şu şey vardı ya! ?O? artık ?O? değil?
Kafayı yiyeceğiz. Bu sürecin arkasından hepimiz ya ? filozof? olacağız ya da Kurtlar Vadisine senaryo yazacağız. Ya da Polat Alemdar?ın gündemle ilgili olayları nasıl çözeceğine bakıp rahatlayacağız. Ya da olmadı tarihimize ihanet edip böyle suskun ve çaresiz bekleyeceğiz.
Lakin tarih bizi affetmeyecek. Lakin atalarımız bizi affetmeyecek.
Lakin şehitlerimiz bize haklarını helal etmeyecek.
?Bizi biz yönetemezmişiz.? Öyle diyorlar.
Hiçbir kuruma ve hiç kimseye artık güvenilmiyor. Bilmem ne kurumu bir şey söylediğinde söylediği şey tartışılmıyor. ?kim söyletti, arkasından ne gelecek? bu hesaplanıyor.
Maneviyatımız bitiyor. Komşuluk ilişkisi, akrabalık, aile? Güzel olan ne varsa bize bizden gelen, hepsi gidiyor. Sanki nesilden nesile daha ?geri zekâlı? oluyoruz?
Yine çok iddialı bir söz söyledim. Lakin öyle! Bundan on yıl önce on yaşında ki bir çocukla şimdi ki on yaşında ki çocuğu kıyaslayın?
On yıl önce on yaşında ki çocuğun gündelik hayatta ki ya da eğitim anlamında çözdüğü bir problemi şimdi on yaşında ki çocuk çözemiyor. Bilgisayara bağımlı, sanal evde yaşayan, sanal aşk yaşayan bireyler olduk çıktık. Akrabalar artık bizi sadece faceden takip edebiliyor. Ve haykırışlarımızı da artık internetten yapabiliyoruz?
On yıl önce tepki verdiğimiz bir olaya şimdi nasıl tepki veriyoruz? Mesela on yıl önce şehit haberi duyduğumuzda nasıl etkilenirdik şimdi nasıl etkileniyoruz? Ve?
Yalnızlıklaştıkça yalnızlaşıyoruz. Artık kimseye güvenmiyoruz. Söylenenler arkasında ki pisli oyunları tartışıyoruz sessizce?
?BANA DOKUNMAYAN YILANI BESLİYORUZ?
Birileri bizim beynimizi mi uyuşturdu. Yüreğimizi mi prangalattı? Gün geçtikçe insanlıktan çıkmaya mı başladık?
Bize ne yedirdiler de böyle olduk? Ne içtik? Neyi izleterek uyuşturdular beynimizi ve yüreğimizi. Bizden öte bir biz nasıl olduk?
Sokak ortasında gördüğümüz yaşlı amcaya selam vermekten korkar olduk artık.
Toplu bir yerlere gittiğimizde patlatılacağız korkusu sardı bizi? Ya da korkudan bile korkar hale geldik?
Gün geçtikçe hep borçlanır olduk? Borcumuza borç katarak ayakta durmaya çalışan insanlarız biz. Yazın üç günlük tatilin ücretini bir yıl ödemek gibi garip huylar gelişti bizde.
AHLAK denilen o şey bizden uzaklaştıkça uzaklaştı. Eşimizi aldatmayı, arkadaşımızı kandırmayı, kurumumuzu dolandırmayı, ortağımızdan para çalmayı ?büyüklük? saydık. Değerlerimizi kaybettik. Ve değerlerimizi kaybettikçe, kaybettik !!!
Sokakta gördüğümüz aç insandan korkup kaçarken, köpeğimize kuaförde manikür yaptırdık.
Mühendislerimiz, bilim adamlarımız intihar etti (!). Sanatçılarımız toprak oldu. Maziden kalan hiçbir değerimize sahip çıkamadık.
Tarihimizi ve geçmişimizi unuttuk. Şimdi birileri coğrafyamızı silmek derdinde?.
Birileri emretti emrettiklerini başımızın üstüne taç eyledik. Birileri emretti ?öldü gitti?? Hesap dahi sormadık?
Öğretmenlerimizi dövdüler ses etmedik. Baktılar ki biz de ses yok öldürdüler.
Doktorlarımızı dövdüler. Baktılar bizim gıkımız çıkmıyor, öldürdüler.
Askerlerimizi öldürdüler. Biz kaldığımız yerden yaşamaya devam ettik. Hiç umursamadık, sorgulamadık?
?Allah rahmet eylesin? demeyi hüner sandık. Bir Fatiha okuyacak zamanımız bile olmadı.
İngiliz bilim adamlarının açıklamadığı tamamen benim uydurduğum bir araştırmaya göre: ?BİZ İYİYE GİTMİYORUZ?
Yine İsveç bilim adamlarının yapsaydı tespit edebilecekleri bir araştırma daha var(!): EĞER BÖYLE DEVAM EDECEKSENİZ, ÇOCUK DOĞURMAYIN(!)
Çünkü o çocuklar ?yenidünya da? mutlu olmayacaklar. Çünkü sizin yaptığınız o çocuğu siz yetiştiremeyeceksiniz. Yedikleri, içtikleri, izledikleri, ,,, neticesinde o çocuk bizden olmayacak. O çocuk ?kayıp çocuk? olacak? O çocuk: ?ÖZ YURDUNDA GARİPSİN, ÖZ VATANINDA PARYA??
BİLİN İSTEDİM.
