Savaş ortasında kalmıştı yüreğim… Hangi kutsal ittifak beni bir anlaşmaya ikna edebilirdi? Kırılmıştı işte tüm umutlarım. Güvendiğim yüreklerin kahpe oluşuna mıydı bu çaresizlik? Görülmemiş bir nankörlüktü aldıkları nefes. Lanet bir tuzaktı gelişleri. Oyun üstüne oyun kurulmuştu. Beddua bile etmedim sevdiğim. Sadece savaştım. Lakin elimde tek silahım, yani yüreğim yorgun düştü. Gözlerim uykusuzluktan harap… Gülümsemi kaybettim, umutlarımı…
“Tamam, büyüdüm artık, görebileceğim herşeyi gördüm” dediğim anda tanıdım bu kahpe ihaneti. Bir insanın ne kadar kötü olabileceğini yeni öğrendim. “En kötü insan bile gözlere bakarak yalan söylemez” diye bilirken, bildiklerimin yanlış olduğunu öğrendim.
Kanıyordum sevdiğim… Yüreğim delikdeşikti. Kurduğum dünyam darmadağın. Günlerin tek bir adı vardı “acıertesi”… Saatler en acı çektiğim anda duruyordu. Nefes alamadığım gecelerim vardı, kalbimin durmaya yakın olduğu… Nefesimi bile almıştı bu kahpe tuzak!
“Yer gök dua ile” dedi annem. Yapabildiğim sadece dua etmekti. Ve o dualarım seni bana getirdi…
Bir savaştaydım sevdiğim. Yenilmiştim. Yaralıydım. Kanıyordum. Sırtımda kahpe kurşunlar vardı. Bir kahpe elleri ile kalbimi sıkıyor nefes alamıyordum. Gideceğim tüm yollar tuzaktı. Çare bana çok uzak!
Sonra sen geldin sevdiğim… Yüzyıllar öncesinden geldin. Çok uzak değildin; lakin kilometrelerce yol aldın geldin. Kaç mevsim yaşamıştık beraber, mevsimleri inkâra geldin.
“İyiler hep kaybeder çünkü adil dövüşürler” diye bir söz vardı. İnanmamak için çabaladığım bir söz. Lakin kaybetmiştim. Savaşın ortasındaydım. Nefes alamıyordum… Ölümü yaşamaktı benimkisi.
Sen geldin. Ellerimden tuttun; ellerim hayata tutundu. Gözlerime baktın. Gözlerime tekrar bakmayı öğrettin. Ağlıyordum bağırırcasına… Çığlığım bir mevsimi sona erdirircesine… Yeniden doğuyordum. Sonra yaklaştın, nefesini hissettim. Kulağıma sessizce adımı söyledin. Ezan ve kamet okudun.
Ayaklarımı tuttun. Ayakkabımda olan çamurları sildin. Ayağa kalktım. Gözyaşımı sildin ve “hadi” dedin…
Savaşın ortasında buldun beni… Ne cephanem vardı ne de savaşacak gücüm. Bayrağı teslim edecekken sen geldin hoş geldin.
Yaşama küstüğüm bir zamanda tanıdım seni! Umutlarımı kaybettiğim bir mevsimde. Nakış nakış ördüm ömrüme bakışlarını… Uzaklara gitme diye, düğümler attım yüreğine. Sesim çıkmadan, avazım çıktığı kadar sevdim!
Salik olmuşken sürgüne yüreğim… En umutsuz bir anımda geldin.
Viran olmuşken düşlerim. İhtilal gibi geldin, hoş geldin.
Naçar olmuşken yüreğim dilime. Dilime sevda oldun geldin!
İmkânsızım olsan ne yazar, sevdim öyle geldin!
