Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

              Ne ideolojik fırtınalar, ne çeteler ne de baskıcı yönetimler Anadolu insanını çağlar boyunca kendine özgü olmaktan asla vazgeçirememiştir. Dışlansa da, küstürülse de, incitilse de o toprakların insanları daima diri kalmıştır. En zor şartlarda bile gönül adamı olmaktan asla vazgeçmemişlerdir. Yunus Emre?den Mevlana?ya; Âşık Veysel?den Neşet Ertaş?a kadar bu toprakların insanları, gerek sazıyla, gerek sözüyle yürüklere hitap etmeyi bilmişlerdir. Önemli olan söz söyleyip saz çalmak değil, yapılan işlerle insanların gönüllerine girebilmektir. Bu topraklar ancak gönle girenleri unutulmazlar listesine alır.

             Halkına yabancılaşmış sözde halkçılar ile bu toprağın kucaklayıcı ve merhametli devlet geleneğine aykırı zülüm karlar vasıtasıyla yürütülen ötekileştirme çalışmalarından Neşet ERTAŞ da payına düşeni almıştır. Son yıllarda devlet erkânının adeta özür dilercesine kendisine tevdi edilmeye çalışılan itibar arttırıcı çalışmaların, O?nun gönül kırıklığını gidermeye yetip yetmediği bilinmez! Kendi halkına yabancılaşarak, tepeden inme değişim isteyen ve kendi taklitçi anlayışını devlet eliyle zorla Anadolu insanına dayatan bir zihniyet, bu toprakların sanatçısına da aynı baskıyı uygulamıştır. Her bir telinde Anadolu insanının yürek ritmini yakalamış, her bir mısraında bin bir çeşit dertlerine derman olmuş, sazıyla, sözüyle ve sesiyle halkın temsilcisi olmuş gerçek halk sanatçılarına kör, sağır ve duyarsız olmuştur sözde Cumhuriyet aydını ve basını. Tıpkı inanç değerlerine, giyim kuşamına, beslenme tarzına, camisine, okuluna kısacası tüm kültürüne yabancılaşıp, dışladığı gibi müziğine de yan gözle bakmıştır. Bütün gayret ve propagandaya nağmen batı kaynaklı hiçbir müzik ve sanat ürünü Anadolu insanının ihtiyaçlarına cevap verememiştir. Ne caz, ne opera ne de batı tarzı herhangi bir müzik Bozkırın Tezenesinin yerini tutamadı ve tutmayacaktır da. Ne gitar, ne piyano, ne de elektrosazlar bağlamanın yürek okşayan sesinin yerini alabilir! Sadece cinsellik ve nefse hitap eden parçalar(!) ile starlaştırılan hangi insanın önceki yılki müziğini hatırlıyoruz ki! Bu tür müzikler yaşanarak yazılmadığından tüketim toplumunun tüketilen birer unsuru olmuşlardır.

            Neşet?i  dinlerken Kırşehir?in güllerini koklar, Niğde?nin bağlarında gezer, Zahidelerin yollarını gözler, Mühür Gözlerden Ayaş?ın Yollarına çıkarsınız. Tatlı Dilden Güler Yüze, Çatık Kaştan Gönül Dağını dolaşıp Hapishanelere Post Atarsınız. Seversen Öldürürler Sevmezsen Öldüm der, Garibin Yüzünün Gülmediğini Sazınıza Ağlatarak söyletirsiniz. Türkiye?mle hasret giderir, Çiçekdağ?ın yollarına düşersiniz. Kahveyi Kavururken, Hata Benim deyip, Dost İle Sohbete dalarsınız. O?nun türküleriyle bazen, oynar, bazen coşar, bazen de ufuklara yelken açarsınız.

        Eğer Neşet gibi gönül insanı olursanız, Yalan Dünyada Gönüllerde Dağ olursunuz. Dünya peşinizden koşarken, siz halkım dersiniz. Parayla, makamla, şan, şöhretle değil halkın sevgisiyle yücelirsiniz. Halkın sanatçılığını, devlet sanatçılığına tercih edersiniz. Anadolu?nun sesi, sözü, sazı olursanız Kırşehir?in görmediği bir kalabalıkla, başbakanın omuzlarında  ebedi aleme ?Şahadetlerle, Tekbirlere? uğurlanırsınız. Garip de yaşasanız, garip de ölseniz bu toprağın unutulmazları arasına yazılırsınız.

 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sabah Bülteni 27 Ekim 2026 sabah Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!