Bence, Sen De Haklısın!!!

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milletlerin hayatında öyle insanlar vardır ki; bilgi birikimleriyle kültürleriyle ve derinlikleriyle her zaman kendilerini hissettirirler. Zaman geçse de bu insanlar unutulmaz ve değerlerinden bir şey kaybetmezler. Bu günlerde Orhan GENCEBAY’ın birkaç şarkısı dilime pelesenk oldu. ‘’Beni böyle sev seveceksen…’’ Çok şey anlatır bana. Kimsenin kendisinde hata görmediği, yaşanan olaylarda hep başkalarını suçlayarak kısa yoldan köşeyi dönmek istediği, sorumluluktan yırtmaya çalıştığı bir dönemde bu şarkı daha da anlamlı gelmeye başladı bana. ‘’Beni böyle sev seveceksen olduğum gibi gör göreceksen.’’ Bir feryat bir yakarış, bir beklenti. Yani beni eğip bükme, beni değiştirmeye çalışma, ben olduğum gibi var olmak istiyorum. Ben sen olmak istemiyorum, ben senin gibi düşünmek istemiyorum. Bir diğer şarkı ise ‘’Bence sen de haklısın.’’ Her zaman her konuda en haklı kişinin kendimiz olduğuna sonuna kadar inanıyoruz ve her platformda bunu savunuyoruz. Evet gerçekten biz haklıyız da; başka kimse haklı değil mi? Dünya üzerindeki tüm insanlar kendi düşüncelerini, kendi inançlarını en doğru olarak görüyor ve hayatını bu inanışa göre şekillendiriyor. Hala günümüzde kendi inançlarının en doğru olduğunu sanan insanlar hayvanlara, böceklere veya çok farklı totemlere tapınıyorlar. Küreselleşen dünyada artık bilgi aktarımı saniyeler içinde gerçekleşiyor, teknolojik aletler sayesinde dünyanın hemen her yerinde olup bitenleri takip edebiliyoruz. Dolayısıyla kendi inancımız dışında başka inanç sistemlerini de öğrenme, inceleme ve irdeleme fırsatımız var. Buna rağmen herkes ana-babasından gördüğü inanç sisteminin en doğru olduğuna sonuna kadar inanmaktadır ve bu şekilde ölüp gitmektedir. İstisnaları hesaba katmazsak hiç kimse benim inancım doğru değilmiş şu inanç daha doğruymuş diyerek inancını değiştirmemektedir. Bu gerçek gün gibi ortadayken; en doğru inancın kendi inancımız olduğunu savunuyor, savunmakla da kalmıyor; kendi inancımızı başkalarına dayatıyoruz. Bu konuyu Nasrettin Hoca’nın şu veciz fıkrası çok güzel anlatmaktadır: Nasrettin Hoca yaşadığı yerde kadılık yapmaktadır. Bir gün iki adam gelerek birbirlerinden davacı olurlar. Hoca birinci adamı dinler ve ona: -sen haklısın der. Diğer adam itiraz eder. Hoca ona: -sen de haklısın der. Olup bitenleri izleyen Nasrettin Hoca’nın hanımı: -hoca bu nasıl iştir? Hem ona hem de diğerine haklısın dedin. Hoca bu sözler üzerine hanımına döner ve. -sen de haklısın der. Herkes kendince haklı ise; bu olayın bize bakan yönüyle neden Müslümanlar yıllarca birbirlerini kırıp geçirmek yerine; asgari müştereklerde buluşamazlar? Bu gün dünyanın pek çok yerinde kendi davalarının en doğru olduğunu savunan pek çok Müslüman bir birlerini öldürmektedir. Milyonlarca insan suçsuz ve günahsız yere yaşamını yitirdikten sonra kimin haklı kimin haksız olduğunun ne anlamı var ki? Biraz sonuç odaklı düşünsek daha iyi olmaz mı? Kendi görüş düşünüş ve tezlerimizin haklılığına körü körüne sarılarak meydana getirmiş olduğumuz yıkım mı kazanımdır? Yoksa kardeşlik, vatandaşlık, dindaşlık gibi ortak değerlerimize ümitle sarılarak oluşturduğumuz gelecek midir kazanım.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 23 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!