Bir zamanlar bir kadın yaşarmış kendi halinde. Maddi açıdan fakir manevi açıdan ise zengin biriymiş. Her sabah ekmek parası için ev temizliğine gidermiş. Akşam olmadan işini bitirmeye çalışır, bitirince de geldiği yoldan geri donermis evine. Bazen iş bulamazmis, ama kazandığı o cuz´i bir miktar onun karnını doyurmaya yetiyormus.
Yine bir gün işe gitmek amaciyla çıkmış evden. Tabii iş bulabilirse… Yolun kenarına gelmiş ve karsidan karşıya geçmek için vızır vızır geçen arabaların yavaşlamasını beklemiş. Beklemiş, beklemiş… Baktı böyle olmayacak, cesaretini toplamış, elini kaldırıp arabalara ” dur ” işareti vererek karşıya geçmeye çalışmış. Yolun yarısına kadar gelmeyi başarmış ancak tam yoluna devam edecekken ters yönden gelen bir araç ona çarpmış ve arkasına bile bakmadan geçmiş, gitmiş ve kadın oracıkta yere yigilivermis…
Gözlerini açtığında beyaz önlüklü birilerini görmüş. Burası bir hastanenin odasiymis. Hemşire onun uyandığını görünce hemen doktoru çağırmış. Doktor üzgün bir şekilde girmiş odaya, hemşireye çıkmasını işaret ederek sözüne başlamış:
? Bunu söylemesi gerçekten çok acı… Yaşadığınız kaza sonucu… ayaginiz kopmuş… Ve ne yazikki bundan sonraki hayatınızda… sağ ayaginiz olmadan yaşayacaksınız… Aslında ameliyat edilebilir ancak çok para gerekiyor… Üzgünüm..
Kadının parayı ödeyecek durumu yokmuş ne yapsın o da böyle yaşamak zorunda kalmış.
1 Ay Sonra…
Artık sağ ayağı olmadan yaşıyormuş. Alismis artik. Daha doğrusu alışmak zorunda kalmis. Sırf bunun için bir zamanlar onu seven komşuları artık yüzüne bakmaz, hatta onu dışlar olmuşlar. Bu onun canını çok sikiyormus ancak elinden de bir şey gelmiyormus. Günler böyle geçip gidiyormuş.
Bir gün evde otururken kapının zili çalmış. Gidip kapıyı açtığında kimseyi görememiş. Herhalde çocuklar bastı diyerek tam kapıyı ortuyormus ki kapının önündeki o küçük bitkiyi fark etmiş. Saksinin içinde bir bitki… Eğilmiş ve onu içeriye, tam pencerenin önüne koyacakmis ki bir de ne görsün? Küçük bitkinin bir dalı kirikmis. Kadın o kadar sinirlenmiş ki çiçeği kökünden soktuğu gibi koparıp bahçeye fırlatmış ve demiski :
? Ayağım kırık olabilir. Ama bu kadar da yüzüme vurmalarina gerek yok ki!!
O çiçek orada kalmis ve cimlenmeye başlamış. Yere kök salmış ve artık o da bahçenin bir parcasiymis.
Günlerden bir gün bir hayırsever o kadinin durumunu bir şekilde ogrenmis ve yardım etmek istemiş Allah rızası için… Kadına durumu anlatmışlar o da kabul etmiş. Çünkü artık o da diğerleri gibi bastonsuz yürümek istiyormuş…
Her şey hazırmış. Sadece ameliyata girmesi kalmis. Sedyeye yatmış ve ameliyathaneye girmişler. Hemşirenin o ignesiyle uykusu gelmiş.. Ve gözleri ağır ağır kapanmış.
Uyandığında yanındaki doktor gülümseyerek bakmış ona… Ve anlamış, artık onunda bir ayağı varmış.
Bir – iki gün sonra taburcu etmişler. Ve evinin yolunu tutmuş.
Bir başka gün pencerenin kenarında otururken gözü bahçedeki o çiçeğe takılmış. İki hafta önce attığı çiçeğe çok benziyormus. Daha yakından bakmak amacıyla asagi inmiş. Evet, o cicekmis bu. Ama bir şey fark etmiş. O kırık dalı yeşermiş yerinde taptaze bir dal duruyormus…
Umudunu kaybeden, her şeyini kaybetmiş demektir.
Umitsizliklerden sonra nice ümitler; karanlıklardan sonra nice güneşler doğar…
Bedia Usluer
Lale Eğitim Koleji 6. Sınıf

gerçek bir yazar ancak bu kadar güzel yazabilir.
gerçek bir yazar ancak bu kadar güzel yazabilir.
Yazılarını basarili buluyorum.