Taksim’den Tahrir, Tahrir’den Taksim çıkarma heveslileri

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Attıkları her adım akamete uğrayan ve iştahları kursaklarında kalanlar, 2011 yılının başında Mısır`da Mübarek`e karşı Tahrir Meydanında toplananları gördüğünde hayal kurmaya başladılar. Mısır`da yapılanın bir benzerini Türkiye`de hayata geçirmenin fikri ve teknik altyapısını oluşturmaya giriştiler.

Gösteriler sonrasında 30 yıllık diktatör olan Mübarek devrildi ve ara rejim seçimlerin yapılmasına zemin hazırladı. Batı`nın korkulu rüyası, Selefiler ile İhvan-ı Müslimin`in (Müslüman Kardeşler) uzak ihtimal de olsa bir seçim işbirliğine gitmeleri idi. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında iki kademeli yapılan seçimlerde Muhammed Mursi, yüzde 51.73 oyla demokratik yolla gelen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 

Mursi, eski rejimin temsilcisi olarak bağımsız aday olan Ahmet Şefik ile yarışmıştı. Batı`nın Mısır için bir tür “genel vali” gibi hazırladığı isim olan Uluslararası Atom Enerjisi (UAEA) Başkanı Muhammed Baradey, cumhurbaşkanlığı için aday bile olamadı. 
Bunu Batı`nın unutması mümkün değildi. Batı, bir ismi lider olarak hazırlayıp o ülkeye gönderecek, o isim aday bile olamayacak!…

Mısır`da Mursi`ye karşı kurulan tezgah, daha seçim sonuçlarının açıklanması aşamasında başladı. Toplumdaki sorunların hepsinin birden çözüleceği yolunda bir beklenti oluşturuldu. Bu iktidar değil, belli merkezlerden pompalandı. Gerginlik, adım adım tırmandırıldı. 30 yıllık Mübarek rejimini deviren meydan olarak tanıdığımız Tahrir meydanı, bu kez iktidara ve özellikle de Cumhurbaşkanı Mursi`ye yönelik olarak doldurulmaya başlandı. 

Sonrasında ise bambaşka bir şekle büründürüldü. Bugün noktası konulduğu düşünülen darbe, aslında 14 Haziran`da gerçekleşmişti. 

Niçin 14 Haziran? 

Çünkü o tarihte, halkın seçtiği oylarla seçilen parlamento feshedildi. 

Ne var ki biz o sıralarda Gezi Parkı ayaklanmalarının getirdiği sorunlara boğulmuştuk. Kendi iç sorunlarımızdan başka bir şeye odaklanamaz olmuştuk. 

31 Mayıs`ta Gezi Parkı çerçevesinde yapılmak istenen darbe girişimi, sonrasında Taksim`deki on binlerce insan Tahrir`dekilere ilham verecek tarzda sunuldu. Parlamentonun feshi, CNN ve El Cezire`nin Taksim meydanından saatlerce kesintisiz yayın yaptığı gün olan 11 Haziran`dan 3 gün sonra gerçekleştirildi. Taksim`den Tahrir`e selam gönderildiği günlerdi yani. 

Sırasıyla bakarsak, Ocak 2011 başında Tahrir`de yaşananları görüp birileri “Tahrir`de yapılan Taksim`de niçin yapılmasın?” hülyalarına daldılar. 

31 Mayıs ve 11 Haziran`da sergilenen tabloda Mısır`a selam gönderildi. Türkiye`de hükümeti devirmek üzere olduğunu düşünenler, “Siz de harekete geçebilirsiniz. Halkın oyuyla işbaşına gelmiş olmanın önemi yok. Demokrasilerde seçim her şey değildir” martavalları okumaya başladılar. 

Kısacası, bu tarihlerde Taksim`de Tahrir melemeni pişirmeye çalıştılar. 

Ve Mısır tarihine kara bir leke olarak geçecek olan 3 Temmuz 2013…

Cumhurbaşkanı Mursi`ye 48 saat süre tanıyan Mısır ordusu, sürenin bittiği Çarşamba günü saat 17.00`den itibaren darbenin son noktasını koydu. Mursi`nin seçileli daha bir yıl olduğuna bakmadan, halkın yüzde 51.73 oy aldığına bir kenara atılarak yönetime el koydu ve anayasayı askıya aldı. Genelkurmay Başkanı Abdul Fattah al-Sisi, askıya aldığı Anayasa Mahkemesi (SCC) Başkanı Maher`i, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Mursi`nin yerine getirdi. 

Mursi`nin başlattığı, “Görevimin başındayım. Direnin” çağrısı ne kadar etkili olacak ve Mısır nasıl bir seyir izleyecek onu bilmiyoruz. 

Ancak bildiğimiz bir şey var. Tahrir`de pişirilen darbe melemeni, tekrar Taksim`e taşınmaya çalışılacak. 

Siyasetle geçmişten bu yana ilgilenenler bir noktayı gayet iyi hatırlayacak. Bugüne kadar, sandıktan çıkan sonuç hep kutsal sayıldı. Halkın sandıkta ortaya çıkan tercihine kimse dil uzatmaya cesaret etmedi/edemedi. 

Lakin, yeni başlayan dönemde tam da bu nokta işlenmeye çalışılacak: 

“Demokrasi sandık demek değil.”
 
Önümüzdeki günlerde halkın tercih ettiği siyasetçilerin dayandığı meşruiyet zemini yıpratılmaya çalışılacak. Erdoğan`ın son dönemde yapılanlara karşı koyarken tuttuğu, “Milli İradeye Saygı” dalı değersizleştirilmeye çalışılacak. 

Türkiye`nin ekonomide, sosyal adalette, sağlıkta ve öteki alanlarda ulaştığı noktanın ne olduğuna bakmadan köküne kibrit suyu dökülmeye çalışılacak. 

Türkiye hızla “üçüncü raund”a sürüklenecek. 

“Üçüncü raund da ne?” diyenlere onu da bir sonraki yazıda anlatmaya çalışacağım. 
 


Ünal TANIK / Rotahaber

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 29 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!