31 Mayıs ayaklanması olmasa AK Parti İstanbul’da kaybedecekti

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

30 Mart 2014 Yerel Seçimlerine daha çok var diyenlere siz kulak vermeyin. Partilerde bir sonraki seçimlerin hazırlıkları, bir önceki seçimin adaylarının belirlenmesi ile başlar. 

 

Eğer bunun çok abartılı olduğunu düşünüyorsanız, partilerin arka planda işleyişini yeteri kadar takip etmiyorsunuz demektir.

 

Yerel seçim adaylığının her noktası önemli. Lakin İstanbul?un ne kadar kritik bir yer tuttuğunu anlamak için 2009 seçimlerine katılan adaylara bakın. Mağlup olanı bile gitti bir partiye genel başkan oldu. 

 

Bu yazıda gelecek yıl Mart ayında kimlerin aday olacağının kulislerini anlatmayacağım. Onları Rotahaber?in sayfalarında paylaşmaya devam edeceğiz. Hem de başka bir yerde bulamayacağınız bilgilerle yer alacak bunlar. 

 

Sizleri 1989 yerel seçimleri öncesine götürmek istiyorum. 1984 seçimlerinde aday olan Bedrettin Dalan bir dönem başkanlık koltuğunda bulunmuş, iktidar partisi ANAP ve medyanın desteğiyle efsaneye dönüştürülmüştü. 

 

Gerçekten de o dönem Dalan?ın ardında sadece iktidar ve medya yoktu. Bir de darbe liderliğinden ülkenin başına oturmuş olan Kenan Evren?in desteği vardı. Başta Haliç?in temizlenmesi olmak üzere yaptığı pek çok icraatta, yasaları zorlayarak yürüyebilmesinin ardında Evren faktörü vardı.

 

Dalan, bu koruma ve kollama içinde İstanbul?a önemli hizmetler yapmıştı. Bir hizmet dönemi bitmiş, yeni hizmet dönemi için adaylar belli olmaya başlamıştı. ANAP?ın adayı belli idi: Bedrettin Dalan. Sosyal Demokrat Parti lideri (CHP henüz açılmamıştı) Erdal İnönü, partisinin kazanamayacağına kesin gözüyle baktığı için ?Kazanacak isim belli ama bizim de adayımız olmalı? diyerek Prof. Nurettin Sözen?i aday gösterdi. (Kazanacaklarına inansalar idi eminim başka birini aday gösterirlerdi.)

 

30 Mart yaklaştıkça anketler yayınlanıyordu. En etkili olan ise PIAR Gallup idi. Bütün anketlerde Dalan açık ara önde idi. Hatta gazetelerde yüzde 65 oy alacağını ortaya koyan araştırmalar bile vardı. Dalan?a banko oynayan gazete ve araştırma kurumları açık artırmaya çıkmış gibilerdi.

 

O sıralar Tercüman Gazetesi gece Haber Merkezi sorumluluğu yapıyordum. Değerli dostum Sadettin Erkişi de bizim belediye muhabiri idi. (23 yıl bu görevi yapıp 2007?de emekli oldu). 

 

Kamuoyunun nabzını hep iyi tuttuğuma inanırım. Yıllar boyu nerede ise her seçim öncesinde seçim tahmini yaptık, iddialara girdiğimiz oldu. İstanbul?da gazetelerin gösterdiği gibi ( o dönemde özel TV?ler yok) bir tablo görünmüyordu. 

 

1987?de yasakları kalkan Demirel, Özal?ın burnundan getiriyordu. Rahmetli Özal, ?Ben transformasyonu gerçekleştirdim, ülkenin ufkunu açtım? diyerek günlük konularda halkın beklentilerini görmezden geliyor, gazetelerin muhalefetinin bir etkisinin olmayacağını düşünüyordu. Oysa Semra Özal?ın organizasyonundaki ?Papatyalar?ın tavırları ve ?Hanedan? vurgusu halkta çok yer etmişti. 

 

Elbette başka sebepler de vardı. Halk bir şekilde iktidara karşı kinlendirilmişti. Kızdıkları noktaların gerçek olup olmaması önemli değil. Halk öfkelendirilmişti. Kiminin, ?Şunlara bir ders vermek lazım?, kiminin ?Nasıl olsa kazanacak ama çok yüksek oyla seçilmesin?, kiminin de ?Yeter yedikleri? gibi farklı farklı gerekçeleri vardı. 

 

Dalan ile benim de bir miktar tanışmışlığım vardı ama Sadettin Erkişi her gün Dalan ile beraberdi. Dalan?ın da Erkişi?ye dürüst ve mertliğinden dolayı çok saygı duyduğunu herkes bilirdi. 

 

Seçimlere iki aydan biraz az bir zaman vardı. ?Sadettin? dedim. ?Dalan kaybedecek. Mutlaka kazanacağı gözüyle bakıp normal çalışmalarını yürütüyor. Biraz işin bu tarafına baksın? dedim. 

 

?Tamam. Bir fırsatını bulup iletirim ben? tarzında bir cevap verdi. 

 

Seçimlere 10 günden az kalmıştı. Sadettin Erkişi, akşam gazetenin Yazı İşleri?ne geldi. Başka arkadaşlar da vardı. ?Bak Sadettin. Dalan gitmek üzere. Seçimi kaybedecek. Gidip çalışmazsa 31 Mart?ı aramızda geçirir? dedim. 

 

Çevredeki arkadaşlar, ?Ne kaybetmesi ya!? deyip önüme bir gazetenin o gün yayınlanan anketini attı. ?Adam yüzde 56 oy alıyor? dedi. 

 

Sonrasında 30 Mart akşamı sandıklar açıldı. ANAP?lılarda ve Dalan?da büyük bir hayal kırıklığı. O zaman gazetelerde bilgisayar falan yok. Farklı merkezlerden gelen oyları bizler toplayıp oy toplamlarını takip ediyoruz. Sadettin Erkişi de Büyükşehir Belediyesi?nde idi. Saat 22.00 sıralarıydı. Telefona çağırdılar. 

 

Arayan Erkişi idi. ?Söylediklerini Bedrettin Bey?e iletmemiştim. Şimdi paylaştım. Kaybetme ihtimalini önceden bir tek senin dillendirdiğini söyledim? demiş ardından da Dalan?la merhabalaşıp ?Geçmiş olsun? dileklerimi iletmiştim.

 

Bütün bunları niçin anlattım. AK Parti?nin İstanbul?a verdiği bunca önemi, yaptığı bunca yatırımı, şehrin bu kadar yaşanabilir hale getirdiğini en iyi bilenlerden biriyim. Ama buna rağmen, bir yılı aşkın zamandan beri, çevremdeki dostlarıma AK Parti?nin İstanbul?da seçimi kaybedeceğini söyleyip duruyorum. 

 

Önüme anketleri koyanlara da üşenmeden 1989 seçimlerini hatırlatıyorum. 

 

Toplum, sadece hizmete oy vermiyor. Hele hizmet standart hale gelmişse o artık siyasetçi için bir avantaj oluşturmaktan çıkıyor. Bu kez yok iken getirilen hizmet tarafı görülmüyor, o hizmette yaşanan küçük bir kusur, çok daha büyük tepki gösterilmesine neden oluyor. 

 

Hele bir de imar dedikodularının, rant paylaşımına ilişkin kulaktan kulağa katlanarak giden bilgilerin insanlar üzerindeki olumsuz etkisi bunun üzerine binince neler olacağını siz düşünün. 

 

31 Mayıs Gezi Parkı ayaklanmaları öncesinde kanaatim, AK Parti?nin İstanbul?da kaybedeceği yönünde idi. Gezi ayaklanmalarının nasıl bir etki yapacağını sonbahardan itibaren daha iyi göreceğiz. 
 

 

Ünal TANIK / Rotahaber

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Öğle Bülteni 29 Ekim 2026 öğle Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!