Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
               Siyasette uygulanan yollardan biri; kazan, kazan. Hepsini birden isteme, önce önemsiz bir şeyler iste, kolay olsun, basit sansınlar. Vermeye alıştır. Sarı öküz hikayesin de olduğu gibi. Sonra bir şeyler daha iste, sende bir şeyler ver, veriyormuş gibi yap. Kazanımları koy cebe. Sonra yeniden iste. Alıştılar mı vermeye verirler. Biraz nazlanır, bahaneler üretirler ama merak etme istediğini alırsın.                                                                                        
                  Birileri kazandıkça biz kaybediyoruz. Manzara tıpkı yukardaki gibi. İstiyorlar alıyorlar. Başbakan’ın çözüm, bizim İmralı süreci dediğimiz süreç şimdilik böyle ilerliyor. Ne kaybettiğimizin hesabı yapılmıyor. Birileri alarak,birileri vererek kazanıyor. Biz kaybediyoruz. Neyi kaybettiğimizi uyanınca anlayacaksınız. Sakın bozmayın keyfinizi bozduklarında şaşkınlıktan küçük dillerinizi yutacaksınız. Yoksa yuttunuz mu8? Sessizliğiniz bundan dolayı mı?                                    
               Kimlerle uğraşıyoruz Yarabbi. Nasıl bir kaderdir bizimkisi. İçerden ve dışardan yıllardır süren ve sürecek olan bir savaş yaşıyoruz. Yıllardır “ Yurtta sulh, cihanda sulh “ diye bağırmamız ondan mı acaba. Bizden başka bu ‘sulh’ u isteyen var mı? Yoksa,  biz neden istiyoruz. Düşmana silahıyla mukabelede bulunulmasını emreden Hadisi şerif’i n gereğini yapmaktan neden imtina ederiz? 
             Soruyorum ama bir taraftan da başımıza ördükleri çoraplardan kurtulup belimizi doğrultamamanın bilincindeyim. Biliyorum ki, musubetler eksik olmayacak. Güçlü bir Türkiye tüm dünyayı rahatsız edecek ve ediyor. Ölümüz de onların işine gelmiyor. Politika belli. Ne onsunlar, ne ölsünler. Sadece bizim isteklerimizi yapsınlar isteniyor.  Aklım ereli beri  geçemediğimiz  bir zor günler süreci var. Yani kırk küsür yıldır. Öğrenci hareketleri, ayrılıkçı hareketler, darbeler, ekonomimiz üzerinde oynanan oyunlar, ardından terör örgütleri , Kürt kardeşlerimizle aramızda çıkartılmaya çalışılan iç savaş. Şimdide Özerklik adı altında sınırlarımız üzerinde oynanan oyunlar. Az bile diyorum oyun büyük diye, çok büyük çok.
           Bizde büyüğüz Türk insanı olarak, ancak farkında değiliz, uyku ilaçlarıyla yarı baygın yaşıyoruz. Gözlerimizi silip gerçekleri göremiyoruz. Göstermiyorlar. Beynimize, damarlarımıza damla damla zikrettikleri ilaçları fark edemiyoruz. Televizyon dizileri, sinema, futbol, festivaller, yarışmalar vs. vs.
           Hep yukarılara baktırıyorlar. Birbirinden güzel kızlar, son model arabalar, zibil gibi paralar, deniz kum güneş, silahlar ve su gibi akan içkiler. Hayatı böyle görün istiyorlar. Adeta tahrik ediyorlar siz niye böyle değilsiniz. Helalin haramın hesabı yok, sadece sahip olmak var. Ruh yok, mana yok sadece madde var. Biz onların peşinden koşarken uyumayan düşmanların varlığından haberdar olamıyoruz. 
 
                NOT; Eski bir yazı, güncellenerek tekrar yayınlanmıştır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 28 Ekim 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Aksaray Haberci ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!