Değerli okurlarım,
Yerelde halk yanlışları ve doğruları görüyor, biliyor, konuşuyor. Bizler de kamusal sorumluluğumuzun bilinciyle halkın sesini duyurmak, sorunları ve başarıları görünür kılmak, kamuoyunu bilgilendirmek için bu gözlemleri kaleme alıyoruz. Ancak ne yazık ki, sorunun muhatabı olan ilgili birimler görmezden gelmeyi tercih ediyor.
Yetkili makamlar, gücün arkasına sığınıp sessizliği seçiyor. Oysa görevleri mağduriyetleri ortadan kaldırmak iken, ironik biçimde mağduriyet yaratmakta daha başarılı oldukları görülüyor. Bu tavır, kamu yönetiminin en temel ilkelerinden biri olan hesap verebilirlik ile bağdaşmıyor. Halkın sesini duymak yerine kendilerini ulaşılmaz kılmak, güveni zedeliyor. Sessizlik çözüm değil; tam tersine sorunları büyütüyor.
Ne zaman eleştiri şahsiyete yönelse, işte o zaman birden önemseniyor. Sorunlara değil, imajlarına gösterilen hassasiyet ağır basıyor. Oysa köşe yazılarının amacı şahısları hedef almak değil; toplum menfaatini gözeterek yapıcı bir yol göstermek.
Halkın hafızası güçlüdür. Görmezden gelinen her yanlış, orada birikir. Tarih, sorunları susturanları değil; halkın sesine kulak verenleri hatırlar. Sessizlik değil, çözüm üretmek kamu yönetiminin asli görevidir.
Unutmayalım: Kalemin sesi, halkın sesidir.