Mustafa Avcı

Tarih: 30.08.2025 12:21

Rasim Gül: Aksaray’ın Gönül Eri, Adam Gibi Adamdı

Facebook Twitter Linked-in

Sözün bittiği yerdeyim… Nereden ve nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Kalem elimde ama elim titriyor. Belki de bugüne kadar yazdığım en zor, en ağır yazı olacak bu. Çünkü bu satırlarda adı geçen kişi, sadece bir insan değil; bir dava, bir sevda, bir ömürlük kardeşliktir. O kişi: Rasim Gül. Gül yüzlü, yüce gönüllü Rasim Abim…

Bu yazıyı yazmak benim için kolay değil. Kimi zaman “kalpten kaleme giden yol uzundur” derler ya, işte öyle bir andayım. Gönlümde binbir kelime var ama hangisini seçsem, hangisini söylesem az gelecek gibi. Çünkü Rasim Gül’ü anlatmak, bir insanı değil; bir memleket sevdasını, bir ömrü, bir dert adamını anlatmak demek.

İnsanlar öldüğünde ardından güzel sözler söylenir. “Arkasından iyi konuşalım” denir. Ama içim içimi yiyor… Keşke biz bu sözleri o yaşarken, gözlerinin içine baka baka söyleyebilseydik. Keşke bir gün oturup, “Sen çok kıymetlisin abim” diyebilseydik. “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye” demeyin şimdi, geç olsa da yazmak boynumun borcu oldu. “Niye bugüne kadar yazmadın?” diyenler olacaktır elbet. Ama herkes yazdı, ben biraz sonra kaleme sarıldım. Kalem gecikti ama gönül gecikmedi.

Rasim Gül, benim gözümde sadece bir ağabey değil; çok iyi bir baba, çok iyi bir amca, çok iyi bir kardeş, çok iyi bir dosttu. Benim babamdan sadece üç yaş küçüktü ama onun yeri bambaşkaydı. Büyükle büyük, küçükle küçük olmayı bilen, gönlü büyük, yüreği geniş bir insandı. Varlığı huzurdu, yokluğu sızı…

O tam anlamıyla bir “Aksaray delisi”, bir memleket sevdalısıydı. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunu kendine ilke edinmişti. Aksaray için ömrünü, vaktini, malını, mülkünü gözünü kırpmadan ortaya koydu. Birçok kişi “memleketi seviyorum” der ama Rasim Abi sevmekle kalmaz, bedel öderdi. Gözünü daldan budaktan sakınmadan, Aksaray için ne yapılması gerekiyorsa yapardı. "İğneyle kuyu kazmak" dedikleri şeydi onun yaptığı; sabırla, sebatla, yılmadan çalışmak…

Hayatı boyunca STK başkanlıkları yaptı, siyasetin içinde yer aldı, iş insanıydı ama en önemlisi her hal ve şartta “adam gibi adam” oldu. O kalabalıklarda da vardı, yalnızken de dik durdu. Dostuyla dosttu, düşmanına bile mertti. “Yiğit düştüğü yerden kalkar” derler ya, o da hayatın türlü sınavlarından geçmiş ama hiçbir zaman eğilmemiş, bükülmemişti.

Rasim Abim ile son 8 yılda neredeyse her gün beraberdik. Sohbetinden, bakışından, susuşundan bile öğrenecek şey vardı. Birlikte nice hayaller kurduk, nice dertlere derman aradık. “Üzüm üzüme baka baka kararır” derler ya, ben onun yanında olgunlaştım. Benim için sadece bir abiden öte, bir öğretmen, bir yol gösterici, bir yol arkadaşı oldu.

Şimdi düşünüyorum da; onun hangi hizmetini anlatayım? Aksaray’ın tanıtımı için yeri geldi günlerce uykusuz kaldı, yeri geldi cebinden harcadı. Sosyo-ekonomik sorunlara kafa yordu, projeler hazırladı, destek istedi, aradı, koştu… “Taş yerinde ağırdır” derler. Rasim Gül Aksaray’ın ağır taşıydı. Şimdi o taş yerinden oynadı, hepimizin yüreği burkuldu. Aksaray’ın sesi bir nebze sustu.

O neredeydi biliyor musunuz?
Nerede Aksaray konuşuluyorsa, Rasim Gül oradaydı.
Nerede Aksaray’ın bir meselesi dile getiriliyorsa, o oradaydı.
Nerede bir genç yüreğini umutla yeşertmeye çalışıyorsa, Rasim Abi destek olmaya hazırdı.

Ama şimdi… Şimdi ben Rasim Abimsiz kaldım Aksaray onsuz. Aksaray da öksüz kaldı sanki. Yerini doldurmak kolay değil. Çünkü bazı insanlar vardır, geldikleri gibi gitmezler; arkalarında iz bırakırlar. Rasim Gül işte o insanlardan biriydi. O, sadece yürüdüğü yollarda değil, insanların kalbinde iz bıraktı. “Gönüller yapmaya geldim” derdi Mevlânâ; Rasim Abi gönüller yaparak yaşadı.

Hayatı boyunca kimseyi kırmamaya çalıştı, kimsenin kalbini incitmedi. Doğru bildiği yoldan sapmadı. “Doğruya doğru, eğriye eğri” dedi. Adamlığını makamla, parayla, siyasetle ölçmedi. Çünkü o, ölçüydü.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, ardında eser bırakan, iz bırakan, dua bırakan bir adamın ardından konuşuyoruz. “İnsan öldükten sonra değil, unutulduğunda ölür” derler. Rasim Gül asla unutulmayacak. İsmi hafızalardan silinse bile, yüreğimizde hep yaşayacak. 

Geçen Yusuf Köse abi ;ben yapa yalnız kaldım dedi.Gerçek arkadaş gerçek dost’tu . 65 Yıllık dost’tu, dile kolay, kırılmadan, kırmadan, yorulmadan, yormadan tam 65 yıllık dostu kaybetmek kolay olmaması gerek.Eşi hoca hanımı kaybettikten sonra Kıymetlileri yavruları Ali ve Gökçen çok ısrar etmelerine rağmen yanlarına gitmedi.Yanı kısacası O çok sevdiği ve uğruna ömrünü verdiği Aksaray’dan kopamadı.

Ve şimdi yüreğimden bir dua yükseliyor:
Allah rahmet eylesin… Mekânı cennet, makamı âlî olsun.
O, Aksaray’a olan görevini tamamladı. Bayrağı taşıdığı yere kadar getirdi. Bizlere düşen ise onun açtığı yolda yürümek, onun bıraktığı bayrağı yere düşürmemektir. Hastalandığı ilk gün bana “Mustafa yarım kalan yazım var ben kalkınca onu beraber yazarız değil mi “ dedi bende tabiî ki dedim,fakat kalkmak nasip olmadı.Kızı Gökcen hanım efendi yazıyı tarafıma ulaştırdı yazısını ilerleyen günlerde yayınlayacağım.  

İyi ki vardın Rasim Abi… İyi ki tanıdık seni.
Seninle aynı yolda yürümek, aynı sofrada oturmak, aynı memlekete hizmet etmek onurdu, şerefti.

Şimdi senden geriye kalan, bir vefa, bir özlem ve dolu dolu bir hayat.
Nur içinde yat güzel insan…
Aksaray seni unutamaz ve unutmamalı… 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —