Rasim Gül

YAKIN ÇAĞI, YAKALAMAK

YAKIN ÇAĞI, YAKALAMAK

Çağ: 1-zaman parçası, vakit. 2- başı ve sonu belli olup bir özellik taşıyan zaman parçası. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle birlikte Orta Çağ sona erdi, Yeni Çağ başladı, 1789 Fransız İhtilali’ne kadar 336 yıl devam etti. Yeni Çağı açan Türkler, bu çağı iyi değerlendirdiler, bilim ve düşüncede dünyada ileri noktalarda yer aldılar. Ne yazikki 1789 Fransız ihtilali ile başlayan Yakın Çağa’da aynı başarıyı gösteremediler.  

Osmanlı İmparatorluğunun, halklardan meydana gelmesi, esas unsur olan Türk Halkının Siyasal İslamcıların, Osmanlıcıların, batıcıların arasında sıkışıp kaldı. Orta Çağda İmparatorluğa sahip olan Türk Halkı Yeni Çağda İmparatorluktaki yerini kaybetti. Hâkimiyet diğer unsurların eline geçti.  

Ticaret ve sanat tamamen Ermeni, Yahudi ve Rumların eline geçti. Türk’ler sadece asker olarak cepheden cepheye koştu ya şehit oldu ya da kolunu, bacağını, gözünü kaybeden gazi olarak memleketine döndü. Ortada para zaten yoktu, tarlaların birçoğu ekilmediğinden boş kalmıştı. Dolaysıyla çiftçilik durma noktasına geldi. Daha da beteri okuma-yazma yok denecek kadar azdı. İlim irfan sanayide gelişememiş ülke en küçük ihtiyacını üretemez olmuştu.

Yeni Çağı sonlandıran Türkler bitme noktasına gelince, Yakın Çağ idealsiz, karışık, bol laf üreten halkların eline kaldı.  Bilim, düşünce ve aklı kullanma zayıfladı. Dost-düşman, hain-gafil-cahil birbirine karıştı. Hem İslamiyet hemde İmparatorluk kurtarılamayacak duruma düştü.

Sözde Siyasal İslamcılık ve Batıcılık adına hareket edenler, millet, milliyet, Türk ve ulusal kelimeleri hafife almaya başladılar. Gayri Türkler ve Gayri Müslimler, batının peşinde, Osmanlıcılıktan kurtulmaya kendi ayakları üzerinde durmak için, Osmanlının altını oymaya, halkı birbirine düşürmeye çalıştılar vede becerdiler.

Ülkede Türk kelimesini telaffuz epey zorlaştı. Yasaklanmadı ama yapılacak işleriniz zora girdi. Yeni Çağda yaklaşık 200-250 yıl karmaşa ve kargaşayla geçti. Ekonomide, bilimde, teknoloji ve düşüncede durma ve gerileme başladı. Batı, Türklerden hesap sorma ve bitirme fırsatı yakaladı. Batı ve ortakları 200-250 yılı iyi değerlendirerek içteki gafiller ve hainlerle hedeflerine ulaştılar. Yeni Çağda Osmanlıyı bitirdiler ama bitirenlerin tamamıda perişan oldu.

1920’de Cumhuriyetle, Türk milleti ve devleti dostu-düşmanı, hain ve gafili bildi, devrimleri, inkılapları yaparak, Yeni Çağda değişim ve dönüşümü başardı. İslamı, milliyetçiliği ve ulusalcılığı birlikte götürecek sistemi kurdu. Yeni Çağ’a ayak uydurmaya başladı. Ekonomi, bilim, düşünce, kalkınma ve büyüme hamlelerine ne batı ne doğu, ne hainler ve gafiller engel olamadılar ama ülkede karışıklık çıkarmayı da asla ihmal etmediler.

Türkiye Cumhuriyeti ile yola çıkan birçok ülke, iç ve dış sorunların hallederek kişi başına milli gelirini 25-40 bin dolara çıkarırken Türkiye şu an 8 bin dolarla devam ediyor. Bunun nedenine gelince 80 yıldır Türkiye iç ve dış meselelerinde devlet politikası oluşturamadı, bilime, akla yönelemedi, üretime, ehliyet ve liyakata önem veremedi. Kavgaya varan iç çekişmeleri durdurumadı.

Bütün ideolojiler, değişkenlik göstererek değişmiştir. Ama Din ve soy kalıcılıklarına devam etmektedir. İnanç ve soy şuuru her ortamda gelişerek var olmaya devam etmiştir. İslam ile siyasetin bağlılığı yaklaşık 1500 yıldır devam etmektedir. Hırıstıyan âleminde Din ve Siyaset epeyce ayrıldı herkes kendi işini yapıyor. Türkiye’de ise iktidar ve muktedir olan her işi biliyor ve yapıyor. Doğrusu hiç kimse her işi bilemez dolaysıyla doğru yapamaz.

Bizce asıl mesele nesillere ortak payda da ideal verilemedi, halende verilemiyor. Biraz ulusalcılık, biraz milliyetçilik, biraz İslamcılık, biraz solculuk, biraz liberalizm, biraz kapitalizm, biraz sosyalizm, biraz medeniyet, biraz Doğu, biraz Batı, biraz da Atatürkçülük verilerek eğitim ve idealizm halledilmiş sayılıyor. Maalesef tam tersine ortalık karıştırılıyor, nesiller ortak paydada birleştirilmiyor, milli birliği tesis edecek sonuç çıkmıyor.

Milliyeti, islama ezdirmek veya islamı milliyete ezdirmek veya kavga ettirme Osmanlı İmparatorluğunu bitiren en önde gelen nedenlerden biri olmuştu. Türkiye de de yıllardır devam ediyor. Cumhuriyetten bu yana geçen 100 yılda neredeyse açık veya kapalı, 20 den fazla muhtıra, ihtilal, kalkışma, siyasi kavga, siyasi iradeyle bürokratik iradenin çatışması, sivil iradenin yok sayılması devam etmiştir.

İslam’ın dini kuruluşları olan Halifelik, Şeyhülislamlık ve Diyanet 1500 yılda küçük kişisel çıkışlar hariç kurumsal olarak, ceberrutluk ve haksızlık yapan yöneticilere söz söylemedi, tavır koymadı karşı çıkmadı. Şahın, padişahın, siyasi iradenin emrinde olmayı, İslam’ın emrinde olmaya tercih etti. Halende devam ediyor.

Dini kurum yetkilileri, başta Diyanet olmak üzere bakanlar ve cumhurbaşkanı karşısında iki büklüm oluyor. Dolaysıyla sözü dinlenen değil söz dinleyen, gerektiğinde de azarlanan kurumlar oldu. Hristiyanlıkta Papa ve Patrik gücünü koruyarak, bağımsız hareket ederek inançları doğrultusunda görüş bildirmeye devam ediyorlar. İslam âleminde ve Türkiye’de ise mevcut dini kuruluşlar hükumetin hoşuna gitme yarışını bırakıp dinen doğru olanı söyleme cesaretini gösteremiyorlar.

Daha açığı, siyasal alandaki dine aykırı icraatlara, yanlışlara, hatalara müdahale edemezken; iktidardaki siyasi irade, dine meselelere her zaman müdahale ediyor ve etmeye devam ediyor. Türkiye’nin önderliğinde, bağımsız ve yarı bağımsız Türk Devletleri ve topluluklarıyla birlikte hareket etmelidir.

Yeni Çağda bu çalışmaları başarıya ulaştırmak için her türlü fedakârlığa katlanırsa Yeni Çağı yakalayabilir. Türk Devletler Birliğini kurarak, dünyada dördüncü güç olabilir, Yeterki inansın. Halk buna hazır Yeterki yönetenler, bürokraside çalışanlar inanır ve iman ederse makul bir zaman içinde kesinlikle gerçekleşir.

 HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.

 

Aksaray Nöbetçi Eczaneleri
  • BIST 100

    2.864%-0,15
  • DOLAR

    17,9595% 0,12
  • EURO

    18,4190% -0,61
  • GRAM ALTIN

    1.034,8% 0,20
  • Ç. ALTIN

    1707,42% 0,20