Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Yılmaz R. Demiryürek


TEKKELER-ZAVİYELER TARİKATLAR-CEMAATLER


    Selçuklu ve Osmanlı'nın kuruluş ve yıkılışları üzerinde büyük etkisi ve katkısı olan tekke ve tarikatların Allah rızasını kazanma, toplumu aydınlatma, Anadolu'yu Türkleştirilip İslamlaştırmadaki faydaları çok fazladır. Bunun yanında Osmanlı ve Selçuklu devletlerinin yıkılışlarında sorumluluk ve veballeri de azımsanmayacak kadar fazladır. Kurtuluş Savaşı'ndaki ve Cumhuriyetin kuruluş işleyişi değerleri ile ilgili duruş ve bakışları da ortadadır. Geçtiğimiz asır içindeki, yakın tarih ve günümüzdeki Devlet'e, Dine ve Millet'e bakış açıları da gün yüzü gibi ortadadır. Buradaki kastımız toplum önünde görülenlerdir. Hakikiki, masum, gönül ehli, iyi niyetli, Allah rızası için çalışan ve her iki dünyayı mamur etme sevdalıları bunlardan istisnadır.

  Selçuklu Devleti'nin Anadolu'ya gelmesi ve öncesinde gönül erleri, dervişler, erenler Hacı Ahmet Yesevi Hazretleri tarafından görevlendirilir. Aşk ve sevda ile yola çıkanlar sadece Allah rızası için görevlerini fiilen yerine getirip; kılıçla alınamayan yerleri gönül ile kazanır ve kazandırırlar. Bu coğrafyayı Türk-İslam diyarı haline getirirler.Burada Devlet idarecilerine yön verme, doğruyu gösterme, adaleti, hakkı, hukuku üstün kılma çabaları onları Türk-İslam anlayışının ilke kural ve kaidelerinin tüm yaşayanlar üzerinde uygulamaları son derece etkilidir. Ancak zamanla Devlet'in tüm birimlerinde arzu edilmeyen çürüme, yanlış, haksız uygulamalar olduğunda herkes kadar ve hatta daha fazlası kadar tekke, zaviye, cemaat ve tarikatlarda da baş gösterir. Yöneticilere, halka ve dine bakış ve uygulayışlarda, yozlaşmalarda etkileri oldukça fazladır.Yıkılış her ne kadar Moğol istilası gibi görünse de esas neden  bu yozlaşmadır.

  Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda iş yine büyük gönül erlerine, Yesevi erenlerine düşer. Obaları , çadırları, beylikleri gezerek insanları bu uç beyliği etrafında birleştirip; birliği, beraberliği, dirliği sağlamanın mimarları olmuşlardır. Yeni bir Devletle Türkler artık Dünya İmparatorluğuna ulaşır. Her başarının altında yöneticilerin dirayeti, adaleti, hukuki ve askeri gücü vb. unsurlar belirleyicidir.  Ama Bektaşilerin, Mevlevilerin, erenlerin katkıları çok fazladır. Yükselişin, kalkınmanın, gittiği yerlerde hatta günümüzdeki gönül coğrafyamızda ki bıraktıkları izler takdire şayandır.

   2.Murat ile Hacı Bayramı Veli  görüşmesi, Fatih üzerindeki hocaların etkisi, Emir Sultan ile Somuncu Baba'nın tanışıp cami açılışı birbirine İslam'a bakışları kendilerini birbirinden daha üstün takva ve hizmet ehli görmeleri. Sırrı açığa çıkan Somuncu Baba'nın Bursa'yı terk etmesi.
   Aynı zamanda hepsinin bir hüneri ve mesleği olup kimseye muhtaç olmayıp geçimlerini kendilerinin sağlamaları çok önemli, ayrı bir bakış ve değerdir. Padişahlar bir şey vermek istediklerinde sadece ilim için ibadethane ve fakirler için aşevleri istemişler; dertleri,istekleri fakir, fukara, yoksullar ve gariplerdir. Hayatı yaşama tarzları Allah rızasıdır.

   Altı yüz yıllık bir devasa Devlet'in yıkılmasında ilmin, askerliğin, yöneticilerin, bürokrasinin diğer alanlardaki yanlışlar ne kadar etkili olmuş ise bir o kadar da tekke, tarikat ve zaviyelerin olmuştur. Zamanla çok büyüyüp çoğalmış; Devlet idaresine etkileri de o nisbette artmıştır. Artık gerçek hizmetin değil, nefis ve çıkarlarının esiri olmuşlardır. İşleri görülmediğinde veya çıkarlarına ters uygulamalarda Padişaha yani halifeye "dinsiz" diyebilecek kadar ileri gitmişlerdir. Az kelam bilenler, biraz ayet ve hadis ezberleyenler etrafına avanelerini toplayıp tarikat kurar hale gelmiş; geçimlerini sağlayıp, sosyal ve ekonomik çıkarlarını Devlet'ten sağlayarak üstün bir konumda yaşar hale gelmişlerdir. Güçsüz bir halife, sözlerini dinleyen yönetim, emirlerindeki asker ve bürokrasi en büyük arzularıdır. Derken Osmanlı devleti yıkılır ve Milli Mücadele (Kurtuluş Savaşı) başlar.

   Yeniden var oluş, diriliş, hür ve müstakil yaşama sevdası dalga, dalga yayılır. Art niyetli, çıkarının peşinde olanlar bu kez emperyal, işgalci ve zalimlere iş tutmaya hatta Kuvai Milliyetçileri dinsiz,asi,halifiye ihanet edenler olarak itham etmeye başlarlar. Gerçek Müslüman olan tekkeler, tarikatlar, vatan ve dini hassasiyetleri güçlü olanlar, bunun yanında müftü, imam ve diğer din adamları Milli Mücadele'ye her türlü desteği verirler. Hem cephede hem de cephe gerisinde maneviyatı yükseltmedeki emek ve gayretleri takdire şayandır. Bunların hepsi Cumhuriyet'imizin kuruluşundan sonra ayrıntılı olarak değerlendirilmiş;  yararlı ve zararlı cemiyetler katogorisindeki ilkeler doğrultusunda ele alınmıştır.

   Nitekim 30 Kasım tarihinde çıkan kanunla zararlı tekke ve zaviyeler kapatılmış; faydalı  olanlara dokunulmamıştır. Mevlevilik gibi aynı tarihte daha önce kapatılan Bektaşilik dergahı açılmıştır. Bunlar ve benzerleri Ahmet Yesevi Hazretlerinin halis duygularla "Anadolu'yu vatan edinin" emriyle gönderilen hakiki gönül erlerinin yuvalarıdır. Yel gitmiş, sel gitmiş ve toprak yerinde kalmıştır. 

  Ancak bir takım zararlı cemaatler yer altına çekilmiş, boş durmamış; Cumhuriyet'in ilkeleri ve kurucu iradeyle uğraşmayı hiç bırakmamış, her fırsatta dini duyguları öne sürerek görevlerini fiilen yapmaya devam etmişler. Misaki Milli hedefleri için hazırlık yapan Devlet'imizin hedeflerine engel olmak için başta Avrupalı hamilleri olmak üzere iş birliği yapmaktan geri durmamışlar. Şeyh Sait ve Seyit Rıza bunların tipik örnekleridir.

   Bunlar Rahmetli Atatürk döneminde çok etkili olamasalarda zamanla demokrasiye geçişle birlikte her hali değerlendirip, siyaseti kendileri için, amaçlarına hizmet gayesiyle çok iyi değerlendirdiler. Çoğu yerler ve partilerle her seçim döneminde sadece menfaat ve çıkarlarını gözeterek iş birliği yaptılar. Dünya görüşleri yoktur; tek fikir ve inançları çıkarlarıdır. Bu hadise yıllarca böyle süregelmiş; hep  gizlenmişler, kendilerini maskeleyerek gerçek yüzlerini hep saklamışlardır.

  Tabii ki Millet'imizin büyük çoğunluğu bunlara mesafeli davranıp kuşkuyla bakmıştır. Ne yazık ki dini bilgisi az olan, okumayan insanlar bunların tuzağına düşmüşlerdir. Burada Devlet'imizin ve Milli Eğitim Bakanlığımızın gayret ve çabalarının yeterli olmadığı görülüyor. Dini konuda yeterli bilgisi olanlara etki edemedikleri, milli duyguları güçlü olanlarada yanaşamadıkları hep tepkiyle karşılaştıkları görülmüştür. Bu da gösteriyor ki tarih, dil, din,vatan, bayrak sevdalısı insan tipini hiç bir tarikat veya cemaat etkisi altına alamamıştır.

   Ne yazık ki yakın tarihimizde yabancı güçlerin ve emperyallarin etkisi ile haince bir işgal girişimi yani büyük bir küresel oyun oynandı. Milletimizin feraseti, devlet aşkı, bayrak sevdası, birlikte yaşama azmi ile bertaraf edilip gereği yapıldı. Ondan sonra Mossad'ın emrinde çalgıcı, şarkıcı, sosyete bir tarikat daha ortaya çıktı. Yıllardır niye izin verildi o da ayrı bir konu ama nihayet onun da sonu geldi. 

     Şimdi yine sahnede bir aktör ve figüranları... Hiç gidip ibadet etmedikleri, hep mesafeli durdukları camii sevdası başladı. Salgın hastalık nedeniyle ibadete ara verilen camiilerimizde namaz kılma girişiminde bulundular. Adı lazım değil bu cemaat  kandırmaya, aldatmaya, zihin bulandırmaya çalışmaktadır. Bu ve buna benzer yapılanmalar her dönemde vardı ve bundan sonra da olacağı kanaatindeyim. Bunlar artık Devlet'e kafa tutma noktasına kadar gelmişlerdir. Bunlar hassasiyetlerimizi maske edinerek kötü emellerini yabancı vakıf, devlet ve istihbaratların emriyle gerçekleştirmeye çalışan zavallılardır. Hepsinin iç ve dış uzantıları bulunması arzu ve isteğimizdir. Bu ve bunun gibi yapılanmalara karşı halkımızın bilgilendirilip, aydınlanması milli ve dini bir görevdir.

       Son zamalarda bakanlıklar bünyesinde falan cemaatin veya filan tarikatın etkili olduğu konuşuluyor. Eğer böyle bir şey varsa  asla kabul edilemez! Bu acı bir tecrübe ile sabittir. Doğru olan ehliyet ve liyakattir. Bilgi ve beceri esas alınıp Devlet'e sadakat ön plana çıkarılarak bunların önüne geçilmelidir.Tüm bürokrasinin Millet'i ve Devlet'i, hakkı ve hukuku öncelleyerek hareket etmesi doğru olandır.

   Devlet'imizin bu konularda hafızasının derin ve güçlü olduğunu düşünüyorum. Öyle de olmak zorundadır. Devlet tarafından her dernek, vakıf, tarikat, cemaat hakkında en ince ayrıntısına kadar bilgi ve belgenin toplanıp; en ince ayrıntılarına kadar değerlendirilmesi mecburidir.  Geleceğimiz için, Devlet-i ebed müddet için doğruların yapılacağına; hassas terazi ile ölçüleceğine ve gereğinin yapılacağına inanıyorum.

  • BIST 100

    1.531%-0,57
  • DOLAR

    7,4138% 0,12
  • EURO

    8,9945% -0,06
  • GRAM ALTIN

    441,90% 0,02
  • Ç. ALTIN

    729,135% 0,02