Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Rasim Gül


KORKU TOPLUMU

KORKU TOPLUMU



Avrupalı bir yazar eserinde, Asya’da kurulan Türk devletlerini, incelediğinde şu kanata varıyor. Türklerin birinci özellikleri ‘’Hana ve Hakana’’ karşı düşündüklerini yüzüne söylemeleridir diyor.

Hakandan korku ve çekinme yok çünkü hakanla aynı ideale bağlılar, hakan vatandaşları kandırmıyor, haklarını yemiyor, hukuklarına tecavüz etmiyor. Daha da önemlisi hakan halka YALAN söylemiyor.

Halkta, töreye harfiyyen uyuyor, kimse kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmiyor, biri tok iken diğeri aç yatmıyor, üretim için bütün insanlar elinden geleni yapıyor, tüketimde de aralarında dağlar kadar fark yok. Hakanla at uşağı arasında, kumandanla keçi çobanı arasında da fazla fark yok. Dolaysıyla bu toplumda güven var korku yok.

Daha da önemlisi, NEPOTİZM yok. ( akraba kayırması veya adam kayırma ve adil olmayan şekilde yapılan ayrımcılık). Kimse kimseyi yok etmek için SENERYOLAR yazmıyor. Satılık siyasetçi, bürokrat, gazeteci, iş adamı ve BİLİM adamı yok. Herkes kendi işini yapıyor, böyle bir toplumda elbette KORKU olmaz.

Başka bir açıdan KORKUNUN nedenlerine baktığımızda, şunları görüyoruz. Daha çocuk dillenmeye başladığında aile fertleri gerek beslenmesi gerekse yaramazlık yapması konularında çocuğun beynine korkuyu nakşediyorlar. 

Çocuk anaokuluna gitmeye başladığında, yine aile büyükleri yaramazlık yapma, uslu ol yoksa ceza alırsın gibi akılla bağdaşmayacak şekilde korkutucu şeylerin ve tehditlerin arkası kesilmiyor. Robotlaşan çocuk her şeyden korkuyor.

Gençlikte ise anaokulundan sonra ilk, orta, lise ve üniversite, tahsili süresince aman derslerine çok çalış, uyumlu ol yoksa hayat sana acımaz, aç kalır perişan olursun şeklinde müthiş baskıdan dolayı genç her şeyden korkuyor.

Çocuğa, gence öğütler veriliyor, yaşantında çok dikkatli ol, başına bin bir hadise gelebilir. Özellikle, Polise, jandarmaya, savcıya, hâkime, memura, esnafa, hocaya, hacıya, alıcıya, satıcıya, sanatkâra ve de özellikle siyasetçiye sakın, çatma, bel bağlama vede güvenme deniliyor. Çocuk ve genç bu şartlar altında kime güvenecek tabii olarak, hep korkacak. 

Eski Türkler, korkusuzdular çünkü inançlarında gayet samimiler, Tanrının yap dediklerini yapıyor, yapma dediklerini de yapmıyorlar. Tanrıya bağlılıkları korkudan değil, sevgiden kaynaklanıyor. Günümüzde ise Tanrı sevgisinden ziyade korkusu anlatılıyor. Ortaya korku toplumu çıkıyor, şu an olduğu gibi.

Günümüzde korkmadan yürüyeceğimiz hangi yol var, korkmadan sırtımızı dayayacağımız hangi kurum ve hangi dost var? 
 Hayrola ,Muvaffak Muzaffer Ola.

  • BIST 100

    1.329%-1,03
  • DOLAR

    7,8160% -0,71
  • EURO

    9,3622% -0,27
  • GRAM ALTIN

    449,47% -1,87
  • Ç. ALTIN

    741,6255% -1,87