Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Dr.İbrahim KUTLU


Kifayetsizlik

Kifayetsizlik


Hata yapmaya meyli olan insanlarız. Akıntıya kendimizi bırakıvermekle doğru yere gittiğimizi zannediyoruz. Bizi kendimizden daha çok hata yapmaya zorlayan yok. Başkalarının kandırmalarını bir ihtimal de olsa, geç de olsa fark edebiliyoruz ama kendi hatalarımız mutlak doğruların yerini alıyor.

Gündelik yaşıyoruz. Gündemin etkisinden kurtulup kendimize ve içinde bulunduğumuz topluma dışarıdan bakamıyoruz. Kabul edelim ki; gereğinden fazla konuşuyoruz, fazla yazıyoruz. Her şeyi bilmediğimizi bildiğimiz halde, her konuya bir yorumumuz var. Kendi iç dünyamıza bile etki etmeyen bir sözümüzle, bir yazımızla, bir videomuzla dünyanın değişeceğini; en azından okuyanların, izleyenlerin kendilerine geleceklerini hayal ediyoruz.

Kifayetsizliğimizi fark ettirmemek için şairlerin, ediplerin arkasına saklanıyoruz. “Ben de bir şey söylemiş olayım” duygusuyla söylenen ve yazılanların bereketi yok. Arada bir durup kendimize sormamız gerekmez mi? İnsanlara duyurmak için can attığımız şeylerden geriye hangi düşünce, hangi cümle kaldı? Ben sussam, yazmasam, görünmesem kim hatırlar, kim bekler beni?

Hikmeti ve muhabbeti çoğaltmamız tavsiye edilmişti bize. Yanlış anladık. Hikmetsiz ve muhabbetiz sözü çoğalttık. Söylediklerimiz ve yazdıklarımız akıntının arasında kaynayıp, kaybolup gidiyor ama hikmet ve edep ehli bir el atsa, bir göz atsa yazdıklarımıza, elinde ne kalır acaba?

Çağrılırsa giden, sorulursa cevaplayan, dinlemek için kulak verilirse konuşan insanları daha samimi buluyorum. Parmakla gösterilen olmaya çalışmayan, parmağını gözümüze, sesini kulağımıza sokmaya çalışmayan; az sözle çok mana ifade edeni (s.a.v) kendine örnek almış olanların sözü de sükûtu da altın değerindedir. Bunların kıymeti bulunduğu yere, konuştuğu yere göre değişmez, azalmaz.

Zamanı ve mekânı aşan talipleri, takipçileri vardır onların. Çünkü söyledikleri de yazdıkları da sadakayı cariye niyetinedir. Sadece sözleri değil, yaptıkları da hüccet kabul edilir. Söz meclislerinde, hikmet halkalarında ikram olarak sunulur onların cümleleri. Darbı mesellerde onların adı geçer. Zamanı aşan, insanların aşındıramadıkları sözleri ve düşünceleri gelir bulur bizi. Çok konuşup hiçbir şey söylememektense, az konuşup, hatta susup çok şey ifade etmeyi tercih ederler. Yakından tanıdıkça daha çok seversiniz onları. Gözünüzde bir kat daha büyürler.

Artık bu yıldızlar birbir kayboluyor. Hatta günümüzde bazı sosyologlara göre ; “Din yok olma evresine girmiştir, dolayısıyla kısa vadede yok olacaktır. Bunu öne sürerken iddialarını, dinin giderek fonksiyonsuzlaşması savı ile delillendirmektedirler. Giderek işlevsiz bir şey haline gelen dine kim neden ihtiyaç duysundu, kim niye bu lüzumsuz yükü omuzlarında taşısındı? Neticede uzun yıllar bu kehanetin gerçekleşmesi beklendiyse de artık herkesin kabul ettiği hakikat şudur: Din elbette yok olmaz ve olmayacaktır. Ancak din sekülerleşme öncesi din olarak da kalmayacaktır. Biz sürekli farklı anlamlar yüklediğimiz farklı şeylere din demeye devam edeceğiz ve o koltuk asla boş kalmayacak. Buna karşın birkaç yüz yıl yaşında bir evin sahiplerinin karakterlerinin sürekli farklılık arz etmesi örneğinde olduğu gibi din olarak bildiğimiz şey de sürekli farklı bir şeye dönüşecektir”.

Kâbe’ye karşı poz vererek sosyal medya etkileşimi Murad eden bir kimsenin, tatmini ve hazzı Kabetullah’ta aramadığı gerçeği artık hepimizin karşılaştığı, vaka-i adiyeden bir şeye dönüşmüş durumdadır.

  • BIST 100

    1.542%-0,59
  • DOLAR

    7,4118% 0,60
  • EURO

    9,0428% 0,75
  • GRAM ALTIN

    441,95% -0,28
  • Ç. ALTIN

    729,2175% -0,28