Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Dr.İbrahim KUTLU


İslam Dünyası


Derin düşünme ve sorgulama yeteneğine sahip olmayan toplumlar, siyaset aracılığıyla, siyasal iktidarlar, iktidar kadroları tarafından sistematik olarak manipüle ediliyor, bu dil aracılığıyla derin sorunlar örtbas ediliyor, kitleler rahatlatılıyor. Derin sorunlarla, yapısal sorunlarla yüzleşemeyen toplumlar, aldanmaya, aldatılmaya açık hale gelmektedir. İnsanın etkinliklerini ve üretkenliğini taklit yoluyla sınırlandırdığı için, toplumlarımız büyük hesaplaşmalar yapamıyor. Büyük hesaplaşmalar yapamayan İslam toplumlarında Atasoy Müftüoğlu’nun da ifade ettiği gibi geleneksel ataerkil saltanat tarzları, bütün bayağılıklarıyla sürdürülebiliyor. Toplumlarımızda özeleştiri hassasiyeti bulunmadığı için, hiçbir şekilde, yüzleşilmesi gereken zaaflarımızla yüzleşemiyoruz. İnsan, özeleştiri yoluyla zaaflarının farkına varır ve kendisini tamamlamaya çalışır. Gerek bireysel anlamda gerekse politik anlamda kibir, insanları ve iktidar sahiplerini ahlaki alana yabancılaştırır. Her tür kibir, bireysel, ideolojik, politik kibir, kendi kendine tapınmayla sonuçlandığı için apaçık bir hayasızlıktır. İnsan tevazu ve hayâ sahibi olduğunda sınırlarının farkında olur.
İslam dünyası toplumları, üzerinde toprak işgal etmeden kurulan sömürgeci yapılar sebebiyle, toplumlarımızın varoluşsal sorunlarına cevap vermek, bu sorunları aşmak üzere hiçbir şekilde ortak bir kültürel gündem oluşturulamıyor. Sömürgeciler, İslami bağımsızlık arayışlarını-girişimlerini, ya askeri darbeler ya da ambargolar yoluyla engellemektedir.
Günümüzde, Türkiye’de de yaşandığı üzere, Müslümanlar, İslam’ı ancak kültürel-folklorik bir özgünlük olarak temsil ve tecrübe etmektedir.  Ulus-devletler, İslam’ı, çıkarcı meşruiyetler için barbarca-ahlaksızca-küstahça kullanabilmektedir. Ahlaki-ilkesel meşruiyetlere ihtiyaç duymayan ulus-devletler, topluma ve siyasete değerlerin ufkundan bakmak yerine, çıkarların ufkundan bakıyor. Modern dünyada tahakküm üreten materyalist  güçler, din’i alanı modernleştirmeye çalışırken, İslam dünyasında da ulus-devletler, içerisinde yaşadığımız toplumda da görülebileceği üzere, İslami çevreleri, Müslüman aydınları millileştirmeye çalışıyor. Yeni bir başlangıç, yeni bir umut, yeni bir yürüyüş ancak İslami bilinç alanının özgürleştirilmesiyle birlikte başlatılabileceği için millileştirme girişimleri, İslami bilincin özgürleştirilmesini bir kez daha engellemeye çalışıyor. Bugün, toplumlarımızda, entelektüel yoksulluk ve yoksunluk sebebiyle, İslami kavram ve kurumların bütünüyle toplumun ve tarihin dışına itilmesi konusu eleştirel bir direniş ve eleştirel bir hesaplaşma konusu yapılamamaktadır. İslam dünyasında bir yanda seküler toplumsallaşmalar yaşanırken bir diğer yanda da yerli-milli toplumsallaşmalar yaşanıyor. İslam dünyası toplumlarında ulus-devletler, etnik merkezci bir tarih yorumu üzerinde yoğunlaştıkları için, Müslüman halklar bir kez daha birbirlerine yabancılaşıyor. Bu yabancılaşma sebebiyle İslam toplumları arasında İslami dayanışma gerçekleştirilemiyor, Müslüman halklar büyük-etkili ahlaki bir güce sahip olamıyor. Temel İslami ilke ve terbiyenin, biz Müslümanlara, hiç kimsenin toplumsal kökenini merak ve sorgulama konusu yapmamak gerektiğini öğrettiğini kaydetmek önemlidir.
Günümüzde, maalesef ümmet düşüncesi ve bilinci de,  zaman zaman gündeme getirilebiliyor. İslami ilgi’nin,  sınırlandığı toplumlar, İslami özgürlükten feragat ettikleri, İslami özgürlüğün, özgünlüğün, otorite ve meşruiyetin ne anlama geldiğini idrak edemedikleri, bilmedikleri için bu sınırlandırmalardan rahatsız olmuyorlar Çünkü. İslami bütünlük bilincinden yoksun olan zihinler, hangi konumda olduklarının farkına varamazlar.
İslam dünyası toplumları, “modernlik” ve “uygarlık” maskesi altında dayatılan sömürgeci referans çerçevelerini sorgusuz sualsiz kabul ettikleri, üzerinde kapsamlı bir şekilde düşünmedikleri, eleştirel sorgulamalara tabi tutmadıkları için, maruz kaldıkları kültürel soykırımın boyutları hakkında bilincini yükseltmek yerine, ısrarla sessizliğini sürdürüyor.
İslami zihin dünyasının, kapitalist bir modernlik tarafından, yabancı bir bilgi ve değer sistemi tarafından, ideolojik-felsefi anlamda karantina altına alındığı günden bu yana kendi sözcüklerimizle, kendi kavram ve referans sistemimizle, kendi kurumlarımız, kendi değer ve anlam sistemimizle konuşamıyor, yaşayamıyor, kendimizi ifade edemiyoruz. Bu durum, mutlak bir kişiliksizleşme durumuna işaret ediyor. Sömürgeci bilgi ve değer sistemi, İslami bilgi ve değer sistemini karantina altına aldığı günden bu yana, İslami otorite, meşruiyet ve referans sistemi, toplumsal alana, kamusal alana, siyasal ve ekonomik alana çıkamıyor. İslami zihin dünyasının sömürgeci karantina altında tutuluyor olması sebebiyle, İslami düşünce hayatı, İslam’ın siyasal bir dünya sistemi olarak tarihe girdiğini, dünya düzeni kurmak üzere, siyasal vizyon ve işlevler temelinde örgütlendiğini açıklamaya cesaret edemiyor. İslam, siyasal bir dünya sistemi olarak tarihe girdiği ve bu doğrultuda örgütlendiği için, Müslümanlar fethettikleri ülke halklarına din’i tercihlerine hayat tarzlarına ve dünya görüşlerine müdahale etmediler. Fethedilen ülke halkları, Müslüman yöneticilere sadece vergi vermekle yükümlü tutuldular. Fethedilen ülke halkları, İslam’ı kendi özgür iradeleriyle seçtiler. 
Bilgi akışının sınır tanımadığı, dijital dönüşümün bütün toplumları etkilediği bir dönemde hamaset dili ile yönlendirilen genç kuşaklar çok derin öngörü yetersizlikleri ile malul hale geliyor. İslam dünyası toplumları, büyük ölçüde, nostaljide teselli aradıkları için, yirmibirinci yüzyıla ait İslami bir gündem belirleyemiyor. Kâğıt üzerinde özgürlüklerini koruyan, kültürün merkezi rolünü-işlevini gereği gibi kavrayamayan İslam toplumları, bilinç özgürlüğü mücadelesini gündeme alma iradesini gösteremedikleri için kimi dönemlerde toplumlarımız ya seküler-sol hurafelere, kimi dönemlerde de sağ-muhafazakâr hurafelere mahkum ediliyor, bu hurafeler yoluyla pasifize ediliyor. Maço toplumlar ve kültürler, her dönemde kendilerini yönetmek üzere karizmatik-otoriter politik figürlere ihtiyaç duyuyor.
Bugün İslam dünyası toplumlarında siyasal kadrolar, Siyonist ırkçılığın yeni işgal-ilhak politikaları karşısında tayin edici bir siyasal cesaret tavrı geliştiremiyor. Hamaset dili, söylemi ve siyaseti, İslam toplumlarında, İslami özgürlük gündemini, bilinç mücadelesi gündemini sistematik bir biçimde engellemeye devam ediyor. İçerisinde yaşadığımız uzmanlaşma ve ticarileşme çağında, Müslüman aydınların, entelektüellerin ve dava adamlarının rolü bütünüyle belirsiz hale geliyor. Günümüzde, özellikle de Türkiye’de, özgün muhalif kamusal entelektüeller, sorumluluk ve bilinç alanlarından çekildikleri için, Müslümanlar devlet ılımlı din anlayışıyla özdeşleşiyor. Devlet muhafazakârlıklarının meşruiyet çerçevesi, uzman kültü tarafından oluşturuluyor. Toplumlarımızda, dayatılan suskunluklar sebebiyle aydınlar iktidarlara gerçeği söylemekten, gerçeklere ve adaletsizliklere tanıklık etmekten imtina ediyor. Yanıltıcı iyimserliklere neden olan devlet ılımlı din anlayışıyla ve devlet romantizmi yoluyla toplumlarımız üzerinde duygusal bir tahakküm biçimi oluşturuluyor. Bu nedenle de, toplumlarımızda hiçbir yeni entelektüel keşif ve özgün inşa gerçekleştirilemiyor.
Ahlaki anlam ve amaçlar doğrultusunda ahlaki bir değişim yaşanmadan hiçbir zaman iyi bir şey olamayacağını bilmek ve anlamak gerekir.
Bugün, hangi gerekçeyle olursa olsun,  gündelik çıkarlara yönelerek İslami alandan, ahlaki alandan hızla uzaklaşıyoruz. Çıkar ve iktidar mülahazalarıyla, ahlaki ve hukuki bağlayıcılıkları hiçbir şekilde umursamıyoruz.
İslami bilincin imhası, ümmet projesinin suikasta uğraması, İslamcılık gündeminin terk edilmesiyle birlikte, Türkiye’de somut olarak tecrübe edildiği üzere, Türk-İslam sentezi merkezinde, kültürel muhafazakârlık, otoriter popülist milliyetçilik, seküler-neoliberal ideolojiyle birlikte, ekonomik amaçlar doğrultusunda savrulmaya, hayatlarımızı şekillendirmeye devam ediyoruz.

 

Aksaray

08.08.2020

  • İMSAK 04:11
  • GÜNEŞ 05:45
  • ÖĞLE 12:55
  • İKİNDİ 16:43
  • AKŞAM 19:54
  • YATSI 21:22
  • BIST 100

    1.061%2,53
  • DOLAR

    7,2915% 0,87
  • EURO

    8,5355% -0,89
  • GRAM ALTIN

    477,15% -0,48
  • ÇEYREK ALTIN

    787,2975% -0,48