Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Yılmaz R. Demiryürek


İKİ ALEMİ MAMUR ETME

İKİ ALEMİ MAMUR ETME


   Her doğan gün ile yeni bir Dünya kurulur. Güneş ışıkları ile çiçekler açar, ağaçlar sallanır, horozlar öter, böcekler hareketlenir. Hepsi yeni bir hazırlık içindedir. İnsanların bir kısmı hariç Allah'ın emirlerini bilfiil uygular, görevlerini yaparlar. İmtihan sadece insanlar için başlar. Bu hergün yirmidört saat esasına göre inkişaf eder. Yaradan insana büyük fırsatlar vererek, iyilik, kötülük, hayır, şer işlemeyi kendi iradesine verir. Güzellik ve çirkinlik bizim elimizde. İyi olanı yapana mükafat, kötü olanı yapana ceza olarak yazılır. O yirmidört saat zarfında tövbe kapıları açıktır. Allah'ım tövbe eden ve tövbesi kabul edilenlerden eylesin. Bu aleme imtihan için geldiğimizi, asıl olanın ebedi alem olduğunun şuurunda olmak bunun erdem ve faziletinin farkına
 vararak yaşamak en güzel olanıdır. Sonsuz yaşayacağımız yer için azıkların, yiyeceklerin ya da ateşin buradan götürüleceği bilincini asla göz ardı etmemek gerekir.

   Hepimiz bu alemde misafiriz, ebedi aleme göç edip gideceğiz. Beraberimizde götüremeyeceğimiz şeylere meyletmemeliyiz. Bir gün istesekte istemesekte yaratıldığımız o kara toprağa gideceğiz. O toprak, kaçınılmaz bir son ve mukadderattır.

   Ne kadar varlıklı, güzel, yakışıklı, boylu-poslu, itibarlı olsak da son elbise kefendir. Kimisi 5 metre pahalı olanı, kimide ucuzu ile gider. Her iki durumda da son aynı. Konforlu evler, yatlar, arabalar, köşkler, mevki , makam  ve kasaların geçmediği; torpille, rüşvetle bir yere gelinemediği bir hesap günü. Sadece yapılan iyilik ve kötülüklerin terazisinin şaşmadığı  yer. Şirketlere, ülkelere, kürelere hükmeden ve nice hükümdarların Azrail Aleyhisselam karşısında boyun büktüğü teslim olduğu ve olacağı gün. Hepimizin kaçınılmaz sonu.

   İnsanoğlu dünyada rahat etmek, çok kazanmak, mal, mülk edinmek için durmadan çalışır, çabalar, koşturur.Bir gün elektriksiz, susuz, telefonsuz, televizyonsuz, yemeksiz, susuz duramaz.Ya öbür ebedi alem! Asıl meselede burada müsavi olmak... "Hiç ölmeyecekmiş gibi bu aleme, yarın ölecekmiş gibi öbür aleme çalışın" diyen Resulü Ekrem'in hadisine uyma. Mutluluk tam da burada ama hakkıyla uygulamaktır mesele!

   Yüce Rabbim insanoğlunu Adem ve Havva'dan yaratarak, tüm alemi ve nimetleri, canlı-cansız varlıkları emrine verdi. Aynı zamanda sorumluluklarını da verdi.Hepsinden mesul olduğumuzu unutamayız. Görevlerimizi belirleyip sorumlulukları da yükledi. Emir ve yasakları hem peygamberimizin sünneti, hadisi hemde yüce Kitabımızda anlattı.

   Ne yazıkki bizler işimize gelenleri alıp, hesabımıza gelmeyenleri kendimize uydurduk. Hatta yolsuzluk,hırsızlık
hayatın sosyal, ekonomik,makamlar konusunda fetvalar icazetler aldık. Kimi kandırıyorsun? Kedini mi, bizi mi, yoksa Yaradanı mı ? Geçici alem için bunlara niye ihtiyaç duyulur bir anlam veremiyorum. Para, mal, makam
mevki, saltanat için değer mi? Sonra bunların hesabı nasıl verilir?

   Herkes makamda, ticarette, siyasette, hayatın tüm sosyal alanında hakkı, hukuku, adaleti uygulayıp uymak zorundadır. Devletin bekası da, Milletin birliği de,insanımızın mutluluğu da  buna bağlı. Allah'ın emri de bu değil mi? Bunları yaşama ve hayat tarzı haline getirme her inananın vazgeçilmezidir. Arap yönetimlerine, diktatörlere ve İslam Âleminin içinde bulunduğu vaziyete bakarak daha iyi anlayabiliriz.

   Önce komşu, akraba, fakir, yoksul, yetim, öksüz gördüğümüz, bildiğimiz yada arayıp bularak imdadına, yardımına koşmak, arayıp bulmakta her müminin görevidir. Bir kısmı lüks hayat yaşayıp, parayı harcayacak yer bulamazken, bir yemek masasında binler harcarken diğer fakir kesimin ekmeğe muhtaç olması kabul edilebilir inanç anlayışıyla asla bağdaşmamaktadır. Komşusu yiyeceğe muhtaç iken dolaplarını tıka basa doldurma veya yetim giyeceğe uluşamıyorsa gardropta giyecek stoklamanın İslam'da asla yeri olmaz, olamaz.   Mevlana'nın Mesnevi'de söylediği gibi "Dervişlik olsaydı şal ile hırka, bizde alırdık otuza kırka" sözü ne kadarda uyuşuyor. Günümüzde İslâm adete şekilciliğe bürünmüş esası görülmez, bakılmaz, duyulmaz olmuş. Hepimiz herşeyden bi haberiz! Bunların ebedi alemde sorulacağını asla unutmamak, kara koyunun ak koyundan hakkını alacağını, zalimden, mazlumun hesabını tek tek görüleceğini, yoksulun zenginden alacağını ilahi adalet günü tecelli edeceğini Rabbim bildiriyor. O hesap gününün ağır olacağı unutulup hatırdan çıkarılmamalı, bütün dimağlara kazınmalıdır!

   Bu Dünya'nın azık götürme, imtihan mekanı olduğunu, ebedi aleme hazırlık yeri olduğunu; mutluluğun paylaştıkça artacağını şuuru unutmamalı. Yoksulu, garibi, fakiri bulup, görüp üzülüp çare olanlara onlarla hemhal olanlara ne mutlu,aksini yapanlar da bilmeli ki büyük vebal altındadır.

   Gören göz, duyan kulak, hakkı söyleyen dil, nefsini yenen kul; mutlu millet, adil ve güçlü devletle hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı, veren el ile alan elin sarıldığı, her iki alemde de huzurlu ve mutlu müminler olmak dileği ve ümidiyle...

  • BIST 100

    1.542%-0,59
  • DOLAR

    7,4118% 0,60
  • EURO

    9,0428% 0,75
  • GRAM ALTIN

    441,95% -0,28
  • Ç. ALTIN

    729,2175% -0,28