Ülkemizde ve İlimizde düşünen ve utanan afazla sevgi ve saygı duyulmazken, düşünmeyen ve utanmayan öne çıkıyor, prim yapıyor daha fazla itibar görüyor. Okuyucularımız arasında anket yapsak acaba Düşünen-Utananmı, Düşünmeyen-Utanmayan mı galip gelir dersiniz?
Bizce Düşünmeyen-Utanmayan galip gelir. Ülkeyi bir tarafa bırakalım, İnançlı, Muhafazakâr ve Milliyetçi Aksaray’da durum nasıl diye bakalım. Önde kimler var karar verelim .İnanç, Muhafazakârlık ve milliyetçilik ne hale gelmiş apaçık görebiliriz.
Ülkemizde ve ilimizde, sözde entelektüeller, keyfi yerinde olanlar, bir makam peşinde olanlar, parasıyla kendini ispat etmeye çalışanlar, hiçbir kültürel birikimi olmayanlar, düşünmeyi ve utanmayı yük sayanlar sırf kendine STATÜ kazandırmak için önde koşuyorlar. Aynı zamanda düşüneni ve utananı karalıyorlar.
Hiç ayırım yapmadan ülkemizde düşünene, utanana ve üretene sahip çıkalım ki hizmet edenler ve üretenler daha çok hizmet etsin ve üretsin. Acı çekenler, acı çekmesin. Hizmetin hakkıyla yapmasının alt yapısını hazırlayalım. Sen ve beni kaldırıp, biz olalım, Aksaraylı olalım.
Diyeceksiniz ki, bu birliği ve alt yapıyı kim hazırlayacak? Bizde diyoruz ki siyasetçiler çenesini tutar, liyakate önem verirse emin olun, bu ARİF halk en kısa zamanda sağlar. Suyun cesedi dışarı attığı gibi halk bozguncuları dışarı atarak, tertemiz bir ortam yaratır. Utanmayanlara, üretmeyenlere, boş laf edenlere da hiç fırsat vermez.
Boş laf edene, atıp-tutana, münafığa yer verilmezse; bakın ne başarılar ortaya çıkar. Ne zulümler, haksızlıklar, yok olur, gözyaşları diner, düşünene-utanana, üreten sevgi ve saygı artar. Düşünmeyen-utanmayan, üretmeyen toplumda yer bulamaz.
Öyleyse durup dururken kendimize, kendimiz neden yalan söyleyebiliyoruz, neden kendimizi ve başkalarını kandırıyoruz veya aldatıyoruz? Neden gerçekler karşısında susuyoruz? Atalarımız boşuna dememiş, aldatan bir gün kesinlikle kendi de aldanır.
Kendini veya başkalarını kandıran bir anne ve babayı izleyen çocuklar nasıl dürüst olacak? O çocuklara, Devlet ve Millet nasıl emanet edilecek? Bu çocuklara emanet edilen Devlet ve Millet, nasıl Büyük Devlet ve Millet olacak?
Şehrin Vicdanı ve Merhameti varsa, bu Vicdan ve Merhamet her an her yerde kendini gösterir. Siz şehrimizin vicdanını ve merhametini görüyor musunuz?Dolayısıyla AKSARAYLI olmaktan gurur duyuyor musunuz? Aksaray’da yaşamaktan, çocuklarınızı ve torunlarınızı yetiştirmekten memnun musunuz?
Haydi, hep beraber doğrunun yanında yanlışın karşısında olalım; gücümüzü ortaya koyalım. Değerli okuyucular, Aksaray’da yaşayanlar olarak kendimize çeki düzen verip birey olarak biraz sorumluluk alarak başkalarından beklemeyi ve başkalarını suçlamayı bırakarak Aksaray’ı daha güvenli daha huzurlu şehir yapmaya bakalım.
Konya ve Kayseri halkı Aksaraylıdan daha mı akıllı, daha mı becerikli asla değil. Bizler sorunları uhulet ve suhuletle konuşarak halletmeyi deneyemez miyiz? Sohbet ve müzakereyi şu veya bu pencereden bakarak değil de olayın özünden koparmadan yapamaz mıyız? İstersek elbette yaparız.
Taba olmaktan kurtulup, hak ve vazifesini bilen vatandaş olamaz mıyız? İstersek pekâlâ olabiliriz. Başkalarının sözcüsü, avukatı, taklitçisi gibi değil de; kendimiz olamaz mıyız? böyle yaparsak daha tatlı daha kibar olmaz mıyız? Elbette oluruz şehrimizin seviyesi de yükselir.
Biliyorsunuz; İtibar-Şöhret ve Haysiyeti ele aldığımızda ilk ikisini çevre verir ve de alır. Üçüncüyü ise kişinin kendine verdiği değerdir. Kimse veremez ve alamaz.
CEMİL MERİÇ: ‘’Her namuslu yazarın vicdan borcu, kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmaktır.’’ Diyor. Bir sözle lafı bağlayalım. Zirveye tırmanırken, yanından geçtiğin, insanların suratına iyi bak, dönüşte onlarla karşılaşacaksın. Ülküler bir yıldıza benzer, belki o yıldızı tutamazsın ama oraya doğru yürürsün. Bizde beraber, birlikte medeni olmak yani şehirli olmak için oraya doğru yürüyelim. Sırtını güce dayayan, boş insan olmayalım.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.