Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Dr.İbrahim KUTLU


Dünya Tarihinde Salgın Hastalıklar


Dünya tarihine baktığımızda, bitmek bilmeyen toprak mücadeleleri kadar damga vurmuş bir olay daha var o da bulaşıcı hastalıklardır. Salgınlar en az savaşlar kadar tarihin seyrine yön vermiştir.
Dünya Tarihi incelendiğinde aklımıza ilk gelen kanlı savaşlar ve korkunç istilalar gelir. Sanki tarih demek salt çatışma demekmiş ya da tarihin seyrinde tek belirleyici olan kılıç ve mızraklarmış gibi algılanır. Veba, Ortaçağ toplumunda yaşamı her yönden değiştirmiştir. Alaşağı edilen ilk kurum krallıklar olmuştur. Köylülerin toplu ölümleri emek kıtlığına yol açmış ve işsizliğe son vermiştir. Korkuya kapılan toprak sahipleri ücretleri iki katına çıkarmışlardır.
 
Bulaşıcı hastalıklar konusu son bir buçuk aydır yeniden gündemimizde. Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kontrol edilemeyen şu virüs ister istemez bilinçaltında istirahat hâlindeki kaygılarımızı alıp su üstüne taşımış görünüyor. Korona virüsü nedir, vebaya benzer mi, nasıl yayılır, nasıl sonuçları olur ve nasıl yok edilir gibi soruların muhatapları doktorlar ve mikrobiyologlar. Fakat ne söylenirse söylensin, genlerimizin bugünlere getirdiği bir şüphe ve okuduklarımızın öğrettiği bir kaygıyla "acaba…" diyoruz her birimiz içimizden, "Korona, tarihin 'Kara Ölüm'ü gibi dünyanın dört bir yanına yayılıp büyük kırımlara yol açar mı?" 

Korona'nın durdurulamaması durumunda büyük dönüşümlere sebep olacağı sonucuna henüz yaşamadan varmış olacağız. Bulaşıcı hastalıklar, çoğunlukla, ortaya çıktığı coğrafyada kalır. Bu noktada, yerelde kalan ve biten salgınlar ile pandemik (yani bir ya da daha fazla kıtaya etki edecek kadar yayılan) hastalıkları ayırmak gerekir. Zira hastalığı bir sorun olarak dünyanın gündemine taşıyan, ortaya çıktığı alanda kontrol edilememesi ve kıtaları aşarak yayılmasıdır. 

Tarihte kaydedilmiş ilk pandemik hastalık MS. 2'nci yüzyılda görülüyor: Galen'in Vebası… 
Yakındoğu'dan getirilen bir bulaşıcı hastalık, kısa zaman içinde Roma'da günde tam 2 bin kişinin ölümüne sebebiyet verecek kadar ilerlemiştir. Ölenlerden biri de İmparator Verus'tu (MS 169). Bu süreçte Roma nüfusu tam yüzde 30 oranında azalmıştır.  Galen'in Vebası'ndan sadece birkaç yıl sonra yaşanan siyasi ve toplumsal krizler, salt tesadüf müdür?  "Yaklaşık yirmi yıllık bir sürede Roma nüfusundan 7-15 milyon arası kişinin ölümüyle sonuçlanan bu salgın, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünün başlangıç aşamalarının ilki olarak görülmektedir. Bu salgının sonucunda Roma ordusu önemli ölçüde azalmış, bunun ortaya çıkardığı asker ihtiyacı barbar halklara olan bağlılığı artırmış, köleler ve üretimin ilk halkası olan kesimlerin ölümüyle iş gücünde meydana gelen eksiklik üretimi de etkilemiş, pek çok soylu aile ortadan kaybolmuş ve imparatorluk ekonomisi büyük bir krize girmiştir.

Veba hastalığına neden olan bakteri,  Galen'in Vebası'nda hastalığın adı, yani veba geçiyor. Bunlar dışında, örneğin, 16'ncı yüzyılda Meksika nüfusunun neredeyse yarısını götüren kanamalı ateş salgını veya 19'uncu yüzyılda bir milyon Rus'un ölümüne neden kolera salgını gibi büyük tesirli hastalıklar dünya tarihinin en karanlık günleri olarak kayda alınmıştır. Justinyanus vebası en büyük etkisini bugün İstanbul dediğimiz Konstantinopolis kentinde göstermiştir. Bizanslıların "Günahkârların bedeli" diyerek anlamlandırmaya çalıştığı hastalık, hayvandan insana bulaşmıştır.  Kara sıçanların İstanbul'a Yenikapı'ya yanaşan bir gemiyle gelmesiyle bu hastalık İstanbul’da yayılmıştır.

Kara sıçanların fiziksel özellikleri iyi tırmanmasına olanak sağlıyor ve evlerin çatılarında gizlenip Bizanslı Rumların yiyeceklerine ortak çıkmalarına imkân veriyordu. Dönemin tarihçisi Prokopios, hastalığın dört ay sürdüğünü söylüyor.  500 bin nüfuslu İstanbul'un dört ayda 270 bin kaldığını ve hastalığa yakalananlardan birinin de imparator Justinyanus olduğu bilgisini veriyor. Prokopios "veba dört ay sürdü" dese de artçı etkileri yaklaşık iki yüzyıl sürmüştür.  Kilise, hastalığı yaygın ahlaksızlığa bağlayıp ölüleri teşhir etmiştir. 
Osmanlı'da veba yoktur demek doğru değildir. Tarihçi Halil İnalcık’ın verdiği bilgiye göre Orhan Gazi'nin ölüm nedeni vebadandır. Yıldırım Bayezid'in damadı Emir Sultan da vebadan hayatını kaybetmiştir. Bursa'daki Yeşil Külliye'nin mimarı ve II. Murad'ın sabık veziri Hacı İvaz Paşa da inzivadayken yaşamı veba nedeniyle son bulmuştur.

Vebanın dehşeti Avrupa'daki gibi olmamıştır.  Osmanlı'da da sıkıntılara neden olmuş olacak ki,  "Salgın 1578 ila 1599 arasında en yüksek noktasına ulaşmıştır, belli ölçüde 1600'den sonra da devam etmiştir. Bu süre zarfında, anlaşılan hastalık kendine Osmanlı İmparatorluğu'nun hem doğal çevrede hem de şehir kasaba gibi sosyal ortamlarında sağlam bir yer tesis etmiş ve yayılmak için de aynı mübadele kanallarını kullanmıştır. Veba salgınları, 17'nci yüzyıl boyunca da devam etmiş ve 1697'den 18'inci yüzyılın ilk yıllarına kadar benzer tarzda tekrarlanmıştır. 

Salgın hastalıklar ve neden olduğu sonuçların, tarih disiplini içerisinde kendine daha güçlü yer bulması gerektiği kanaatindeyim. Sebep olarak da hiç şaşmaz bir şekilde insan vurdumduymazlığı ya da bilgi ve tedavi konusundaki eksikler göze çarpıyor. Anlaşılan Korona virüsüne bu denli yayılma imkânı veren de bizleriz. Artık sadece bir an önce tedavinin bulunmasını beklemekten başka bir çaremiz yok.

  • BIST 100

    1.542%-0,59
  • DOLAR

    7,4118% 0,60
  • EURO

    9,0428% 0,75
  • GRAM ALTIN

    441,95% -0,28
  • Ç. ALTIN

    729,2175% -0,28