Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

İshak Pekgöz


DOĞRU YERE DOĞRU YARDIM

DOĞRU YERE DOĞRU YARDIM


Değerli okurlarım,

Fakirlik, öteden beri insanlığın ortak kaderi olmuş en temel problemlerden biridir. Maalesef günümüz toplumlarında da aynı manzara hâkimdi. Buna göre fakir, zengin olmayan, maddi sıkıntısı bulunan ve başkalarına muhtaç durumda olan kimse demektir. İslam’da hayatı idame ettirmek için çalışmak ve belli ölçüde mal varlığına sahip olmak esastır. Mal, mülk sahibi olmak için de emek değerli bulunmuş ve ibadet sayılmıştır. Toplumların ‘‘zenginler ve yoksullar’’ diye iki tabakaya ayrıldığı bilinmektedir. Zenginlerin ulaştığı imkana fakirler de ulaşmalıdır. Bu sorundan insanlığın kurtarılabilmesi için adalet, eşitlik ve insanlık onurunun saygınlığı gibi temel insani değerleri merkeze alan evrensel bir anlayışla hareket edilmesi bir zarurettir. Anadolu’da, “Aç tavuk ambar yıkar” atasözü ile de aç bir canın neler yapabileceğinin boyutları ortaya konulmak istenmiştir. Dinimiz çalışıp kazanmayı temel prensip olarak almış, başkalarına yük olmayı hoş görmemiştir. Gelecek yardımlarla hayatını idame ettirmeye alışmak ne kadar yanlışsa, yardımlarla çalışma ve kazanma yolunu kapatıp tembelliğe alıştırmak da o kadar yanlıştır.

Zekat vermek, yapılıp yapılmaması kişinin hamiyetine bırakılmış bir yardım değil, fakirin hakkı ve zenginin yerine getirmesi gereken mecburi bir görevdir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır." Ancak, dünya hayatında insanların belli bir seviyede kalmadığı da bilinen bir gerçektir. Bakarsınız bugün zengin olan yarın fakir, bugün gücü kuvveti yerinde olan yarın hasta ve sakat, bugün her istediğini almaya gücü yeten yarın muhtaç ve acınılacak bir duruma düşebilir. Yapılan yardımlarda verilen zekat, fitre, fidye ve sadakalarda asıl olan Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır. Yapılan yardımların arkasında birtakım hesaplardan, fakiri rencide edici, küçük düşürücü olumsuzluklardan kaçınılmalıdır. Günümüzde bir koli yardım bırakmak için beş-sekiz kişi, sayısız fotoğraf ve sosyal medyada paylaşımlarla reklam edilmesi, şahsi bilgilerinin istenmesi ne kadar doğru bir harekettir tartışılır. Allah’ın rızası ve aile mahremiyetine dikkat edilmeli ki ibadet yerini bulsun. ‘‘İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir. ’’ve ‘‘Sağ elin verdiğini, sol el bilmeyecek.’’ gibi sözler hep bizi karşılık beklemeden iyilik yapmaya teşvik eden sözlerdir. Yapmak zorunda olduğumuz veya isteyerek yaptığımız yardımları birilerine göstererek ne kazanmaya çalışırız bilmiyorum ama sevap elde edemeyiz onu biliyorum. Hadis-i şerifte, “Yukarıdaki el aşağıdaki elden hayırlıdır. Aşağıdaki el, alan eldir; yukarıdaki el, veren eldir.’’ Şimdi bizim kültürümüzde yukarıdaki el olma hazzına ersin diye birine bir şey ikram ederken alttan tutularak verilir. Size de öğretmişlerdir mesela suyu verirken bardağın altından tutarsınız, suyu içen üstten alır. Ecdadımız belirli yerlere sadaka taşları koymuşlar. İyiliği kurumsallaştırmışız. Kimse birinden istemek zorunda kalmasın, çünkü istemek zor bir şeydir. İsteyen insan iki mevhum akıbetle karşı karşıyadır, ya istediğiniz kabul edilecek minnettar kalacaksınız; ya da reddedilecek, refüze olacaksınız, ikisi de güzel değildir. Almak da kolay bir şey değil. Dolayısıyla verirken çok dikkatli olmak, incitmemek lazım. Hak edene vermek gerekir, senin benim adamım düşüncesi olmaz. Bizim vakıf medeniyetimizde sadaka taşları bu idrakten doğmuştur. Ama o kadar güzel bir medeniyet ki varlık sahibi zekâtını, sadakasını oraya koyuyor. İhtiyaç sahibi de bulduğunun tamamını değil, ihtiyacı kadarını alırdı. Her ibadetin başı Allah’ın rızasına ulaşmaktır. Allah ibadetlerimizi kabul etsin.

  • BIST 100

    1.441%-0,25
  • DOLAR

    8,4705% -0,37
  • EURO

    10,2921% 0,22
  • GRAM ALTIN

    501,41% 0,42
  • Ç. ALTIN

    827,3265% 0,42