Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Dr.İbrahim KUTLU


Camilerin işlevi neden azaldı

Camilerin işlevi neden azaldı


Camiler Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında ibadet yeri olmanın ötesinde devletin merkezi, ordugâh, medrese, yardım müessesi gibi işlevler için kullanılmıştı. Müteakip devirlerde cami ile birlikte medrese, türbe, şifahane, aşhane, mektep, kütüphane, çarşı, han, hamam, çeşme, sebil gibi binalardan müteşekkil bir külliyeye dönüşen ulu ve salâtin camilerinin yanı sıra, mescitler de mahallenin kardeşlik merkezi olarak görev yapmaktaydı.

Osmanlı döneminde, Süleymaniye, Sultanahmet veya Selimiye gibi selâtin camilerinin etrafında külliye dediğimiz müessese vazifesi gören yerler inşa edilmişti. Medreseler camilerin külliyesi içinde yer alıyordu. Bir taraftan fakirlerin doyurulması, diğer taraftan dinî faaliyetler bu medreselerde icra ediliyordu. Osmanlı zamanında şairler, edipler camilere gelip ders verir, fikir teatisinde bulunurlardı. Geniş bir katılım oluyordu. Hem edebî ilimler hem teknik ilimler oralarda veriliyordu. Caminin yanına astronomi araştırmaları için kurulan gözlem evi örnekleri var. Hatta Uluğ Bey Semerkant’ta caminin yanına bir medrese ve rasathane yaptırmıştı. Selçuklular zamanında Mahalle mescitlerinde dersler veriliyordu, Kuran ve İslami ilimler öğretiliyordu. Konya’da Selçuklulardan kalma mahalle mescitlerinde Oranın hocası isteyene Kuran-ı Kerim, İslami ilimler öğretirlerdi. Mahalleye bilgi yaymak, ilim sevgisi yaymak, ihtiyacı olanların yardımına koşmak gibi işlevleri vardı.

Meşrutiyet döneminde bu işler biraz gevşemeye başladı. Cumhuriyetin ilk yıllarında iyice hızlandı. Çünkü batıya yöneliş, batılı kavramlar, batılı görüşler iyice hâkim olmuştu. Harf inkılabıyla birlikte bütün tarihî ve edebî eserler okunamaz hale geldi. Batıya yönelişle birlikte din aleyhtarlığı da başladı. Din aleyhtarlığı başladıktan sonra camilerin itibarı da ortadan kalkmıştır. Camilerin ahır ve depo yapıldığı dönemler olmuştur. Din görevlilerine de baskıların haddi hesabı yoktu. Din aleyhtarlığı 1950’lerde biraz gevşemesine rağmen 60 darbesiyle geriye dönüş olmuştur. Sonra 70 darbesiyle camilere yönelik baskılar artmıştır. Günümüzde din aleyhtarlığı henüz sona ermiş değil ezandan ve camilerden rahatsız olan kesimler faaliyetlerine devam ediyorlar.

İlk yapıldığı günden itibaren camilerin öncelikli amacı namaz ibadetini topluca yerine getirmek olmakla beraber, camiler aynı zamanda sosyal hayatın merkezinde yer almıştır. Asrı Saadet döneminde bizzat Peygamber Efendimiz (sav)’in örnekliğinde ilim öğrenme, yabancı heyetleri kabul etme, ordugâh, karargâh, hatta bazı esirlerin hapsedilmesinde kullanıldığı bilinen camilerin işlevselliği Osmanlı döneminde etrafına yapılan külliyeler aracılığıyla arttırıldı. Cumhuriyet tarihinde dinden uzaklaşmaların yaşanmasıyla birlikte camilerin

ahırlara, depolara, müzelere çevrilmesi, kapılarına kilit vurulması, korku yayarak cemaati camiden uzaklaştırmak ve namaz haricinde dini faaliyetlerin yasaklanması cami ile cemaatin arasını açtı. Günümüze kadar gelen uygulamalar sonucunda artık camiler sadece namaz kılınan mekânlar ve namaz haricinde kapılarına kilit vurulan yerler olarak hizmet veriyor. Bu durum camilerde soğuk bir havanın oluşmasına bu da çocukların ve gençlerin camiden uzak kalmasına sebep oluyor. Oysa laik anlayışın dayatmasının aksine İslam mâbedleri kiliseler gibi hayatın dışında değil, sosyal hayatın tam ortasında yer alması gerekiyordu.

  • BIST 100

    1.527%3,81
  • DOLAR

    7,2634% -2,18
  • EURO

    8,7598% -2,34
  • GRAM ALTIN

    405,92% -1,55
  • Ç. ALTIN

    669,768% -1,55


İbrahim Tekbaş
24.01.2021 16:13:53
Sayın Kutlu; Değerli bulduğum bu bilgi makalenizi inşaallah herkese ulaşır ve okurlar. Günümüzde okuma , araştırma vb konularda çok zayıf kalıyoruz. Eğitim sistemimiz çok açık söyleyim hiç bir işe yaramıyor. Evlatlarımıza maddesel eğitim tabiki verilecek ama bunun başarı getirebilmesi hem yeteneği belirleyen ölçümler ışığında olan araçlar ile maneviyatımızın güçlü geleceği tamamlayıcı eğitimde olması zorunludur. Bugün Avrupa bunu yapmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti ile umut kavramı gösteriliyor ve buna işaret ediliyorsa, Osmanlı Imparatorluğumuzun güçlü olduğu dönemlere ait bütün ilimleri, öğreti ve öğrenimleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu konuda devletimiz gerçek tarihimizi öğreten tarihçiler akademisyenleri okullarımıza yerlestirmelidir. İnkılâp öncesi dilimizde yazılanları ilkokul düzeyinde başlatmalıdır. Kaleme aldığınız yazı için teşekkür ederim. Saygılarımla İbrahim TEKBAŞ Aksaray Işığı