Bölünme korkusu nedir ve neden asırlardır canlı tutulur? Ülkenin bütünlüğüne karşı sürekli, gerçekçi olmayan bir algı yaratılarak, siyasi alanda kullanılıyor. Bölünme korkusunu, 1683 ten itibaren 250 yıldır kullanılıyor. Nesillerin korku ve endişeyle yetişmesi sağlanıyor. Kolay ve geçerli tez din elden gidiyor, birliğimizi bozanlar var, bizi bölmek istiyorlar, netice olarak beka sorunumuz çıkıyor. CİN, ŞEYTAN lafı bolken çocukluklara, eşiğe basma cin çarpar, karanlık derelerden ve mezar kenarından geçme şeytan çarpar, doğumdan sonra kadınları al basar gibi masallar vardı. Günümüzde bu masallar geçerliliğini kaybetti. Bölünme, hain, bölücü, din düşmanı, gerici, yobaz, ateist, deist, gafil ve cahil kelimeleri moda oldu. 

İnsanlarımız, Türkiye’yi bölme çabasına bütün ülkeleri katacaklardı, insaf edip azalttılar. Tüm Avrupa ülkeleri, Amerika, İsrail, Rusya, Çin, Arap, Fars, Yahudi, Ermeni ve Rum’un, bizi bölmek ve birbirimize düşürmek için çalıştığı vurgulanıyor. Nutuklar irad ediliyor. Halkımızın kahir ekseriyeti de inanıyor. Halbuki bölmeye çalışan ülkelere gerek yok, bölme işini siyasilerimizle devreye sokulan ajanlar zaten yapıyor. Adı geçen devletlere pek ihtiyaç kalmıyor. Şükür halk alim değil ama ARİF olduğundan, sağ duyusu sayesinde birliğini koruyor. Sendeliyor, sallanıyor ama yıkılmıyor, birbirine düşmüyor.  

Bölme algısı, nutuk ve yazılarla, 1683 2.Viyana bozgunuyla başladı. 1839 Tanzimat Fermanıyla gelişti, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile hızlanarak devam etti. 1. Cihan Harbi sonunda koca İmparatorluk elden gitti. Cumhuriyet döneminde 1945’te NATO’ya girmeyle devam etti, halen gündemin en önemli konusu. Bu korkuyu kullanmanın ülkeye hiçbir faydası yok. Ama yüzlerce zararı var. Bu hain bölücüler sadece Türkiye’yle mi uğraşıyorlar? Bende istiyorum Amerika, Rusya ve Çin kırk parçaya bölünsün, İngiliz adasına çekilsin, dünya kurtulsun.  Maalesef dilek ve temenniyle olmuyor. Adamlar birliklerine yan bakan ve kanunlarına uymayanların, bayraklarına ve birliklerine hakaret edenlerin bir daha çıkmamak üzere seslerini kesiyor.

Türkiye yıllardır, din, ahlak, örf-adet, gelenek ve birlik elden gidiyor. Etrafımız düşmanla çevrili, içimizde hain var, laflarını dinlemekten bıktık, anlatanlar bıkmadı. İnsan oğlunun varoluşundan beri düşmanı olmayan bir ülke, bir toplum var mı? Yok. Halka güvenmeyi, hayalı korkularla halkın direncini kırmamayı ne zaman öğreneceğiz? Yönetenler, basit siyasi çıkarları için halkı korkutma, sindirme ve siyasi çıkar sağlamayı ne zaman bırakacaklar? Halkın çilesi ne zaman bitip bir oh çekecek? 

İmparatorluk, 18-20 Milyon kilometre kareden 783.356’bin kilometre kareye indi? Din en zayıf dönemini yaşıyor, ahlak el sallayıp gidiyor, örf-adet ve gelenek aptallık ve tutuculuk sayılıyor. Milli Birliğe gelince biri çıkıp, var diyebiliyor mu? Diyemiyor. Sadece ‘’Kaderde, Kıvançta ve Tasada’’ biriz lafı ediliyor. Ama icraatta olmadığını halk çok iyi biliyor. Tavandaki anlaşmazlık tabanda, şehir ve ilçelerden yaylaya, mezraya kadar inmiş durumda. Acaba farkında olan var mı?

250 yıldır kullanılan bölünme, iktidar ve muhalefet, tarafından dile getiriliyor. İktidar ve muhalefete sormak lazım. Gerçekten bunlar, tehlike içeriyorsa siz neden birleşip önlemiyorsunuz? Halkı endişeye, korkuya ve kavgaya sürüklüyorsunuz? Halktan ne istiyorsunuz? Suriye, Irak, Libya, İsrail, Amerika, Rusya, Çin ve batı ülkeleri konusunda anlaşın ki tarih sizi yazsın. Dışarda ve içeride, birliğimize göz dikenlerin dersini verin. Siyaset, tolumun sosyolojisini okuma sanatı olarak tarif ediliyor. Genel başkanın dediklerini papağan gibi tekrarlama kastedilmiyor. Siyasetçi, halkın yapısını, değerlerini, önemsediklerini öğrenme ve dikkate alma, yaratıcı olma mecburiyetindedir. Papağan olma değil.            HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.

 


2.04.2025 08:43:00

Rasim Gül

BÖLÜNME KORKUSU NEDEN CANLI TUTULUYOR?

BÖLÜNME KORKUSU NEDEN CANLI TUTULUYOR?