Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Bedia Gülderen Usluer


BİR İNCİ MİSALİ

BİR İNCİ MİSALİ


Okul servisini bekletmemek için erkenden evden çıkan Kübra sıkıntıdan yerdeki taşlarla oynuyordu. Ta ki karşı komşuları Kenan Bey elinde bir çöp poşetiyle evden çıkana kadar. Kübra'nın kendisini pür dikkat izlediğini fark etmeyen Kenan Bey çöp konteynerinin (konteynır) yanına geldiğinde elindeki poşeti yere devirdi ve içindeki tüm kitaplar yere saçıldı. Kenan Bey, Kübra'nın şok içinde kendisine baktığını fark etmeden sessizce evine girdi. Uzun bir müddet yerdeki kitaplara bakan Kübra hepsinin eski püskü kitaplar olduğunu gördü. 'Demek o yüzden atmışlar.' Diye geçirdi içinden ve önüne döndü. Biraz kaldırımda gezinsede vicdanı el vermedi. 'Eski olsa da yere atılmamalı' diye düşündü ve kitaplara doğru ilerledi. Eğildi ve kitapları tek tek çantasına koymaya başladı. Hepsini toplayıp doğrulduğunda ise servisinin çoktan geldiğini fark etti. Kitapları okulun kütüphanesine teslim etmeye karar verdi ve koşarak servise bindi. Okula vardığında ilk işi kütüphaneye gitmek oldu. Bir masaya oturdu ve kitaplara göz gezdirmek istedi. Tek tek çantasından çıkardığı kitaplara bakarken aralarından birisi dikkatini çekti.  Diğerlerinden biraz daha küçük duran bu kitabın ismi ORTA ŞEKERLİ TARİH'di. Rastgele bir sayfayı açıp okumaya başladı:

"12 Ağustos 1915 arada günü Çanakkale' de Mehmetçik yazın kavurucu sıcağına, savaşın hararetine rağmen bir ay oruç tutmuş ve savaşın ölüm kokan havası içinde bayram yaparak hayat bulmaya hazırlanıyorlardı. Aynı gün 57. Alay kumandanı Hüseyin Avni Bey, civar tepelerde koyun sürüsünü andıran beyazlıkları görünce, emir subayına bunların ne olduğunu sormuştu. Aldığı cevap:'Kumandanım malum yarın bayram, askerimiz bir ay oruç tuttu. Şimdi de bayram yapmaya hazırlanıyorlar. Allah'ın huzuruna temiz çıkmak istedikleri için elbiselerini yıkayıp serdiler.' Oldu. Fakat bir sıkıntı vardı. Ertesi gün bayram namazı kılınırken bütün alay birkaç dakika içinde yok edilebilirdi. Onun için Hüseyin Avni Bey, alay imamından bayram namazı kılınamayacağını bütün alaya duyurmasını istedi. Fakat hiçbir askerin bunu kabul etmeyeceği belliydi. Öyle ya asker bir matara su ve birkaç kuru peksimetle orucundan vazgeçmemiş. Şimdi bayram namazından acaba vazgeçer miydi? Netice de bayram namazı kılınamayacağını tebliğ etmek üzere ayrıldılar. Hüseyin Avni Bey ertesi sabah çadırından çıkınca gözlerine inanamadı. İlkbahar ve sonbahara mahsus bir tabiat hadisesi olan sis bu sıcak yaz ortasında bütün yarımadayı bir yorgan gibi kaplamıştı. Bu havada düşmanın taarruzundan emin olunca huşu içinde bayram namazı kılındı. Herkes birbirinin bayramını tebrik etti. Daha birkaç kaşık çorba içilmemişti ki sis de görevini bitirip gitti. Önce top ve makineli tüfekler patladı.  Akşamüzeri olduğunda 57. Alay o günde destan yazmıştı. Her zamanki gibi başlarında komutanları olduğu halde tamamı şehitler bahçesinde 2. bayramlarını kutluyorlardı! "

"Vay canına!" Diyen Kübra'nın sesini koridorun diğer yanındaki kütüphane görevlisi bile duymuştu. Çöp diye kenara atılan bir kitaptan böyle bir şeyin çıkcacağını kim bilebilirdi ki?! 

18 Mart'ın yaklaştığı hatırına gelince temiz bir kağıt aldı ve hikayeyi geçirmeye başladı. Kitapları görevliye teslim eden Kübra hikayeyi aldı ve okulun 18 Mart için hazırlanan panosuna getirdi. Bir raptiye aldı ve kağıdı güzelce sabitledi.  Kağıda bakarken kendisiyle gurur duymuştu.  Üstelik sonuna eklediği şu söz daha da güzelleştirmişti hikayeyi;

KİTAPLAR İNCİLER GİBİDİR; DIŞINDAKİ MİDYENİN GÖRÜNTÜSÜNE KANIP BİR KENARA ATARSANIZ İÇİNDEKİ İNCİYİ GÖREMEZSİNİZ...

                     Bedia Gülderen USLUER

(Bahsi geçen kitabı Çamlıca Kitap satış noktalarında bulabilirsiniz.)

  • BIST 100

    1.378%0,18
  • DOLAR

    8,1045% -0,01
  • EURO

    9,7121% 0,15
  • GRAM ALTIN

    455,35% 0,29
  • Ç. ALTIN

    751,3275% 0,29


Hamza Usluer
14.03.2021 18:27:32
Güzel bir çalışma olmuş teşekkürler.

Saliha USLUER
17.03.2021 20:00:38
Çok güzel olmuş maşaallah kızım. Başarılarının devamını bekliyoruz.