Aksaray Valisi Murat Duru, göreve başlamasının ardından ilk kez basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ancak bu buluşma sıradan bir basın toplantısı değildi. Ne resmi cümlelerin arkasına saklanan mesafeli bir duruş, ne de protokol gereği yapılmış bir program havası vardı. Vali Duru’nun ifadesiyle bu toplantı; “tanışma, kaynaşma ve gönül buluşması” idi.
Devlet geleneğinde görev önemlidir, makam ağırdır. Fakat o makamı anlamlı kılan, o koltuğa oturan kişinin gönül dünyasıdır. Murat Duru’nun sözlerinden anlaşılan şuydu: “Şehri yönetmeden önce şehri anlamak gerekir.” Çünkü bir kenti tanımadan alınan kararlar eksik kalır; dinlenmeyen bir şehir ise kendini anlatacak başka yollar arar.
Görevde henüz bir ayını doldurmadığını belirten Vali Duru, bu kısa sürede konuşmaktan çok dinlemeyi tercih ettiğini söyledi. Bu yaklaşım, aslında yöneticiliğin en temel ilkesini hatırlatıyor:
“Anlamak için susmak, yönetmek için dinlemek gerekir.”
Aksaray gibi tarihi, kültürü ve insanıyla köklü bir şehirde görev yapmak sadece idari bir sorumluluk değil, aynı zamanda vicdani bir emanettir. Duru’nun, “Ben de bu toprakların bir evladı, bu coğrafyanın bir ferdiyim. Bu nedenle Aksaray’a yabancı değilim” sözleri ise devlet ile millet arasındaki bağı güçlendiren bir yaklaşımın ifadesi oldu.
Zira bir yönetici için en büyük güç, halkına yabancı olmamaktır. Toprağın dilini bilen, insanın halinden anlayan bir idareci; sorunları masa başında değil, sahada çözer. Çünkü:
“Şehri kalkındıran projeler değil, o projelere inanan insanlardır.”
Vali Duru’nun açıklamalarında öne çıkan bir diğer önemli nokta ise Aksaray’ın tüm dinamiklerini zamanla daha yakından tanıyacağı vurgusuydu. Bunu aceleci değil; sabırlı ve planlı bir yönetim anlayışının işareti olarak değerlendirdim.
Her şehrin bir ruhu vardır. O ruh, sadece tarihi eserlerde ya da resmi kayıtlarda değil; esnafın duasında, çiftçinin alın terinde, öğrencinin hayalinde saklıdır. Bu ruhu anlamak için ise makamdan değil, gönülden bakmak gerekir.
Bugün Aksaray’ın en büyük ihtiyacı belki de tam olarak budur: Dinleyen, anlayan ve birlikte yol yürümeyi tercih eden bir yönetim anlayışı. Çünkü:
“Devletin kapısı halka açık olduğunda, gönüller de devlete açılır.”
Basın mensuplarıyla gerçekleşen bu ilk buluşma, aslında bir başlangıcın habercisi niteliğindeydi. Resmi bir tanışmadan çok, karşılıklı güven inşa etme adımıydı. Basın, bir şehrin sesi; yönetim ise o sesi duymakla yükümlü olandır. Bu iki unsurun sağlıklı iletişimi, şehirlerin geleceğini belirler.
Vali Murat Duru’nun sözleri gösteriyor ki Aksaray’da yeni dönemin temeli hoş görü ile atılacak.
“Birlikte anlayacak, birlikte üretecek, birlikte büyüyeceğiz.”
Unutulmamalıdır ki bir şehir ancak ortak akılla yükselir.
Bir şehir ancak ortak vicdanla huzur bulur.
Ve bir şehir ancak ortak hedeflerle geleceğe yürür.
Aksaray’da başlayan bu yeni sürecin, şehrin ruhunu koruyarak gelişmesini sağlayacak adımlarla devam etmesi en büyük temennidir. Çünkü yönetim, sadece emir vermek değil; güven vermektir.
Ve güvenin olduğu yerde umut vardır.
Vali Murat Durunun şu veciz sözleriyle yazıma nihayet veriyorum. Ne mutlu İslam inancıyla yoğrulmuş Müslüman Türk milletine ve bu necip milletin bir parçası olan Aksaraylılara hizmet edenlere. Ne mutlu Atatürk ve dava arkadaşlarının kurduğu Türkiye cumhuriyeti devletine hizmet edenlere…