Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Dr.İbrahim KUTLU


Aile Kurumu Kan Kaybediyor

Aile Kurumu Kan Kaybediyor


Ülkemizde artık, insanlar daha geç yaşta ve daha az evleniyor. Çok çabuk da boşanıyorlar. Çocuklarını ise kolayca terk edebiliyorlar. İlişkiler fazlasıyla kırılgan. Evlilik dışı birliktelikler giderek yaygınlaşıp normalleşiyor. Televizyonlar da bu tarz çarpık ilişkilere sıklıkla yer veriyor.

Tek maaş tüketim çılgınlığına kapılmış ailelere yetmiyor ; Bu yüzden kadın da erkek de çalışıyor. Bu da eşler arası paylaşım ve iletişimi azaltıyor. Çocuk yapmakta gecikiyorlar. Çocuğu olanlar da ekonomik anlamda sıkıntı çekiyor.

Sanayi devriminden sonra aile içi ilişkilerin eşitlik temelinde yeniden düzenlenmesi, mahremiyetin değişimi, sınırsız cinselliğin keşfi, ataerkilliğin çözülmesi, evin alenileşmesi ve kadının kamusal hayata kontrolsüz katılması gibi birçok nedene bağlanabilir. Bu değişiklikler, ailede özgürleşme, birey kimliğinin ön plana çıkması gibi önemli değişimlere sebep olmuştur. Geldiğimiz noktada ise ne yazık ki aile kurumu Türkiye de kan kaybediyor. Modern zamanların icadı ‘çekirdek aile’ bu önemli yapının ayakta kalmasına ne yazık ki yetmiyor. Dolayısıyla Batı ülkeleri başı çekmekle birlikte insanlık yeni arayışların peşinde. Eşcinsellerin evlenmesi, tek ebeveynli aileler, nikâhsız birliktelikler, kiralık anneler, evlat edinme modası da tüm bunların sonucu…

Modernizmin getirdiği anlam kaymaları ve yaşam felsefesindeki değişmeler, aile ile ilgili değerleri süratle yıpratıyor. Çok ‘umutsuz’ bir tablo çizmek istememekle birlikte toplumu yavaş yavaş kanatan yaralara bir an önce parmak basmak gerekiyor. Yoksa varlığıyla övündüğümüz ‘çekirdek aile’miz önümüzdeki yıllarda yok olup gidecek.

80’li yılların sonuyla birlikte Batı’yla kurduğumuz kültürel iletişim kültürel etkileşimi de beraberinde getirdi, her alanda değişim kaçınılmaz bir hâl aldı. Modernleşme ülkemizde hep ‘Batılılaşma’ şeklinde algılandı. Modernitenin getirdiği yaşam felsefesi, egoizmi ve hazcılığı ön plana çıkardı. Bu düşünce tarzı eş olmanın, aynı aşı paylaşmanın, aile kurmanın önemini ortadan kaldırdı. Evlilik, ‘birliktelik’ şeklinde algılandı. Duygular ikinci plana düştü. Erkek egemen kültürün temsilcileri de daha çok kadınla birliktelik yaşamaya başladı. Evlilikler ‘ben haklıyım, sen haksızsın’ savaşına dönüştü. Feminist yaklaşım da bu gereksiz mücadeleyi körükledi. Anne ile bebek arasındaki bağ bile değişimden payını düşeni aldı. Anne sütü uzun yıllar gereksiz görüldü. Kadınlara “Senin de hakların, isteklerin, hayatın var. Önce kendini düşün.” fikri empoze edildi. Sonuçta ülkemizde boşanmalar hiçbir dönemde olmadığı kadar arttı. Mutsuz aileler arasına her geçen gün yenileri eklendi. Parçalanmış hayatların toplum içindeki ağırlığı fazlalaştı.

  • BIST 100

    1.542%-0,59
  • DOLAR

    7,4118% 0,60
  • EURO

    9,0428% 0,75
  • GRAM ALTIN

    441,95% -0,28
  • Ç. ALTIN

    729,2175% -0,28