Aksaray Nöbetçi Eczaneleri

Yılmaz R. Demiryürek


3 Mayıs Türkçülük Günü


Bildiğimiz gibi "3 Mayıs" 1945'ten beri Türkçülük Günü olarak kutlanır. Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Devlet'imizi kurarken temelini Türk kültür, tarih ve coğrafyasını esas alarak inanç ve iman üzerine inşa etmiştir. Cumhuriyetin temel ilkeleri de buna göre şekillendirmiş; herkese bu minval üzere hareket etmeleri gerektiğini bütün konuşmalarında önemle belirtmiştir.
    Rahmetlinin ölümünden sonra bu anlayış hızla ve bilinçli olarak sekteye uğratılmıştır. Milliyetçilik suç sayılır hale gelmiştir. 
    1944 de Nihal Atsız önderliğinde diriliş başlamış; temel ilkelerden ayrılmaya karşı milli bir başkaldırı harekatı başlatılmıştır. Aydın Türk Gençliğinin hükümete, Milli Şef İnönü ve onun yandaşlarına karşı 
baş kaldırısı ve milli ayarlara döndürme iradesi ve isyanıdır.
   1944 deki o zamanın önde gelen kahramanları Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan, Zeki Velidi Togan, Necdet Sancar, Cihat Savaş,Fethi Tevetoğlu, Cabbar Şenal, Oğuz Öcal, Nurullah Batman işkencelere tabi tutulup, mahkemelerde yargılanmışlar ve çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Bununla Türkçüleri yıldırıp, Türkçülüğü yok edebileceklerini düşmüşlerdir. Bunları kimin emri ve iradesi ile yaptıkları günümüzde gelinen noktadan baktığımızda çok düşündürücüdür.
   
   Başbuğ Atatürk; "Doğuştan tek olağanüstülüğüm Türk olarak Dünya'ya gelmemdir" der.
   Türkçülük bir şereftir,  bayraktır... Bu bayrağı vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak her Türk'ün milli vazifesidir.
   Şükrü Saraçoğlu; "Biz Türküz, Türk'çüyüz ve daima Türkçü kalacağız.Bizim için Türk'çülük bir kan meselesi olduğu kadar, bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan, azaltan Türkçü değil; çoğalan ve çoğaltan Türk'çüyüz ve her vakitte bu istikamette kalacağız." der.
  O zaman bu şuur ve inançta olan bir Devlet anlayışı vardır ve Millet tarafından gönüllerde yerini bulmuştur. Ancak şef ve aynı anlayıştaki tayfası bu anlayışı yok etmek istemektedirler. Buna Atatürk ve Bozkurt resminin  paralar üzerinden kaldırılması yeterli bir açıklama olacaktır.

     Bunlar yetmiyormuş gibi  1950'de çok partili hayata geçişte Milliyetçilerin büyük ümitler bağlayıp devleti özüne döndüreceğini düşündüğü Celal Bayar zihniyetinin  Türk ocaklarını kapatması da ayrıca üzerinde düşünülmesi ve değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bu en azından gaflet olarak değerlendirilebilir. Onlarla birlikte olan Milliyetçilerin de bu duruma ses çıkarmaması ve tepki göstermemesi de acı verici vahim bir durumdur.

   Türkçüler artık siyasi bir oluşumla hareket ederek Devlet ve siyasete yön verilmesi gerekliliğini anlayıp hep birlikte CKMP'de (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) buluşurlar. Zamanla Alparslan Türkeş'in liderliği ile 1969 yılında Türkçüler partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirip Türk Siyaset Tarihindeki yerlerini alırlar.

   O dönemde Türk Gençliği kültür ve fikir emperyalizmi altındadır. Gençliğe yeni ufuklar, milli hedefler gösterilmesi ve teşkilatlandırılması elzem olmuştur. Bu teşkilatlandırma ile Vatan istilası önlenmiştir. Milli refleksle her oyun bozulmuş; yabancı istilalara karşı kutlu bir mücadele verilerek Devlet'imiz korunmuştur. Her Türk vatandaşı  Başbuğ Alparslan Türkeş önderliğindeki verilen şanlı mücadeleyi  takdir edip destek vermiştir. Diğer siyasi partilerde milliyetçilik demek mecburiyetinde kalmışlar, ilk seçimde Milliyetçilerin iktidara geleceği herkes tarafından kabul görmeye başlamış ve bu durum içerideki ve dışarıdaki Türk düşmanlarını rahatsız etmiştir. Her dönemde olduğu gibi bu toprak ve coğrafyada hesabı olanlar harekete geçmiş ve 12 Eylül'ün planlayıcıları ve onların "çocukları" büyük, güçlü devlet ve mutlu millet olmanın önünü kesmişlerdir. 

   Mahkemelerle, idamlarla, işkecelerle, yıldırmalarla, korkutmalarla ülkücü sevdadan vazgeçirmek ve Turan âşkının önüne geçmek isteyenlerin emelleri boşa çıkmıştır. Bu mahluklar imanın ve ülkünün önüne geçememişler ve tarihe "katil" olarak geçmişlerdir. Allah bu dünyada ve ahirette muhakkak hesabını sormuş ve soracaktır. 

   Milliyetçiler yeniden birleşip mecliste yerlerini alınca birileri devreye girerek bölme ihtiyacı hissetmiş; kısmen başarılı olsalar da neticede Allah muvaffak etmemiş ve başkalarına kuyruk olmaktan öteye geçememişlerdir.

   Yeniden milletin umudu olan MHP ve ülkücü iradeyi yok  kökten yok etmek için 2015 yılında yeniden harekata geçilmiştir. Lider Devlet Bahçeli oyunları önceden okumuş, hepsini bertaraf etmiş, hepsini tek tek deşifre ederek yüce davaya ve otağa sahip çıkmıştır.

   Bin yıldır bu vatanda oynanan oyunlar devam etmiş; en son 15 Temmuz hain darbe girişimi ile Devlet'imiz bölünme, parçalanma riski ile karşı karşıya gelmiştir. Kutlu karargahta Bilge Lider 9 katlı binanın bütün ışıklarını yaktırmış; karşı darbeyi vurarak oyun, tezgâh ve tüm planları bozmuştur. Devlet'imizi kurtarmıştır.Tüm emperyalistlerin ve onların uşaklarının Devlet'imiz ve coğrafyamızdaki hesaplarını bozmuş ve planlarını alt üst etmiştir.

       Dün Avrupa'ya, Amerika'ya, Rusya'ya bakarak şekil alan, yön bulan anlayış bu gün tersine dönmüş; Türkiye emreden, yön veren oyun bozan, Dünya lideri konumuna gelmiştir. Irak, Suriye, Libya, Akdeniz ve Karadenizde yaşananlara bakıldığında görmemek, anlamamak, göz ardı etmek en hafif tabirle ahmaklıktır.

   1944 deki Türkçülük harekatının önemini anlamak için bu gelişmelere bakmak gerekir

   Günümüzü iyi okuyamayan,  Devlet'imizin din, dil, ırk gözetmeden, hem masumlara hem de sözde medeni ülkelere nasıl yardım gönderdiği, Dünya'nın lideri benim diyerek herkese imanını, azmini, niyetini göstermesi "artık ben yeni dünya düzeninin baş aktörüyüm, nizam vericiyim" demesi Türkçülük harekatının bir neticesidir Türk Devlet'i süper güçtür.

   Türkçülük: Metehan'ın Çin'e yaptığı seferinde onları perişan etmesidir.

   Bilge Kağan'ın açları doyurup çıplakları giydirdiği anlayıştır.

   Çağrı ve Tuğrul Beylerin  adlarına hutbe okutmasıdır.Alparslan'ın beyaz kefen giymesidir.Kılıçarslan'ın Haçlıları Kudüs'e sokmamasıdır.

   Osman Bey'in Edebali'nin buyruğuna uyarak üç kıtada çınar olmasıdır.
   Murat Hüdavendigar'ın şehadetidir.    
   Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçe bakışıdır.
   Fatih'in İstanbul aşkıdır.
   Yavuz'un Allah'tan emir gelmeden sefere çıkmamasıdır.
    Kanuni'nin adaletidir.

   Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ya istiklâl ya ölüm emridir.

   Tarihimizin temelinde var olan hükmetme, adalet götürme, insanca yaşatma, ,Nizamı Alem ülküsü ,milli şuurun iman ve inancın bize verdiği görevdir.İşte 1944de başlayan kıvılcım, yakılan ateş,bugün tam anlamıyla karşılığını bulmuştur.

   Türkçülük günü (Bayramı) hepimize kutlu olsun.
   NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

  • BIST 100

    1.542%-0,59
  • DOLAR

    7,4118% 0,60
  • EURO

    9,0428% 0,75
  • GRAM ALTIN

    441,95% -0,28
  • Ç. ALTIN

    729,2175% -0,28