Dr.İbrahim KUTLU


Tuhaf Zamanlardan Geçiyoruz…


Siyasi, ekonomik, hukuki, kültürel sorumsuzluğun, şiddet üreten küresel bir sisteme dönüştüğü bir zamanda ve dünyada yaşıyoruz. Bu sistem, sistemin dışında kalan unsurları, özellikle de Müslüman toplumlarını kendisine karşı sorumlu hareket etmeleri doğrultusunda sürekli olarak tehdit altında tutmaktadır. İslam dünyası, dünya görüşleri ve inançları sebebiyle siyasal ve ideolojik baskı altında tutuluyor. Sözünü ettiğimiz sorumsuz sistem askeri bir dil-söylem ve kültür üretiyor, bütün ahlaki ve vicdani değerleri yok etme pahasına iktidar ve zenginlik peşinde koşuyor. Bu tür bir dünyada bilgi de ticari bir mala dönüşmektedir..

Çıkarcılıkların, tüketim aşırılıklarının, her tür yozlaşmanın yoğunlaştığı günümüz toplumlarında ahlaki hayat, düşünce ve tefekkür hayatı her geçen gün çok daha etkisiz hale geliyor. Günümüzde, İslam dünyasında mahiyeti ne olursa olsun büyük sayılar, büyük fikirlerden çok daha önemli sayılabiliyor. Büyük fikirleri umursamayan toplumlarda, toplumsal yozlaşma, yabancılaşma ve çürüme derinleşiyor. Büyük sayıların meşruiyeti sebebiyle, propagandanın gücü, hakikatin gücü karşısında belirleyici olabiliyor.

Günümüzde şirket aklıyla yönetilen toplumlarda özel çıkarlar üzerinde yoğunlaşıldığı için, kamusal ve kültürel hassasiyetler aşınıyor, değer kaybediyor. Çıkarcılık ve ahlaksızlık, insanları insanlıktan çıkarıyor. Milliyetçilikler, mezhepçilikler, partizanlıklar birbirimize doğru yürümemizi engelliyor. Adalet ve merhamet duygularımızı kaybettiğimiz için birbirimizden uzaklaşıyoruz. Modernitenin vesayetini aşmayı başaramayan toplumlar, Batı’nın toplumsal hastalıklarını ve pornografi kültürünü özgürlük bağlamında savunabiliyor.

Küreselleşme, yeni bir egemenlik sisteminin adıdır. Küreselleşme dünya çapında eşitsizlik ve adaletsizlik üretiyor. Küresel dünyada Hıristiyanlık, siyaset ve güç ilişkileriyle bütünleşiyor.

İslam toplumları, maalesef, sürüleştirici bağımlılıklarla malûl bulunuyor. Bu bağımlılıklar yeniden düşünmeye geçit vermediği için bunaltıcı tek biçimlilikler-tekdüzelikler, tek boyutluluklar vb. oluşturuyor. Bütün halklara, bütün kültürlere, bütün insanlığa hitap etme sorumluluğu taşıyan İslamın, çoğulcu niteliği maalesef hiç hatırlanmıyor. Her ülkede yerli-milli çıkarlar adına, İslam barbarca istismar ediliyor. Toplumlarımızda, reel politik büyük bir ahlaksızlığa-vicdansızlığa dönüşüyor. Reel politikin baskısı nedeniyle, temel İslami yükümlülükler, sorumluluklar savunulamıyor, temsil edilemiyor. İslami önceliklerin altüst oluşu biz Müslümanların yetersizlikleri ve kayıtsızlıkları ile yakından ilgilidir.

Bugünün dünyasında hayat, hesap yaparak, çıkar gözeterek, hiç kaybetmeden hep kazanmaktan ibaret bir çerçeve içerisine hapsedildiği için, sanayileşmenin ve ekonomik büyümenin neden olduğu, iklim değişiklikleri, ekolojik felaketler karşısında ekolojik duyarsızlık ve kayıtsızlık toplumsallaşıyor. Müslümanlar olarak şizofrenik parçalanmalar, şizofrenik uzlaşmalar, şizofrenik bağımlılıklar içerisinde yaşamaya devam ettiğimiz için, İslami bilince/kalbe/zihne yönelik sömürgeci kuşatmayı fark etmiyor, bu nedenle de yapısal sorunları konuşmak yerine, İslami meşruiyet ve bilgi yapılarının kaybolan otoritesini sağlamak yerine, mezhep ve yorum karşıtlıklarına dayalı kavgalarla vakit kaybediyoruz.

Günümüzde fiziksel kölelikler kaldırıldı, ancak, entelektüel/felsefi/ideolojik kölelik bütün boyutlarıyla sürüyor, sürdürülüyor. Entelektüel, ideolojik, felsefi köleliğe maruz kalan İslami düşünce hayatı, İslami dilin, bilgi’nin, kavram ve kurumların, dünya görüşünün otoritesini ve özgürlüğünü savunamıyor.

Müslümanlar olarak, İslami bilincin ve bağlılığın çok sarsıcı bir şekilde sınandığı tuhaf zamanlardan geçiyoruz. İdeolojik ve entelektüel barbarlığın belirleyici olabildiği bir dünyada, ideolojik ve entelektüel tiranlığın özgür olduğu bir dünyada, İslami dünya görüşünün bütünlüğünü, bu bütünlüğün içerdiği bütün yapıların özgürlüğünü savunamıyoruz. Entelektüel teslimiyetçilik, bir toplumun kendi kendisini kültürel yoksulluğa ve alternatifsizliğe mahkûm etmesi anlamı taşımaktadır. İslam toplumlarının entelektüel teslimiyetçilik içerisinde bulunuyor olmaları, bu toplumların hiçbir şekilde küresel etki uyandırabilecek bağımsız Müslüman düşünürler yetiştiremeyeceğine işaret etmektedir. Bağımsız eleştirel düşünürlere, bilginlere ve bilgilere sahip olmayan toplumlarda, otoriter yapılar belirleyici olurlar.

 

  • Cumartesi 14 °C / 10 °C Bulutlu
  • Pazar 14 °C / 8 °C Rüzgarlı
  • Pazartesi 13 °C / 6 °C Güneşli

Aksaray

21.09.2019

  • İMSAK 05:01
  • GÜNEŞ 06:23
  • ÖĞLE 12:42
  • İKİNDİ 16:09
  • AKŞAM 18:51
  • YATSI 20:08
  • BIST 100

    100.237%-0,10
  • DOLAR

    5,7461% 0,48
  • EURO

    6,3441% 0,39
  • GRAM ALTIN

    279,90% 1,56
  • ÇEYREK ALTIN

    461,835% 1,56