“Gölge etme, başka ihsan istemem”
“Gölge etme, başka ihsan istemem”
Tarih: 30.1.2019 16:18:34 / 3824okunma / 0yorum
Dr.İbrahim KUTLU

Anadolu topraklarında şahsına münhasır diyebileceğimiz düşünürler ve filozoflar yetişmiştir. Bunlardan biri de şüphesiz ki, Sinoplu filozof Diyojen "Dışarıdan güçlü görünüyor olabilirsin ama savaşlar içeride kazanılır..." "Lüks, yumuşaklık, endişe ve kölelik… Bunlar benim kanaatkâr bir şekilde beslenmemden kaynaklanan sıskalığımdan çok daha ağır hastalıklardır." Bir yanda tüm insanların peşinden koştuğu nimetler, öte yanda herkesin sakındığı olumsuzluklar; bunların hepsini insanın en büyük hastalıkları olarak niteleyen bu sözler M.Ö. 2 ve 3´üncü yüzyıllarda yaşayan sıra dışı filozof Diyojen´e ait. Belki de insanlık tarihinin gördüğü en uyumsuz, en nüktedan, en sivri dilli, en kural tanımaz, en aksi, en çılgın düşünürlerden biri olan Diyojen´e… Aslında hemen hepimiz onu, tarihin en büyük imparatorlarından biri olan Büyük İskender´le karşılaşması esnasında gösterdiği umarsız tavrı ve insanlığa miras bıraktığı veciz deyişiyle tanıyoruz. Kendine mesken tuttuğu, o dönemlerde tabut işlevi de gören fıçısında gökyüzünde parıldayan güneşin tadını çıkarırken yanına gelip herhangi bir dileği olup olmadığını soran Büyük İskender´e verdiği şu cevabıyla tanıyoruz : "Gölge etme, başka ihsan istemem."

Diyojen´in hayatı, sadece Büyük İskender´le sınırlı kalmadığını gösteren örneklerle dolu. Mevki, statü, şan, şöhret, zenginlik gözetmeden karşılaştığı her insana hatta bizzat hayata karşı benzer yaklaşımları adet edinmiş bir isim bahsettiğimiz. Örneğin sadece tek kişinin geçebileceği dar sokaklarından birinde karşılaştığı bir soylunun üstenci bir edayla; "Ben sefillere yol vermem" demesi üzerine; "Ama ben veririm" diyerek kenara çekilen bir ironi ve hiciv ustası. Diyojenin bu davranış tarzı duygusal tepkilere dayanmıyor. Toplumsal düzene karşı durmayı seçen bir adamın bilinçli bir tercihi burada söz konusu olan…

Öyle ki Diyojen´in "Sana niçin köpek diyorlar" diye soran bir adama verdiği şu cevap, oldukça manidar: "Çünkü ben hakikati yalancı insanların yüzüne vururum ve kendileri hakkında gerçeği söylerim. İyi insanlara kuyruk sallar, kötülerinse yüzüne hırlarım." Diyojen, içinde yaşadığı toplumun aşırı inceliklerine avama özgü bir dobralık ve oldukça zeki bir mizahla karşı geliyordu. Kişinin yaşam koşullarının duygu ve düşünceleri üzerinde çok etkili olduğu düşünen Diyojen´e göre insanın duygu ve düşüncelerinin sağlıklı bir zemine oturmasının yolu evvela yaşam koşullarını değiştirmesinden geçiyordu. Bunun için de insanın kendisine medeniyet diye "yutturulan" her şeyden bir an evvel kurtulması gerektiğine inanıyordu. Çeşmeden eliyle su içen bir çocuğu gördükten sonra "Artık buna ihtiyacım yok" diyerek su tasını parçalamasıyla sadeliğini, gündüz vakti elinde bir kandille pazar yerinde insanların yüzüne baka baka adam aradığını, fakat ne yazık ki bulamadığını haykırabilmesiyle sözünü nasıl sakınmadan söyleyebildiğini, bir fıçı içinde tek başına yaşayarak kendine nasıl yetebildiğini ve yazın kızgın kumlarda çıplak ayakla koşarak kışın ise kar yağarken soğuk mermerlere sarılarak hem bedenini hem de ruhunu nasıl disipline ettiğini öğreniyoruz.

M.Ö. 410 yılında Sinop´ta dünyaya gelen ve tarihte Sinoplu Diyojen namıyla ün salan bu ilginç adamın kaderi doğduğu şehirde devlet bankasından sorumlu bir banker olan babasının yaptığı usulsüzlükle bambaşka bir noktaya sürüklenmişti. Perslere ödenecek devlet vergisini sahte para basmak suretiyle zimmetine geçiren babası Hakesios´un yaptığı usulsüzlük ortaya çıkınca oğlu ile birlikte Atina´ya sürgün edilmişlerdir. Diyojen´i en başından itibaren böylesine bedbaht bir hayatın içine iten, bir şekilde içine düştüğü yüz kızartıcı tecrübe

miydi yoksa tamamen özgür iradesiyle yaptığı bir seçim miydi, bilemiyoruz. Emin olduğumuz tek şey, içine düştüğü berbat yaşam koşullarına felsefe sayesinde katlanabildiğiydi zira felsefe ile talihin cilvelerine karşı hazırlıklı olmayı öğrendiğini bizzat kendisi söylemiştir. Ölümünün üzerinden yaklaşık 2 bin 500 yıl geçmesine rağmen Diyojen´in gerek ismiyle gerekse özgün tavırlarının verdiği düşüncesiyle manen hâlâ yaşamaktadır.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Anadolu´da ahilik (20 Ocak 2019 - Pazar)
Ayrıcalıklı Davranış (13 Ocak 2019 - Pazar)
Ezansız Semtler (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
Camide Laptoplu Sunum (18 Aralık 2018 - Salı)
İlk Şeyhülislam: Molla Fenari (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
Yok, Olan İnsanlık (10 Kasım 2018 - Cumartesi)
Türk´ün ütopyası: Kızıl Elma (02 Kasım 2018 - Cuma)
Ülke Sorunu Haline Gelmiştir (14 Ekim 2018 - Pazar)
Kopya hayatlar (16 Eylül 2018 - Pazar)
Kaybolan Değerlerimiz Yalnızlaşan İnsanlık (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Dalgının baktığı yer (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Başkalarının acısına bakmak (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Sosyal medya “Sahte Mutluluklar” (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
Dostluk Üzerine.. (09 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Siyaset Üzerine (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Bayramlar ve Kaybolan Değerlerimiz (15 Haziran 2018 - Cuma)
Geçmişle övünmek! (22 Mayıs 2018 - Salı)
Milli duruş (08 Mayıs 2018 - Salı)
Camideki Rektör: Erol Güngör (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
Ahlakı Değerleri Öldüren Sermaye (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Toplumsal güven krizi (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Sosyal Dokunun Bozulması (30 Mart 2018 - Cuma)
Değişen Dünyada Din Anlayışı (22 Mart 2018 - Perşembe)
Ahde vefa (02 Mart 2018 - Cuma)
Ecdadın Ümmet Anlayışı (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Hoşgörü Yada Hoşgörüsüzlük (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Din ve Kültür ilişkisi (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
NEDEN OKUMUYORUZ (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Günümüzde Deizm ve Müslümanlar (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Uçurumun Kenarı (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Geyik Muhabbeti (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mustafa Sabri Efendi (21 Kasım 2017 - Salı)
Medeniyetten Yoksun Şehirler (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
Çağımızın sorunu Liyakatsizlik (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Modernizmin Topluma Etkileri (21 Ekim 2017 - Cumartesi)
Şahsiyet ve Kendine Dönmek (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Çağımızın Sorunu Samimiyetsizlik (19 Eylül 2017 - Salı)
Öze Dönüş (15 Eylül 2017 - Cuma)
Tarih tekerrür eder mi? (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
Eskilde Sosyal Barış (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Bilinçli bir toplum olmak (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Bir kavme su dağıtan,onların hepsinden sonra su içeçektir.

Hz. Muhammed
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4
Etin pişerken dağılmaması için suyuna birkaç damla sirke koyun. Etin suyunun berrak olması için üstünde oluşan köpüğü bir kevgir ile temizleyin.

Et Yemekleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları