Dr.İbrahim KUTLU


Din ve Ahlak İlişkisi


Evlerin birer mescid olmaktan çıkması sonucu, dine olan muhabbetimiz de akamete uğradı. Bunun sonucunda da hayatımızda var olan maddi ve manevi ne varsa, hepsinin din ile arası açıldı. Ahlakta bunların başında gelenlerdendir.

Sebilürreşad dergisinde ki bir yazısında Mithat Cemal günümüzde içine düştüğümüz durumu nasıl özetlemiştir.” Dinsiz bir ahlakın benimsendiği içtimai hayatta insanlar vahyi dikkate almayacak, ahirete inanmayacak, bunlar için mihrap bir duvar, kurtuluş maddiyat, evlilik bir heyecan ve nefisin arzularına cevap veren birliktelik, evlat ise şahsının devamı gibi anlaşılacaktır”.

Dinsiz bir ahlakın aynı zamanda bir bakıma dinsizliği de getirdiğini ifadeye çalışan Mithat Cemal, sanki günümüzü görmüşte bunları yazmış gibidir. Her şeyin dinden soyutlandığı bu günümüzde, ahlak da dinden soyutlanmış, her dünya tasavvurunun kendi değerlerine göre bir ahlak tanımı ortaya çıkmıştır. Dinsiz ahlak, adeta ahlaksızlığı ahlak edinmiş bir tanımla, içtimai hayatta kendini göstermektedir. İçtimai hayatta insanlar Müslüman olduğunu söylediği halde, görünen maddi hayatında ötesinde bir şeyler olduğuna inanmıyorsa, inandığını söylediği dinden çoktan kopmuş demektir.

 

Osmanlı Devletinin son dönemlerinde ki Ulemadan biri düşündürücü bir tespit yapar; “eğer Allah’a dine iman ettiğinizi söylüyorsanız neden Allah’ın ve dinin buyurduklarını yapmıyorsunuz? Yok, eğer Allah’ın ve dinin buyurduklarını yapmıyorsanız, neden iman ettiğinizi söylüyorsunuz?” Özellikle günümüz içtimai yapısında, fertten topluma herkesin hem kendisine, hem de herkesin herkese sorması ve öz eleştiri yapması gereken bir tespittir.

Yaşadığımız çağa bir hançer gibi saplanan bu ifadeler, her şeyin maddi bir bedelinin olduğu kanaatinin kabul gördüğü toplumsal hayatımızı adeta resmetmektedir. Müslümanların dahi dinsiz ahlak, dinsiz adalet, dinsiz eğitim, dinsiz nikâhlara teveccüh gösterdiği göz önüne alınırsa, “İnsanların yaşadığı bu menfaat bataklığından, hazdan ve hızdan, bunların mantığına itaat etmekten kurtaracak bir tek kuvvet vardır: Din”

Başka kurtuluş yolu yoktur. Bütün tanımlamalar, dinin verili değerleri üzerinden olmalıdır. Müslümanlar bu hassas noktaya çok dikkat etmeli, tanımlamaların içinde dinin olmadığı bir tasavvuru asla kabul etmemelidir. Zira din kendisinden sonra gelen kelimeye, kavrama anlam verir. İslam ahlakı, İslam Adaleti, İslam Hukuku gibi, önüne geçtiği kavramı asli hüviyetine büründürür. Bugün yapılan ahlak, adalet, hukuk, eğitim, devlet, nikâh, evlilik gibi daha birçok kavram ve kelime Müslüman mütefekkirler tarafından dahi ne yazık ki kelimenin önünde din olmadan tanımlanmaktadır.

Mithat Cemal, ahlakın esas kaynağının akıl değil, verili değerler olan ilahi itikat olduğuna işaret ediyor. Önemli hatta çok önemli hususu hatırlatıyor: “Dinsiz ahlak olmaz”, “ikisi birbirinden ayrılamaz”, “ikisi birbirine girmiş, bir bütündür” diyerek, ahlak ve adalet başta olmak üzere, din ile kavramların arasını açanlara, açmak isteyenlere uyarıda bulunuyor. Yaklaşık yüz yıl önceden bugünün yeni yorumcularına, kavramları dinden bağımsız ele alarak yeniden yorumlayanlara sesleniyor.

Mithat Cemal’in yaşadığı tarihler, dinden bağımsız laik cumhuriyete giden süreçtir. Osmanlı dağılmış, Müslüman ahali kandırılarak yeni bir kurucu irade teşekkül etmiş, hemen hemen her şeyin dinden bağımsız, dinle alâkasız olarak yeniden inşasına başlandığı dönemdir. İttihatçıların devleti ve toplumu Avrupa’nın kopyası yapmaya azmetmesiyle ilerleyen süreçte, Müslüman millettin arasında, dinden uzak bir düzen kurulmuştur.

Mithat Cemal, dinin değer kaybının, aynı zamanda ahlakında değer kaybına yol açtığını vurgular. Bu hakikat tarihin şahitliğiyle sabittir:“Tarihen sabittir ki; dinin değersizleşmesini ahlakın zevali takip etti ve bu o kadar muntazaman tekrar eden bir vaka ki tarihin hadiselerinden çıkmış bir düstur şeklinde şuna nispet edebiliriz: Din ile ahlak arasına giren mesafe, derhal halk ile ahlak arasına girer. Ve bu yalnız mazide değil, şimdide böyledir.”

Dinsiz adalet tanımı yapılıp, adalet dinden soyutlanırsa, ne yöneticilerin, ne de halkın adil olması beklenemez. Din ile ahlakın arası açılır, dinsiz bir ahlak tanımı yapılırsa, ne siyasilerin, ne avamın, ne hukukun, ne eğitimin, ne evliliklerin ve daha akla gelebilecek ne varsa, hiçbirinden ahlaklı olmaları beklenemez. Dinsiz bir ahlak, ancak dine itibar etmeyenlerin teveccüh gösterebileceği ahlaktır. Çünkü dinin bir şeyler yapmak isteyene, “dur” dediği yerler vardır. “Hayatta “dur”u olmayanların ise, dine itibar etmesi beklenemez.

İşte dinin tanımladığı bir ahlakın toplumsal hayatta cari olabilmesi için, bazı yaptırımları vardır. Bu yaptırımların sınırını çizende ilahi bir iman ve salih amellerdir. Salt aklın çizdiği sınırlar, ne ahlakı, ne adaleti, ne hukuku, ne merhameti, ne de insanı tanımlayabilir. İnsanı insan yapan, ahlakı ahlak yapan, adaleti adalet yapan, hukuku hukuk yapan dinin kendisidir, dinin tanımlamasıdır. İslam dinine iman etmeyenler, ahlaklı olamayacağı gibi, adilde olamaz. İnsanı hayvanlardan ayıran iman ve salih ameldir. İnsanın ise sadece karnı acıkmaz, aynı zamanda kalbide acıkmalıdır.

  • Perşembe 7 ° / 2 ° Güneşli
  • Cuma 5 ° / 1 ° Güneşli
  • Cumartesi 6 ° / 1 ° Güneşli

Aksaray

14.11.2019

  • İMSAK 05:52
  • GÜNEŞ 07:17
  • ÖĞLE 12:33
  • İKİNDİ 15:16
  • AKŞAM 17:40
  • YATSI 18:59
  • BIST 100

    104.828%0,82
  • DOLAR

    5,7713% 0,58
  • EURO

    6,3562% 0,58
  • GRAM ALTIN

    270,17% -0,29
  • ÇEYREK ALTIN

    445,7805% -0,29