Kaybolan Değerlerimiz Yalnızlaşan İnsanlık
Kaybolan Değerlerimiz Yalnızlaşan İnsanlık
Tarih: 29.8.2018 11:45:27 / 4543okunma / 0yorum
Dr.İbrahim KUTLU

Ben” merkezli olmak, zevke düşkünlük ve sadece almakla mutlu olabileceğini sanmak; yalnızlığı ve beraberinde depresyonu getiriyor. Aile bağlarını koruyarak birlikte zaman geçirmek, çevresine karşı sorumluluğunun bilincinde, kültürel, kutsal ve insanı insan yapan değerler bütününde yaşamak problemi çözüyor...

İnsan sosyal bir varlıktır. Yalnız yaşaması mümkün değildir. İçinde bulunduğumuz asır bilgi ve teknoloji çağı olarak ifade edilmektedir. Artık eskisi gibi biriyle haberleşmek istediğimizde postaneye, eve, bir telefon kabinine gitmiyoruz. Kablosu fişe bağlı telefon kullanmıyoruz. Bir yerden diğerine gitmeye gerek kalmadan işlerimizi oturduğumuz yerden halledebiliyoruz. Aslında her şey insan hayatını kolaylaştırmak için yapılıyor. Düne göre hayat çok daha rahat görünüyor.

Modern ve teknolojik toplumda meydana gelen bu gelişmelere rağmen insan yalnızlaşıyor. Ekonomik olarak düne göre bugün daha rahatız, iletişim olarak daha rahatız, ulaşım olarak daha rahatız vs. Fakat mutsuz ve yalnız hayatlar yaşıyoruz. Eskiden bir köyde bir şehrin mahallesinde evler birbirine uzak olmasına rağmen herkes birbirini bilir ve tanırdı. Hasta olan biri hemen duyulur, cenazelerde üzüntüler paylaşılır hatta cenaze evine yemek bile yaptırılmazdı. Şimdilerde çok katlı dairelerimiz var. Ceplerimizde telefonlarımız, çantalarımızda bilgisayarlarımız var fakat dairelerde oturan ailelerden kaç tanesi birbirini ne kadar tanıyor. Hatta komşuları tarafından kokudan rahatsız olup on gün sonra bulunan yaşlı haberlerini artık daha sık duymaya başladık.
İnsan yalnızlaşıyor. Anne-baba, baba-oğul, anne-kız birbiriyle konuşamıyor. Herkes kendi dünyasını kurmuş gidiyor. Baba televizyon başında haberleri seyrediyor. Anne diğer televizyonda dizilerini takip ediyor. Kız ise feysindetivitinde. Aynı çatı altında birbirimizden kopuk bir yaşantımız var. Dörtinsanın dört ayrı dünyası oluşmuş. Metroda, otobüsteinsanlarımız telefonlarını çıkarıp ya oyun oynuyorlar ya da kulaklıklarını takıp müzik dinliyorlar. Yanımızdaki insan bir soru sorsa, konuşmak istese bizlere zulüm geliyor. Aslında kalabalıklar içinde yalnızları oynuyoruz. Konuşamıyoruz.  Konuşmak psikolojik bir terapidir. Konuşamadığımızdan ruhsal sorunlar artmıştır. Toplum olarak doğru yerde kullanmadığımız teknoloji bizi kültürümüzden ve birbirimizden uzaklaştırmıştır. Bugün en çok TV programı izleyen, telefon kullanan, internet başında sabahlayan ülkelerden biriyiz. Teknolojiyi doğru yerde kullanmıyoruz ve esiri oluyoruz.

Toplum olarak hep “ah nerede o eski bayramlar” der dururuz. Kiminle konuşsak herkes “eski bayramlar” der. Bu bayramlar Neden devam etmemiş? Neden gençler yaşamamış acaba.

Gençlerimiz akrabalarını tanımıyorlar, yaşlılara saygı kalmamış, gençler yaşlılara yer vermiyor. Otobüste şikâyetediyoruz, gençlik ne hale geldi, yaşlılara saygı kalmadı diye. Kendimize bir soralım bu gençler kimin çocukları? Bunlarıkim yetiştirdi? Bu gençler başka ülkeden gelmedi, Bu gençler bizim çocuklarımız. Bu gençleri biz yetiştirdik.
Güzel bir atasözümüz var “Ne ekersen onu biçersin. ”Biz büyüklerimizden gördüklerimizi uygularsak, çocuklarımızda bunları görecek onlarda bayramları bizim gibi kutlayacaklardır. Geleneklerimize sahip çıkacaklar. Bizler eğer ki bayramları tatil gibi görür sahillere kaçarsak, evlatlarımızda bayramları tatil gibi görürler. Bizler yaşlanınca onlarda bizlerin elini öpmek yerine sahillere kaçarlar. Devir değişti diyorlar, bu ne biçim devir ki kültürümüzü de değerlerimizi de yok ediyor. Toplum olarak biz nasıl bu hale geldik kendimize bir soralım.

Aşırı özgürlüğün kötü sonuçlarını şimdilerde görmeye başladık. - Sosyolojik değişimler toplumun yapısını da etkiliyor. - Mesela bir dönem insanlar nikâh karşıtı birlikteliklere özendirildi. Okullarda öğrencilere “dur, sus, yapma” demek sistem dışına itildi. Öğrenci istediğini yapsın. Yeter ki bu sırada yetenekleri ortaya çıksın. Çocuklara iç denetimi öğretmediler. Arzuları serbest bırakmak, bencilliğe dönüştü. Hatta canavar çocuklar ortaya çıktı. Bireysellik, beraberinde mutsuzluğu ve depresyonu getirdi. - İçinde bulunduğumuz durum sizce modernizmin bir sonucu mu? - Modernizmin değil de, modernizm ile beraber değerlerin kayboluyor olmasının bir sonucu. Küçük bir çocuğa “her istediğini yapmak senin hakkındır” deniyor. Ardından gelen küçücük bir “hayır”, daha önce yaptıklarınızı unutturuyor ve sizi bir anda kötü yapıyor. Sınır bilmiyor, hep almayı biliyor. Böylece ileride bencil bir kişilik ortaya çıkıyor. Oysamodernizmin getirdiği kazanımlar korunarak, manevi değerlerin birleşmesi lazım. “

Modern hayat, insanları tüketerek mutlu etmeye yöneltti. İnsanlar çılgınlar gibi harcayarak, alarak mutlu olmaya başladı. İnsanlar egosunu besleyen zevklerin peşinden koşmaya başlayınca mutluluğu yakalayamadılarModernizmin mutluluk tanımlaması yanlış. Bu tanımda somut değil soyut şeyler olmalıdır. İnsanlar bugün para kazanmak için derin düşünüyor ama, kendi iç zenginliğini derin düşünmüyor.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yok, Olan İnsanlık (10 Kasım 2018 - Cumartesi)
Türk´ün ütopyası: Kızıl Elma (02 Kasım 2018 - Cuma)
Ülke Sorunu Haline Gelmiştir (14 Ekim 2018 - Pazar)
Kopya hayatlar (16 Eylül 2018 - Pazar)
Dalgının baktığı yer (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Başkalarının acısına bakmak (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Sosyal medya “Sahte Mutluluklar” (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
Dostluk Üzerine.. (09 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Siyaset Üzerine (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Bayramlar ve Kaybolan Değerlerimiz (15 Haziran 2018 - Cuma)
Geçmişle övünmek! (22 Mayıs 2018 - Salı)
Milli duruş (08 Mayıs 2018 - Salı)
Camideki Rektör: Erol Güngör (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
Ahlakı Değerleri Öldüren Sermaye (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Toplumsal güven krizi (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Sosyal Dokunun Bozulması (30 Mart 2018 - Cuma)
Değişen Dünyada Din Anlayışı (22 Mart 2018 - Perşembe)
Ahde vefa (02 Mart 2018 - Cuma)
Ecdadın Ümmet Anlayışı (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Hoşgörü Yada Hoşgörüsüzlük (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Din ve Kültür ilişkisi (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
NEDEN OKUMUYORUZ (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Günümüzde Deizm ve Müslümanlar (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Uçurumun Kenarı (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Geyik Muhabbeti (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mustafa Sabri Efendi (21 Kasım 2017 - Salı)
Medeniyetten Yoksun Şehirler (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
Çağımızın sorunu Liyakatsizlik (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Modernizmin Topluma Etkileri (21 Ekim 2017 - Cumartesi)
Şahsiyet ve Kendine Dönmek (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Çağımızın Sorunu Samimiyetsizlik (19 Eylül 2017 - Salı)
Öze Dönüş (15 Eylül 2017 - Cuma)
Tarih tekerrür eder mi? (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
Eskilde Sosyal Barış (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Bilinçli bir toplum olmak (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Aksaray Hava Durumu
Bugün
Parçalı bulutlu
-3°
Perşembe
Parçalı bulutlu
-3°
Cuma
Bulutlu
-2°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, salih evlat.

Hz. Muhammed
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları